escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan istanbul escort istanbul escort istanbul escort vtunnel
Bugun...



Geçmişle Şimdi Arası Kadınlık Öyküleri
Tarih: 24-04-2018 12:14:15 + -


Erendiz Atasü eserlerinin çıkış noktası, tarihten bugüne kadının toplumdaki yeridir.

facebook-paylas
Tarih: 24-04-2018 12:14

Geçmişle Şimdi Arası Kadınlık Öyküleri

Esin HAMAMCI

 

Erendiz Atasü eserlerinin çıkış noktası, tarihten bugüne kadının toplumdaki yeridir. Ataerkil düzen içerisinde kaybolan kadının sesi, tabular, gelenekler, cinsellik onun romanlarında, öykülerinde sıkça görülür. Kadınlık tarihini anlatırken yaptığı imgesel anlatım ise yazarı okurken zevk almamızı sağlayan kendine has üslubunu oluşturur. Yazarın 2015’ te çıkan Kızıl Kale’deki öyküleri ise üç bölümden oluşur: "Eski Zaman Masalları", "Üçleme", "Yeni Zaman Öyküleri". Bu öyküler ilkel dönemden bugüne, her yaştan kadının hikayesi...


“Eski Zaman Masalları” bölümünün ilk öyküsünde iki çingene kadının sevgilileriyle buluşmalarında yakalanıp cezalandırmaları anlatılıyor. “Denizin ve buzulun arasına sıkışmış kızıl toprakta yükselen kızıl kale”ye hapsediliyorlar. Biri dayanamayıp intihar ediyor. Bu öyküde toplumsal cinsiyet kodları çok iyi aktarılır. Ataerkil sistemin kurallarının işlediği bir ülkede savaş yaklaşmaktadır ancak hükümdar ve danışmanları kadının çiğnediği yasağa ne ceza vereceğini düşünmektedir. Kadının “körpedir bedeni, çok gençtir yaşı”. Bu yüzden tehlikelidir. Kuralları çiğneyen kadın “şeytan, cadı, büyücü”dür: Karanlık zindanda dokunmaktan ve dokunulmaktan yoksunlardır. Çingene ataerkil düzenin kurallarıyla yargılanır. Ateşle buz arasına sıkışmış bu ülke ve kızıl kale kadının bedenini temsil eder. Kadının zevk alması Hakanı sinirlendirir. Zevk alan kadın “yılan”dır. Kadın bedenini aşağılar Hakan: “Adem’ in kaburga kemiğinden yarattı kadını, erkeğin başına bela diye. Hikmetinden sual olunmaz.” Cinsiyetlendirilmiş mekan olarak kullanılan zindanda kadının aşk iniltileri bitmez. Yıllar geçer, hükümdarlar gelir gider ama kadının hikayesi unutulmaz.


"Erdemoğulları ile Uysalkızlar" öyküsü kabileler arasındaki ilişkiyi toplumsal cinsiyet üzerinden aktarır. Adındaki ironiden de anlaşılacağı üzere erkekler Erdemoğulları soyunu, kadınlar ise Uysalkızlar soyunu oluşturur ki erkeklerde erdem kadınlarda uysallık gözetilir ilkel kabilenin geleneklerinde. Yıllarca Erdemoğulları, Uysalkızlar soyundan “kız alır”. Erdemoğulları kabilesinin reisi Hekimbaşı’nın karısı kabileye göre tuhaf ve yabancıdır. Kimsenin bilmediği dilde türküler söylemektedir kadın ve daha önemlisi kabilenin soyunu devam ettirecek bir erkek çocuk doğurmamıştır. Bir tek kız çocuğu vardır. Erkekler bir kabileyi yönetmekle, kadın çocuk doğurmakla ve onlara bakmakla yükümlüdür. Oysa Hekimbaşı’nın karısı çocuk doğurmaktan ziyade hayaller kurar, doğup büyüdüğü deniz kenarındaki köy gibi bir yerde yerleşik hayata geçmek ister. Kabile çoğalmalıdır ve kadının tek amacı da bu olmalıdır. Kadın kabileye ne kadar hoşgörüyle yaklaşırsa o kadar nefret edilir. Soluk Beniz adlı dolandırıcının köylerine gelmesiyle köyde birçok şey değişir. Hekimbaşı, karısı onun işine karışıyor diye tokat atar karısına oysaki kadın haklı çıkacaktır. Anlatıcı sık sık kadının içgüdülerinin çıkarsız, mantıklı ve anaç olduğunu vurgular. Hekimbaşı ve kabile, para, liderlik peşindeyken, Uysalkadın büyük çerçevenin farkındadır ancak cinsiyeti kadın olduğu için sözü geçmez. Ataerkil düzen içine hapsolmuş hemcinsleri de ona yardımcı olmaz.

 

Olanlar olur, düzen bozulur, başa geçmek için savaşılır, sonunda hayali kurulan topraklar satın alınır. Meydana Hekimbaşı’nın büstü yerleştirilir ancak kadının feryatlarını kimse hatırlamaz. “Mutlu Son” öyküsü kırkbeş yaşındaki Nigar Hanım’ın kırışıklıklarından, vücudunu beğenmemesinden yakınmasını anlatır. İki dul kalmış kızı vardır. Nigar Hanım’a göre erkeksiz hayat bomboştur. Kızları evlenmemiştir, mutludurlar ve keyiflerinin gayet yerinde olması onu çok şaşırtır. Beyazperdedeki aşıklara özenmiştir hayatı boyunca Nigar Hanım. Bir gün sahilde kalp spazmı geçirir. Yaşını oldukça sorun ettiği bu sahnede gençliğine özlem duyar. Aşk konusunda dayattığı toplumun yaşlı kadın rolünden oldukça sıkılır ve kendi iç sesini dinler. Geçirdiği kalp krizini şaka olarak nitelendirmesi ise hikayesini oldukça ironikleştirir.


“Yalnız Adamın Yanlış Seçimi” adlı uzun öykü içerisinde birçok hikâye barındırır. Yalnız Adam’ın karısı üniversite hocasıdır. Zamanla profesörlüğe yükselir. Yoğun işi ve hırsı yüzünden kocasını ihmal ettiğine dair bir suçlulukla ne yârdan ne serden geçebilen, huzursuz biridir. Adamın hayatında ufak tefek kaçamaklar olur, karısı fark edince erkeği kazanmak için yeni iç çamaşırları, parfümler, saç boyaları alır ancak “soğumuş külde kıvılcım çakmaz”.


“Yavaş Bir İntihar”, muhasebeci bir kadının bir  müzik öğretmeniyle olan evliliğini anlatır. Kadın yirmi beş yaşına gelmiş, çevreye göre “evde kalmış”tır. Bekar birinin evli ve çocuklu ailelerin içine girmesi oldukça zordur çünkü bekâr bir kadın oldukça tehlikelidir evli çiftler için. Bir distopya gibi anlatılan bu sahneden sonra kadının tüm bunlara rağmen evlenmek istemediğini, çalışmak istediğini görürüz. Anlatıcıya göre evli yaşıtları: “Gövdelerindeki kıpırdanmalara tam da aşina olamadan eril enerjinin kuşatmasında bulmuşlardı kendini.” 


Erendiz Atasü’ nün özelikle altını çizdiği kadınsı ruh, onun için başkaldırının çıkış noktasıdır. Bunu her devirden, her çeşit ilişki üzerinden örneklendirmiştir. Kızıl Kale’ deki imgeler, kadının varlığını oldukça güçlü kılacak şekilde tasarlanmıştır.


Kızıl Kale’de hikâyeler bugüne geldikçe uygarlık değişir ancak toplumsal cinsiyet normları hep aynıdır. “Kısa Bir Üzüntü” adlı öyküde anne-kız ilişkisi, “Meleğin İntikamı”nda hizmetçi kadın ve evin hanımı arasındaki ilişki hizmetçi Refref odaklı anlatılır. Hemcinsler arasındaki kadın ilişki normlarına değinen yazar, yarattığı kadın karakterlerle süregelen geleneklerde kadının iç sesinin sönmediğinin de altını çizer. Erkek hakimiyetinde kadın kimi zaman hiç istemediği bir hayata mahkum olur, kimi intihar eder, yok olur, kimi ondan kaçar, düzen dışına çıkmaya toplumun cezası büyük olur. Ancak her zaman dünyada dişil enerji var olacaktır. Bu durum yüzyıllarca böyle sürer Kızıl Kale öykülerinde.




Kaynak: http://www.sabitfikir.com/

Editör: Mehmet Karakoyunlu

Bu haber 309 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER Kitap Tanıtımı Haberleri

ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
YUKARI