Örnek HTML sayfası
Bugun...



ATATÜRK, SANATA VE SANATÇIYA SAHİP ÇIKTI
Tarih: 04-07-2020 18:47:28 + -


Gazi Osmanpaşa Üniversitesi Müzik Okutmanı Ahmet Gümüştekin'in yazısı...

facebook-paylas
Tarih: 04-07-2020 18:47

ATATÜRK, SANATA VE SANATÇIYA SAHİP ÇIKTI

AHMET GÜMÜŞTEKİN
Gazi Osmanpaşa Üniversitesi Müzik Okutmanı

 

Devlet kurmak ve onu yepyeni kurumlarla donatmak ince ve zor bir iştir. Önderlik ettiği toplumu bir hamur gibi işleyerek ona yeniden şekil vermek, herhalde bir heykeltıraşın sabrından ve çabasından daha az değer­li değildir. Heykeltıraşın taşa ve tahtaya döktüğü gönlünü Atatürk, ülkesi ve toplumuna harcamıştır. Anadolu’nun yirmi bin kişilik bir bozkır merke­zinden milyonluk bir başkent yaratma tutkusu ve çabası, ressamın tuvali­ne aktardığı çizgi ve motifler kadar ince bir zekâ ve bu zekanın yansıtıl­ması olayıdır. Sanatın niteliği nasıl ki sanatçının yeteneklerine göre değer kazanıyorsa, bir önderin eseri de onun yeteneklerine göre anlam ve içerik kazanmaktadır. Dünya’da liderliğe soyunan pek çok kimse, sonuçta aynı ve mükemmellikte bir eser ortaya koyabilmiş değildir. Eserin biçim ve ni­teliği, onu meydana getiren kişinin yeteneği, sezgisi, düşündüklerini uy­gulamadaki başarısı ve yöntemine göre, iyi ya da kötü olabilmektedir[1].

Atatürk hakkında pek çok söz söylenmiş, hakkında çok sayıda kitap yazılmıştır[2]. Kişiliğini belirleyen ve çok az önder de bulunan özellikleri, bu yayınlarda dile getirilmiştir.

Bir kaynakta[3] sanat;

  1. Bir duygunun, bir tasarının veya güzelliğin ifadesinde kullanılan metotların tümü; bu metotların sonucunda ulaşılan üstün yaratıcılık.
  2. Bir şeyi güzel yapmak için uygulanan kuralların tümü.
  3. Bir meslekte uyulması gereken kuralların tümü. (Askerlik sanatı)
  4. Bir şeyi yapmada gösterilen ustalık, kabiliyet.

Bir başka kaynakta[4] sanatçı;

Güzel sanat dallarından biriyle uğraşan ve özellikle bunda başarılı olan kimse, olarak tanımlanmıştır.

Belki klasik anlamda Atatürk resim yapan, müzik icra eden, tiyatro oynayan vb. bir sanatçı değildir. Ama sanatı, en öz anlamıyla duyguların yansıtılması olarak ele alırsak, insanın siyasal düşüncelerinin ortaya çıkar­dığı kurumları da, bir sanat eseri olarak kabul etmek gerekir[5].

Atatürk’ün yazdıkları, sanatçı ve sanata verdiği destek, açtırdığı sa­nat okulları yanında, hedeflerine ulaşırken sanatçıları da bu hedeflere or­tak etmesi, onun sanatçı kişiliğinin bir parçasıdır. Atatürk’ün sanatçı kişi­liğinin ilk tohumları Şiir’le atılmıştır. Meşrutiyetin ünlü hatiplerinden, Ömer Naci’nin[6] iyi bir şair, güçlü bir konuşmacı olması onu etkilemiş, şiir ile tanışmasına neden olmuştur. Bu sırada okuduğu Manastır Askeri İdadi’sinde, Osmanlı İmparatorluğu’nun içinde bulunduğu zor durum, ül­ke içinde ki idarecilerin yetersizlikleri, emperyalist devletlerin imparator­luğa karşı tutundukları tavırlar, toprak kayıpları ve bu topraklardaki Türk’lere yapılan zulüm onu derinden etkilemiş, daha o günden olumsuz­luklara, ancak sanatçılarda bulunabilecek ön sezi ve duyarlılık sayesinde, “HAKİKAT[7]” adlı şiir ile karşı durmaya başlamıştır.

Hakikat

Gafil! Hangi üç asır, hangi on asır
Tuna ezelden Türk diyarıdır
Bilinen tarihler söylememiş bunu
Kalkıyor örtüler, örtülen doğacak!
Dinleyin sesini doğan tarihin
Aydınlıkta karartı, karartıda şafak
Yalan tarihi gömüp, doğru tarihe gidin.

Asya’nın ortasında Oğuz oğulları
Avrupa’nın Alplerinde Oğuz torunları
Doğudan çıkan biz, batıda yine biz
Nerde olsa nerede olsa kendimizi biliriz
Hep insanlar kendilerini bilseler
Bilinir o zaman ki, hep biliriz.

Türk sadece bir milletin adı değildir
Türk bütün adamların birliğidir
Ey birbirine diş bileyen yığınlar
Ey yığın yığın insan gafletleri
Yırtılsın gözlerdeki gafletten perde,
Hakikat nerede?

Sanatçı; her ne kadar yeniyi bulmayı, olmayanı sunmayı, duyguları­nı dile getirmeyi amaçlasa da, içinde bulunduğu duruma da, sanatını araç olarak kullanıp tepki göstermeyi, sanatının doğal sonucu kabul eder. Bu bağlamda Atatürk, “Hakikat” şiiriyle bile, sanatçı kişiliğe sahiptir. 1897’de yazdığı bu şiir, belki de Türk Tarih Kurumu’nu kurmasına, Türk Tarih Tezi’ni[8] oluşturmasına önemli bir katkı sağlamıştır.

Güzel söz söyleme ve güzel konuşmada sanat arasında yer alır. Ata­türk’ün savaş alanlarında verdiği emirleri dahi özenle ve duyarlılıkla seç­tiği hepimizin bildiği bir gerçektir. Bir emir düşünün ki “Cephaneniz yok­sa, süngünüz var! Sizden taarruz değil, ölmenizi istiyorum”[9] kadar veciz olsun. En kızgın olduğunda söylediği en ağır söze bakalım; “Şaşarım akl-ı perişanına, ahmak…[10]”. İzmir suikast! dolayısıyla 10 Haziran 1926’da Anadolu ajansı muhabirine söylediği ve Cumhuriyete olan inancını dile getirdiği “Benim naçiz vücudum bir gün elbette toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.” sözü, unutulmayacak özdeyişler arasında yerini almıştır. Namık Kemal’in;

“Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini,
Yok mu kurtaracak bahtı kara maderini.”

Beytine atfen Atatürk, I. İnönü savaşı hakkında Meclis’te konuşur­ken;

“Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini,
Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini”

diyerek, sanata, sanatla karşılık vermiştir[11].

Şiiri ve edebiyatı sevdiğini söyleyen Atatürk’ün, özellikle Fransız­ca’dan şiir çevirileri yaptığı, Cumhurbaşkanı olduğu dönemlerde, bir as­kerin ölümünün oluşturduğu duyguları anlatan “Mersiye” (ağıt) kaleme aldığı bilinmektedir[12].

Tüm gelişmeleri anlattığı ve tarih önünde hesap verdiği Nutuk’da[13], başlı başına bir sanat eseri niteliğindedir. Eser iyice incelendiğinde, bilim­sel bir eserin, sanatsal bir estetik içeresinde sunulduğu gözlerden kaçmaya­caktır.

YAZININ DEVAMINI OKUMAK İÇİN LİNKİ TIKLAYINIZ

https://www.altayli.net/ataturkun-sanatci-kisiliginin-sanata-ve-sanatciya-bakisina-etkileri.html

 




Kaynak: https://www.altayli.net

Editör: Kürşat Kafkaslıoğlu

Bu haber 828 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÜLTÜR-SANAT Haberleri

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
391 Okunma
384 Okunma
352 Okunma
332 Okunma
318 Okunma
263 Okunma
237 Okunma
233 Okunma
228 Okunma
210 Okunma
197 Okunma
196 Okunma
1380 Okunma
1050 Okunma
1003 Okunma
998 Okunma
987 Okunma
968 Okunma
966 Okunma
959 Okunma
915 Okunma
859 Okunma
852 Okunma
850 Okunma
SON YORUMLANANLAR
YUKARI