Örnek HTML sayfası
Bugun...



Bir Hayati Vasfi Taşyürek Vardı, Yeni Yetmeler Bilmez Onu
Tarih: 20-05-2020 15:47:35 + -


Halk Ozanı Hayati Vasfi Taşyürek Kahramanmaraş ilinin Afşin ilçesinin Tanır beldesinde 17 Mayıs 1931 tarihinde dünyaya geldi

facebook-paylas
Tarih: 20-05-2020 15:47

Bir Hayati Vasfi Taşyürek Vardı, Yeni Yetmeler Bilmez Onu

Dr. Halil ATILGAN

Hayati Vasfi Taşyürek Kahramanmaraş ilinin Afşin ilçesinin Tanır beldesinde 17 Mayıs 1931 tarihinde dünyaya geldi. Babası Yüzbaşı Dede Efendi. İlk ve ortaöğrenimini Afşin’de tamamladı. Çocuklarının en iyi şekilde yetişmesini isteyen baba, Hayati’nin meslek sahibi olarak hayata atılmasını arzu ediyordu. Bu düşüncesinin gerçekleşmesi için oğlu Hayati’yi Afşin’e çok yakın olan Elbistan ilçesinde bir ayakkabıcı ustasının yanına çırak olarak verdi. Böylece Hayati Vasfi Taşyürek için de zorlu hayatın ilk maratonu başlamış oldu. Zorlu maratonun gelişmesini çok yakından takip eden hemşehrisi gazeteci, yazar Sıddık Demir’den dinleyelim[1]:

“Asker bir babanın, kültür hayatımıza damgasını vuran bir evladı olan Hayati Vasfi Taşyürek, yüzbaşı rütbesiyle uzun dönem ordu bünyesinde görev yapmış Dede Efendinin oğludur. Bu rütbede emekli olan Dede Efendi çocuklarını kendi köyünde geleceğe hazırlamak ister. Tarımla uğraşmanın yanında Hayati’yi sanat öğrensin diye hemen yanı başında daha büyük bir şehir olan Elbistan’da kunduracı çırağı olarak bir esnafın yanına yerleştirir. Hayati, askerlik çağına kadar bu sanatı öğrenmek için gayret eder. Zaman içinde ustasının kızına âşık olur. Duruma muttali olan babası Dede Efendi, işe aleniyet kazandırsa da, Hayati’nin ustası bu işin olmaması için kestirip atar. Kızını mutlaka bir memura vereceğinden bahisle Hayati’yi işyerinden kovar. Böyle bir gönül ilişkisinden sonra şairimizdeki şairlik istidadı başlamış olur.

Yaşadığı zamanın tarım toplumu insan standartlarının istisnai bir örneğini teşkil eder. Çünkü bürokrat bir babanın oğlu olarak yetişme şartı ve alışkanlıkları ona akranları arasında zaten başka bir sıfat kazandırır. Yani köyde kasabada yaşar ama köylü kalmaz. İmkânları ölçüsünde ülkesinin birçok yerlerini gezer. Şiirlerinde hep büyük resmi yorumlar. O resmin problemlerine bigâne kalmaz. Doğuştan verilmiş olan yetenekleriyle de hayranlık uyandıran şairimiz Hayati Taşyürek, yaşadığı bölgenin dışa yansıyan parlak yüzü olur hep. Fiziki görünümünün yanında, davudi sesiyle yapmış olduğu hitabetleri kayda değer özelliğidir. Medeni bir diş görünüm ve disiplinli bir yaşama biçimi neredeyse koskoca bir ilçenin medarı iftiharı durumunda olma özelliğine sahip olmuştur. Bu özelliğinden olmalıdır ki medeni cesaretine ilaveten girişimciliği veya yenilikçiliği de gelişmiştir. Çok yönlü bir kişilik sahibidir. O, temsil galibiyeti yükseklerde yer tutan birisidir. Şairdir, gazetecidir, siyasetçidir, yöneticidir. Şöhreti yaşadığı coğrafyanın sınırını çoktan aşmış biri olan şairimiz halkının değer yargısına sanatıyla hizmeti daima şiar edinmiştir.

 

Kendi kasabasının ilk belediye başkanı olarak yapmış olduğu hizmet aradan en az kırk yıl geçmesine rağmen halen aşılamamıştır. Bu anlamda kadir kıymet bilinir durumdadır. İsmi halen canlıdır. Şairliğinin gelişmesinde katkısı olan arkadaşı Ferağı Sağ’ın tavsiyesiyle Hayati ismine ilaveten ‘Vasfi’ mahlasını almıştır. Bundan sonra Hayati Vasfi Taşyürek olarak bilinmeye başlamıştır sanat camiasında. Onu meşhur eden şiiri Lügatçemiz’dir.”

Hayati Vasfi Taşyürek (17 Mayıs 1931- 20 Nisan 1990)

Ben merhum üstat Hayati Vasfi’yi 1970’li yıllarda Adana’da Atatürk Ortaokulu’nda müzik öğretmenliği yaptığım yıllarda tanıdım. O yıllarda her ne kadar da şiiri ayak sesinden tanımasak da güzel olan dizeleri tespit edebiliyorduk. Şair deyince Ümit Yaşar Oğuzcan, Turhan Oğuzbaş, Semsi Belli vb’nin aklımıza geldiği yıllardı o yıllar. Abdurrahim Karakoç’un Hasan’a Mektuplar şiirini ezbere okuduğumuz, arı gibi her çiçekten bal almaya çalıştığımız, pembe kâğıtlara aşk mektupları, sokaklara sevdiğimizin adını tebeşirle yazdığımız, çiçeği burnunda delikanlı olduğumuz, cehaletin sıkıntılarını yaşayıp derde dermanı şarap şişelerinde aradığımız yıllardı o yıllar. O yıllar Abdurrahim Karakoç’u ilk defa Adana’ya davet ettiğimiz yıllardı. Karakoç’u o zamanlar kim bilirdi ki. Konya’da yayınlanan Devlet dergisinde şiirleri çıkıyor diye yayınlanmasını sabırsızlıkla beklediğimiz, sevda şiirleriyle yunup arındığımız, karasevdalı türküler dinlediğimiz, sabırla koruğu helva yaptığımız, fırın ekmeğini yufka ekmeğin arasına sarıp da katık diye yediğimiz yıllardı o yıllar.

Dört baş nüfus bir de köpek
Çalış çalış boşa emek
Beş kişiye bir tas yemek
Yetsin diyom yetmiyor ki

(…) Ocakta olmaz korumuz
Kimseye yoktur zorumuz
Pinedeki horozumuz
Ötsün diyom ötmüyor ki

Çakari der oğlum kızım
Yüreğimde kat kat sızım
Altı telli kırık sazım
Ötsün diyom ötmüyor ki

YAZININ DEVAMINI AŞAĞIDAKİ LİNKTEN OKUYABİLİRSİNİZ

https://www.belgeseltarih.com/bir-hayati-vasfi-tasyurek-vardi-yeni-yetmeler-bilmez-onu/




Kaynak: belgeseltarih.com

Editör: Kürşat Kafkaslıoğlu

Bu haber 1436 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÜLTÜR-SANAT Haberleri

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
757 Okunma
727 Okunma
655 Okunma
569 Okunma
491 Okunma
480 Okunma
431 Okunma
404 Okunma
401 Okunma
396 Okunma
384 Okunma
348 Okunma
2780 Okunma
2337 Okunma
2262 Okunma
2128 Okunma
2115 Okunma
2057 Okunma
1986 Okunma
1943 Okunma
1923 Okunma
1874 Okunma
1864 Okunma
1552 Okunma
SON YORUMLANANLAR
YUKARI