Örnek HTML sayfası
Bugun...



HAZIM HİKMET DİZELERİYLE PRAG
Tarih: 05-04-2020 21:47:55 + -


Prof. Dr. Nadir Paksoy anlatıyor: Tıp Fakültesi’nden mezun olduğum yılın (Cerrahpaşa 76) ertesi, Avrupa’da uzun bir yolculuğa çıktım.

facebook-paylas
Tarih: 05-04-2020 21:47

HAZIM HİKMET DİZELERİYLE PRAG

Prof. Dr. Nadir PAKSOY

Tıp Fakültesi’nden mezun olduğum yılın (Cerrahpaşa 76) ertesi, Avrupa’da uzun bir yolculuğa çıktım. Başıboş, akşamı düşünmeden, yarının ne getireceğine tasalanmadan yollarda geçen sorumsuz günlerdi: tıpkı Panait Istrati’nin roman kahramanları gibi… Anıları belleğimde, duyguları yüreğimde tadı hala damağımdadır. İyi ki yapmışım; ertelememişim derim.

1977 Nisan’da yolum Çekoslovakya’ya düştü. Toplumcu dünya görüşümün ivmesiyle sosyalist bir ülke görmek istedim. Vize alınması nispeten kolaydı; tarihte de Bohemya prensliği olarak Avusturya İmparatorluğunun içinde yer aldığından, Çekoslovakya Doğu Bloku’nun en ‘Avrupalısı’ sayılıyordu.

Tren, Almanya’dan Çekoslovak sınırına vardığında, Çek görevliler kompartımana geldi. Trende tek tük yabancı vardı. Küçük sırt çantama baktılar. Çantada Newsweek dergisi vardı; yolda okurum diye almıştım. El koydular. ‘Kapitalist propaganda araçlarının sosyalist Çekoslovakya’ya girmesinin yasak olduğu’ konusunda uyardılar. Kaç gün kalacağımı sordular. 1 hafta dedim. Günlüğü 20 Alman Markı’ndan 7 günlük 140 Mark karşılığı Çekoslovak Kronu’nu resmi kurdan zorunlu bozdurmam gerekti. Sonradan karaborsaya gitsem bile belirli miktarda bir dövizin, devlet kasasına girmesini garantiye aldılar. Bir de elime otel karnesi verdiler. Her gece bu karneyi otelde damgalatmamı, çıkarken kaldığım gece kadar damga olması gerektiğini sıkı sıkıya tembihledirler. Böylece ‘yabancı bir unsur’ olarak nerede konakladığım bilinecekti!…

Küresel ısınma dedikleri gerçekten oluyor galiba. 43 yıl önce Nisan ortasında Prag kar içindeydi. Soğuk bir hava karşıladı. Bizdeki yer altı geçitlerini andıran, boğuk, gri bir istasyondu Prag tren garı…

“seher vakti habersizce girdi gara ekspres
yağmurlar içindeydi Prag
bir gülün dibinde gümüş kakma bir sandıktı
kapağını açtım”

Devletin resmi kurumu olan Çekoslovak turizm bürosuna uğramak zorundaydım. Yabancılara oteli orası sağlıyordu. Bütçeme göre 4 gece üst üste kalabileceğim bir otel yoktu ellerindeki listede. Her birinde, birer gecelik boş yer olduğundan her gece farklı bir otelde kaldım. İstasyondan dışarı çıktım.  Boş duvarlarda; kızıl bayraklı, sol yumrukları havada, şahlanan işçi, köylü, gençlik resimlerinin çizildiği dev resimlerle karşılaştım. Hava bıçak gibi soğuktu, ayaz iliklerime işliyordu.

Girdiğim kahvehanelerde insanların durgun, mutsuz yüzleri dikkatimi çekti. Yaşlı garsonlar hizmet ediyordu. Siparişi pat diye masaya vuruyorlar, fazla bir şey sormama fırsat bırakmadan çekip gidiyorlardı. Masa örtüleri lekeli ve sigara yanıklarıyla delik deşikti. Ağır iş makineleri operatörlerinin, lokomotif makinistlerinin, tramvay vatmanlarının çoğu, orta yaşı geçmiş kadınlardı; iş tutumları içinde kaba, kalın ve erkeksi görünüyorlardı. Sigara büfeleri bile devletin; büfeci de çalışanıydı. Bir keresinde, kapanış saatini 1 dakika geçe, içeride olmasına rağmen kadın büfeci bana sigara satmamıştı; kolundaki saati göstererek ve kızgıncasına… Sokak ile kafamdaki sosyalizm birbirleriyle tartışmaya başlıyordu!

Ülkeyi Avusturya sınırında trenle terk ettim. Viyana’ya gidecek bizim tek vagonu ayrı bir demiryolu hattına aldılar. Önce otel karnemdeki damgaları kontrol ettiler. Sonra alet kutularıyla birtakım adamlar geldi. Bizleri (üç beş yabancıydık zaten) aşağı indirdiler, kompartımanın tüm bölmelerini söküp tekrar taktılar. Vagonun altına girip tekerleklerinin dibine kadar her yeri kontrol ettiler. Artık Viyana’ya geçebilirdik. İlk gezimden belleğimde bu anılar kalmış.

“yıl 62 Mart 28
Prag-Berlin treninde pencerenin yanındayım
akşam oluyor
dumanlı ıslak ovaya akşamın yorgun bir kuş gibi inişini severmişim meğer
akşamın inişini yorgun kuşun inişine benzetmeyi sevmedim toprağı severmişim meğer
toprağı sevdim diyebilir mi onu bir kez olsun sürmeyen
ben sürmedim
Platonik biricik sevdam da buymuş meğer
meğer ırmağı severmişim”

YAZININ DEVAMINI OKUMAK İÇİN LİNKİ TIKLAYINIZ

https://www.belgeseltarih.com/nazim-hikmet-dizeleriyle-prag/




Kaynak: belgeseltarih.com

Editör: Kürşat Kafkaslıoğlu

Bu haber 439 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER TARİH Haberleri

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
624 Okunma
569 Okunma
529 Okunma
511 Okunma
501 Okunma
492 Okunma
429 Okunma
416 Okunma
335 Okunma
254 Okunma
204 Okunma
189 Okunma
2585 Okunma
2171 Okunma
2114 Okunma
2043 Okunma
1922 Okunma
1886 Okunma
1825 Okunma
1759 Okunma
1739 Okunma
1685 Okunma
1673 Okunma
1652 Okunma
SON YORUMLANANLAR
YUKARI