Bugun...



“DEYİM”İ BİLMEYENE BEN NE DEYİM?
Tarih: 14-01-2019 08:06:58 Güncelleme: 18-01-2019 08:06:58 + -


Durdu Güneş'in yazısını ilgiyle okuyacaksınız!

facebook-paylas
Tarih: 14-01-2019 08:06

“DEYİM”İ BİLMEYENE BEN NE DEYİM?

DURDU GÜNEŞ

       Bugün arkadaşlarla bazı deyimlerin geçmişteki hayat tarzına uygun benzetmelerden oluştuğu, o hayat tarzını bilmeyen gençlerin bu deyimleri tam anlamayacağI konusunu konuştuk. Tedbirsizliğin doğurduğu kötü sonucu anlatmak için kullanılan “Tedariksiz tuvalete oturan, domala domala taş arar.” deyimi üzerine söz açıldı.

      Ders anlatırken zaman zaman deyimlerden faydalanırım. Ancak bazen deyimin geçmiş zaman hayat tarzından bazen de dilin eskimişliğinden doğan nedenlerle anlaşılmadığını anlayınca Türkçe’den Türkçeye tercüme yaparak anlatırım.

       Deyimler, genellikle gerçek anlamından az çok ayrı, kendine özgü bir anlam taşıyan kalıplaşmış söz öbeğidir.

       İlkokulu bitirdikten sonra bir yıl berber çıraklığı yaptım. Usta saçı başı dağınık olana “Bu ne? it yatmış yonca tarlası gibi!” derdi. Şimdiki nesil eğer hep şehirde yetişmişse it yatmış yonca tarlasını bilemez.

       Süleyman Demirel bir üniversitede öğrencilere hitap eder. Sözünün bir yerinde, “Yağcılar, güçlüden yana olanlar için söylenen “Kimin kağnısına binerse onun türküsünü söyler deyimini kullanmış.

       Sorular kısmında öğrencinin biri “kağnı” demekle neyi kastediyorsunuz? Diye sormuş. Demirel “Sen kağnıyı biliyor musun?” diye sormuş. Öğrenci "bilmiyorum" demiş. Demirel “O zaman bu soru seni ilgilendirmez” demiş.

       Deyimlerin ne anlama geldiğini bilmek için hem deyimdeki kelimeleri doğru bilmek hem de deyimin işaret ettiği zamanı, mekanı ve kültürü bilmek gerekir.

       Bir heyet bizim bölge müdürlüklerinde bilgilendirme toplantısı yapıyordu. Ben de eğitim merkezini temsilen sunumlarda gözetmen olarak bulunuyordum. Sunumu yapan kişi yurda giren takibi kontrollü ürünlerin yurda girdikten sonra “çil yavrusu gibi dağıldıkları”nı söylüyordu. Ben uygun zamanda deyimin ne anlama gelip gelmediğini sordum. Deyimin ne anlama geldiğini bilmiyordu. Çil yabani tavuk demek, çil yavrusu yabani tavuk yavrusu, çil yavrusu gibi dağılmak kontrolsüz ve rastgele bir dağılmayı ifade eder. Oysa kişi kontrollü bir dağılmadan söz ediyor ama çil yavrusu gibi dağılmaya benzetiyordu.

       Şimdiki nesle geveze, tekdüze konuşarak insan bıktıran kişi için söylenen “değirmen şakıldağı gibi” desen hiçbirşey anlamayacaktır. Çünkü hem değirmenin çalışma biçimini hem de şakıldağı bilemez. (Şakıldak- çaklıdak-Değirmende öğütülen zahirenin taşların arasına bir ölçüde akması için üst taşın üzerinde 20-30 cm. boyunda taş döndükçe ses çıkaran tahta.)

       Birbirine benzer pis yapan kişiler kişiler için söylenen “Öküz sıçmış ortasından teker geçmiş.” Sözünü hiç üzerinden teker geçmemiş öküz pisliğini görmeyen kişinin kafasında nasıl canlanacaktır?

       Birine güvensizliği anlatmak için “Rüzgarına harman atılmaz” deyimini nasıl anlatabilirsin. Kişi rüzgarda harman savurmanın ne olduğunu bilmezse deyimi de bilmeyecektir.

       Eskiden gelen misafire çok da muteber olmayan pancar pişirme ile ilgili “Pancara da bismillah” sözünü nasıl izah edersin. Deyim değersiz birine önemli bir kişiymiş gibi davranmak gerekmediği anlamındadır. Ama geçmiş dönemdeki hayat biçimi bilinmedikçe deyim tam anlamını bulmayacaktır.

       Peki, yeni neslin geçmişten gelen bu deyimleri bilmesi gerekir mi? Yani geçmiş bir hayat tarzından doğan benzetmeler ne işimize yarayacaktır? Aslında deyimin oluştuğu hayat tarzı ortadan kalksa bile deyimin anlattığı hayat gerçekliği ortadan kalkmamaktadır. Hem bu nedenle hem de düşünce ve ifade zenginliği bakımından bu deyimler bizim zihinsel dünyamızı zenginleştirmektedir.

       Bir zamanlar suç işleyenlerin alınlarına şerefsizlik damgası vurulurmuş. Bu damgayı yiyenler alınlarını kapatır, başlarını da öne eğerlermiş. İşte o dönemden günümüze “Alnım açık, yüzüm ak” “Alnım ak, başım dik” gibi sözler kalmış. Ceza uygulaması kalkmış ama deyim yaşama devam ediyor. Meramımızı bu deyimlerle daha rahat anlatabiliyoruz.

       Deyimleri öğrendiğimizde geçmişteki kültürü de öğrenmiş oluruz. Sadece düşünce ve ifade zenginliği açısından değil kültür zenginliği açısından da deyimleri hikayeleriyle birlikte öğrenmek oldukça faydalıdır.

 

...



Kaynak: Durdu Güneş

Editör: Mehmet Karakoyunlu

Bu haber 552 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER MİSAFİR KALEMLER Haberleri

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
YUKARI