Örnek HTML sayfası
Bugun...



Çelebi ÖZTÜRK'ün kaleminden zevkle okuyacağınız bir yazı
Tarih: 31-05-2020 12:54:55 + -


Çelebi Öztürk, üzümün sır yolculuğunu anlattı!

facebook-paylas
Tarih: 31-05-2020 12:54

Çelebi ÖZTÜRK'ün kaleminden zevkle okuyacağınız bir yazı

Geçmişe duyulan özlemdir yüreğimin hastalığı!

 

Hiçbir zaman söküp atamadığım hasret, hiçbir zaman kaçamadığım benliğim, rüyalarıma, hayallerime giren ulvi sarhoşluk! Bir bilsen her andığımda, her dokunduğumda tenim nasıl kızarır, alev alev nasıl yanar. Bir bilsen içimde nasıl bir hasret var. Yüreğimi hasta eden bir özlem var.

 

Bir kadının şuh güzelliğine duyulan özlem gibi yakar bedenimi, cendereye alır ve boğar!

 

Ne zaman yola koyulsam aynı heyecanla yanarım.  Çünkü ona kavuşmanın heyecanı hiçbir şeye benzemez.

 

Ne zaman “Yeniyapan” yazılı yola sapsam bu özlem kat kat artar yüreğimde. Bozkır ve ova görüntüsündeki bu köye bir an önce kavuşmak isterim, bir an önce sevdiklerimi sarmak isterim. Kerpiçten evleri, çorak topraktan damları ile beni büyüler. Egzotik bir havası var. Kimse anlamaz, kimse bilmez bu sırrı!

 

Eve kadar gelen kokusu vardı. Çok eskiden özlemini duyduğum o geçmişi sırlı yolculuktan... Delice Irmağı’nın hemen kenarında üzüm bağları sıra sıra dizilir, yeşil yaprakları, sarı sarı üzüm salkımları cezbeder. Salkımlar sararmaya yüz tutuğu zaman sarhoş eden kokusu gelir bağdan. O kokuyu hissedip sarhoş olmamak mümkün mü? Öyle bir koku ki, sanki ulvi bir mekândan gelir ve sarhoş eder ki, şımartır ruhumu damlan. Çocuk gibi şen olurum.

 

O koku ki, girdikçe damarlarıma çekilir canım! Cımbız gibi çeker tenimden ama ıstırap çekmem, acı duymam ve zevk çığlıkları atarım. Girift damlan beni sarhoş eder. Dayanamam sana. Sen, ruhumun, damarlarımın ab-ı hayatısın, ben ise sana ram! Sanki kutsanmış bir Tanrı eliyle ve ayın on dördü gibi açmış salkım salkım. Azdırıyorsun duygularımı, cezbediyorsun salkım hanım!

 

Üzüm hasadı en zevk aldığım dönem. Beni sarhoş eden, duygularımı azdıran, beni şımartan salkım hanım ayakların altında ezilirken, ben “ah!” sesini işitirim. Oturduğum yerden genç kızları, kadınları ve üzüm salkımlarını ayaklarının altında zevkle çiğneyen delikanlıları izlerken, o sesi yalnız ben duyarım, ben hissederim. Ezilirken salkımlar, onu ezen her ayak yorgunluktan inler ve salkım hanımın her tanesinden oluşan damlalar tatlı bir yorgunluğun ürünü olarak damla damla birikir. Her damlasında emeğe karışmış tuzlu ter damlası olduğunu yalnız ben bilirim, ben düşünürüm.

 

Salkım hanımın olgunlaşan her tanesi sanki birer aşk tanrıçası! Ben, onları izlerken çingene cilvesiyle yağız delikanlıları sarhoş ettiğini görürüm. Delikanlılar salkım hanımı ezerken ayaklarının altında, kollarını iki yana açar ve dansa başlarlar. Ne için dans ettiklerini ve ne için zevk aldıklarını bilmezler. Damarlarını çeken, ruhlarını cezbeden şeyin ne olduğunu bilmezler. Onları izlerken ben hissederim bunu.

 

Hoş kokulu kadın edasındadır salkım hanım. O kırmızı fistanıyla dans eder. Bunu da bilmezler. Salkım hanım fıçılarda serin sarayında inzivaya çekilir bir süre sonra. Şuh bir kadın edasındadır. Görmezler… O, sarayında demlenir, demlendikçe güzelleşir ve şuh bir koku sürünür! Onun kokusuyla, onun her damlasıyla sarhoş olan yağız delikanlıların gözleri buğulanır, esrarlı bir havaya bürünür, gelecek gergefin korkunç yoludur bu. Kutsal Kitap uyarmıştır aslında günah bataklığına girmeden hemen önce! Lâkin “günah meleği” öyle bir dokunur ki insanın yüreğine, o dokunuşun ne anlama geldiğini bilmezler, düşünmezler. Evet, düşünmezler buğulu gözlerin ardından gelecek korkunç uğultuyu ve çarpışmayı, biraz sonra akacak kızıl kanın bıçağı olduğunu.

 

Kadın gibi çeker beni kokusu. Utangaç duygularımın tenimi kızartmasına engel olamam, beni cezbeder. Öyle bir cezbeder ki, düşümde Tanrı gibi. Çeker beni, ruhumu, bedenimi, sanki bataklık gibi. Yine de aldırmam, yine de alınmam, o beni öyle bir çeker ki, damarlarıma elzem kan gibi. Söylemeye korktuğum adın gibi.

 

Ben, seni sevdikçe damarlarımda dolaşan kan gibi yakarsın bedenimi. Adını her anışımda nasıl yanıyorsa ruhum, kokun nasıl sarhoş ediyorsa beni, salkım hanımın kadınsı kokusu da beni sarhoş ediyor. Asi gecelerde benim yoldaşım o.

 

Bir öpücük yetmiyor böyle zamanlarda. Loş gecelerin asi sarhoşluğunda seni öpücüklerimle boğuyorum. Evet, sevgili! Bir kadeh yetmiyor loş gecelerin asi sarhoşluğuna, demlendikçe aşka geliyorum. Yudumladıkça içiyorum, yudumladıkça daha istiyorum. Onun özündeki ve ruhundaki sır burada gizli! Demlendikçe istersin bir daha bir daha. O kadeh ki, kan kırmızısı deminde gelir aşka. Gözlerim, şehvetin kırmızı damlası tuzağında. Evet, öyle bir tuzak ki bu, alev alev yakar içimi ve kendimden geçerim. Belki seni severim, belki bir bıçak darbesinde keserim hayallerimi. Ve sevgili, gözlerim şehvetin kırmızı damlasıyla alay eder, dans eder ve seni özler. Göz kırpışım, aşkının tam on ikisinde pusuda o saatte.

 

Ben bozkırın yağız delikanlısı, henüz terlemiş bıyıklarım, henüz aşkı tatmışım, henüz seni tanımışım. Her demin aklımı devşirir, girift damlan beynimi uyuşturur, beni benden alır ve bilmediğim bir yolcuğun sonunda ne olduğunu hatırlamadan uyanırım.

 

Kutsal bir varlık gibi bakarım ona. İhaneti bilmez Anadolu yüreğim, her şey saftır kendiliğince. Bu saflıkta düşlerimin aykırılığından ve kendimden utanırım. Bilmediğim duyguların esiri olmaktan utanırım ve kızarırım. Nasıl bir ütopyadır ki o, aykırı düşlerimin sis lambası olur ve beni cezbeder. Beni peri kızı gibi çarpar, beni benden alır.

 

Korkaktır aslında yüreğim; benliğimde savaşçı ruhu yoktur. Rüyalarımda kana ve ihanete yer yoktur, buğulu gözlerin gergefinde kıvranmak yoktur ama her damlası ihtilaller yaratır ruhumda. Çocuksu ruhum aslan kesilir, savaşçı olur, yiğit bir kahraman olur.

 

Ah! Salkım hanımın her damlası sakin gönlümün deli fırtınasıdır. Bunu yalnız ben bilirim.

 

Hâlbuki Anadolu utangaçlığı vardır yüreğimde ve o duygularımın önüne çıkamam. Ben her zaman sakin, her zaman masum, her zaman utangaç olmuşumdur hâlbuki.

 

Ah şarap! Sen, utangaç duyguların altın şifresi… Bilmediğim gizemli ütopyanın sefil elçisi…

 




Kaynak: Çelebi Öztürk

Editör: Kürşat Kafkaslıoğlu

Bu haber 2696 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER ÖYKÜ Haberleri

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
614 Okunma
587 Okunma
551 Okunma
534 Okunma
515 Okunma
498 Okunma
487 Okunma
456 Okunma
418 Okunma
246 Okunma
243 Okunma
217 Okunma
2558 Okunma
2433 Okunma
2218 Okunma
2173 Okunma
2168 Okunma
2140 Okunma
2009 Okunma
1909 Okunma
1906 Okunma
1853 Okunma
1830 Okunma
1759 Okunma
SON YORUMLANANLAR
YUKARI