Örnek HTML sayfası
Bugun...



HAKİKATIN NİTELİĞİNE DAİR BİR SORGULAMA
Tarih: 02-08-2020 13:19:21 Güncelleme: 03-08-2020 14:42:21 + -


Prof. Dr. Nurullah Çetin, hayatın niteliğini sorguladı.

facebook-paylas
Tarih: 02-08-2020 13:19

HAKİKATIN NİTELİĞİNE DAİR BİR SORGULAMA

İnsanın hayatı kutsallarıyla anlam kazanır. Kutsalları olmayanın hayatı anlamsızdır, boşa gitmiş bir zaman israfıdır. Kutsallar ise ferdîliği içeren dinî, millî ve insanîdir. İnsanın bireysel hayatına, varoluşuna, geleceğine, ölüm sonrası sürecine anlamlı açıklama getiren tek kutsal, İslam dinidir.

 

Kişinin toplumsal hayatını anlamlandıran, düzene sokan ve toplumsal var oluşunun garantisi de millî kutsallarıdır yani Türklük bilincidir. Ayrıca diğer bütün insanlarla ve milletlerle olan münasebetlerimizi de Müslüman Türk kimliğimize uygun olarak insani düzeyde belirleriz. Buna göre biz bağımsız ve hür bir birey, Türk milletine mensup bir dünya vatandaşıyız.

 

Bu üç temel değeri sahih düzeyde anlayıp algılayarak hayata yansıtabilirsek kutsallara bağlı anlamlı, zevkli ve dolu dolu bir hayat yaşarız.

 

Hayatın biyolojik gerekleri yani yeme içme, zevk, haz gibi meşgale ve değerler amaç değil, kutsal ülkülerin gerçekleşmesi için araçtır. Kutsal ülküler uğruna gerekirse ölüme gitmek de hayatın kutsal anlamına dahildir. Elinde tek imkân olarak ömrü olduğuna inanan ve bu sınırlı ömürde dünyanın zevklerinden uzak kalacağını düşünen kişi, ölüm korkusu yaşar.

 

Ölümü sonsuz bir cennete geçiş için bir eşik olarak gören kişi ise, ölüm korkusu yaşamaz. Allah’a ve ahirete inanmayan kişi, ölüm korkusuyla hayatı kuruntular içinde yaşar. Ölüm korkusu taşıyan kişi, kutsalları adına kahramanlık ve fedakârlık yapamaz. Kutsalları olmayan kişinin kutsalı, hayvanlık yani salt yeme içme ve tensel hazlarıdır.

 

Maddecinin ölüm düşüncesi, onun küçük, sınırlı, anlık, yarım yamalak dünyalık zevk ve hazlarının içine düşen bir zehir damlasıdır.

 

Bedenin içgüdülerine göre yaşamak, ölmeye, dağılmaya, çürümeye mahkum olan cesedin kölesi olmaktır. Salt bedenin maddi ihtiyaçları için yaşamak, sonsuzluğa uzanan ve bütün soyut, manevi güzellikler kaynağı olan ruhu bedenin kölesi yapmaktır. Yani köleyi efendi, efendiyi köle yapmaktır. Gerçekte beden, efendi ruhun kölesi olmalıdır.

 

Maddecilik, beş duyumuzla algılayabildiğimiz nesneleri, varlıkları tek gerçek ve belirleyici değer kabul eder, somut nesneler dünyasında kalır, somut varlığın ötesinde ve ilerisinde olan soyut, yüce, kutsal, manevi değerlere yönelmez. Sınırlı, dar, somut dünya, sonsuzluğa uzanan ruhu sıkar ve boğar. Ruhun özgürlüğü, sonsuz, sınırsız, manevi, latif, saydam güzellikler diyarı olan İslam imanındadır.

 

Somut varlıklar dünyası olan bu evren, “ben”le, benim ”irade”mle, benim ruhumla, kalbimle, beynimle, algılamamla vardır ve anlamlıdır. “Ben” de kendi başına anlamsızdır. Ancak Allah’ın isimlerinin tecelli mekânı olan somut nesneler ile anlamlıdır. Somut nesneler dünyasının sırrı yine kendindedir. Bu sırrı ifşa eden İslam imanıdır.

 

Görünen somut varlıktaki görünmeyen soyut, manevî, ilahî hakikati keşfeden ve dile getirip ifadeye dönüştüren İslam imanıdır. Varlığın bünyesinde gizli olan ve potansiyel halde bulunan sonsuz ve tek hakikat olan Allah’ın var ve bir oluşunun yansımaları, her an başkalaşan ve değişen varlıkta değişmeyen tek hakikattır. Evrenin somut, soğuk, kuru, anlamsız boşluklarını Allah’a iman aşkı doldurur. Aşkla dolu bir iman, bu bağlamda bir iksirdir.

 

Evrene, varlığa, zamana, ölüm ve ölüm ötesine Allah’a iman ışığıyla bakmamak demek, sonsuz sırlar âlemine buzlu bir camın arkasından bakmak demektir. Ateizm böyle bir şeydir. İman ise hakikati bütün tozları temizlenmiş, pırıl pırıl, saf, apaydınlık, saydam bir cam arkasından görmektir.


Ateizm, sonsuzluğun ümitsiz avcısıdır. İman ise sonsuzlukta kendisini sonsuzlaştırma güvenidir.

 

Ateizm, güzellik, aşk, olağanüstülük âlemi ortasında duyan, düşünen insanın kendisinin ve her şeyin ölüme mahkum olduğunu hissedivermesi halidir.

 

Ateizm, bin hasretle delik deşik olmuş bir ruhun umutsuzca çırpınması ve çırpındıkça batmasıdır. İman ise özlenene kavuşmanın sonsuza dek devam edeceği sevinci ve coşkusudur.


Ateizm, sonsuz bir uçurumda uyanmaktır. İman ise sonsuz gökyüzüne yükselmektir.

 

Hayata büyük bir istekle saldırmak, ama tam istediğini alamadan öleceğini bilme durumunda kişi, imanlı ise kendisini cennetle teselli edecek; imansızsa trajik bir çaresizlik içinde perişan olacak ve ümitsizlik içinde ölüp gidecektir.

 

Fizyolojik ve fizik varlığı tek gerçek olarak gören materyalizmle çürüyüp yok olmak yerine metafizik hakikatla sonsuza dek diri kalmak, tek seçenektir.

 

Bütün hayat maceramız, “Keşke toprak olsaydım” (Nebe, 40) dememek için yaşanan bir kutlu süreçtir.

 

“Şüphesiz Rabbimiz Allah’tır” deyip sonra da dosdoğru olanlara hiçbir korku yoktur, onlar üzülmeyecekler de.”(Ahkaf, 13)




Kaynak: Prof. Dr. Nurullah Çetin

Editör: Kürşat Kafkaslıoğlu

Bu haber 5274 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER EDEBİYAT Haberleri

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
1317 Okunma
1259 Okunma
1249 Okunma
1218 Okunma
1205 Okunma
1185 Okunma
1070 Okunma
1054 Okunma
1008 Okunma
754 Okunma
729 Okunma
712 Okunma
4606 Okunma
4548 Okunma
4544 Okunma
4525 Okunma
4484 Okunma
4431 Okunma
4143 Okunma
4067 Okunma
3923 Okunma
3599 Okunma
3472 Okunma
3471 Okunma
SON YORUMLANANLAR
YUKARI