escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan istanbul escort istanbul escort istanbul escort vtunnel
Bugun...



Hüseyin Kemal TÜRKMEN'in "Renkler" isimli şiirinin tahlili
Tarih: 06-02-2017 17:53:13 Güncelleme: 06-02-2017 18:16:13 + -



facebook-paylas
Tarih: 06-02-2017 17:53

Hüseyin Kemal TÜRKMEN'in

TAHLİL: ÇELEBİ ÖZTÜRK

HÜSEYİN KEMAL TÜRKMEN: 1959 Kayseri doğumlu olan şair, ticaret ve basın-yayın işleriyle uğraşmaktadır. Çeşitli yerel radyo ve televizyon kuruluşlarında müdür ve yönetim kurulu başkanı olarak görev yaptı. Kayseri’de yayın yapan yerel gazetelerde günlük yazılar yazmakta, şiirleri ve yazıları aylık edebiyat dergisi BERCESTE’ de yayınlanmaktadır. Türkiye Yazarlar Birliği Kayseri Şube Başkanlığı görevini yürüten şair, 2000 yılında Seyri Hâl, 2006 yılında Ruhumun Kanat Sesleri isimli şiir kitaplarını yayınladı. 


RENKLER 

İçinde doğmuşuz yaşıyoruz da 
Gözlerimiz renkli başımız renkli 
Farkında değiliz renkli dünyanın 
Yazlarımız renkli kışımız renkli 

Dünyada her şeyin bir rengi vardır 
Ağlamamız renkli gülmemiz renkli 
Hayatın anlamı renkler kadardır 
Yaşamamız renkli ölmemiz renkli 

Mavi demişiz de gökyüzü kadar 
Sarısı yeşili bin çeşidi var 
Gerçekten insanlar renklerle doğar 
Renklerin içinde renkli insanlar                          

                      Hüseyin Kemal TÜRKMEN 

                          “RENKLER” ŞİİRİNİN TAHLİLİ 

1-DİL: Şiirde kullanılan dil duru Türkçedir. Her yaşta, her dönemde okunabilecek sade bir dili vardır. 

     Şairin tüm şiirleri incelendiğinde genel olarak kullanılan dilin duru Türkçeden oluştuğu görülebilir. Bu da şairin her yaş grubu insan tarafından okunmayı hedeflediğini göstermektedir. 

     Şiirlerinde hece vezninin tüm ölçülerini kullanan şairin, divan şiirinden beyiti kullandığını şiirlerinde görüyoruz. 

     Tanışma fırsatı bulduğum edebi kişiliğiyle ender şahsiyetlerden biridir şair. Onun edebi kişiliğinde “halk için sanat” görüşü hakimdir. Şiirlerinde hece veznini kullanan şair, dil bakımından Türk Halk Edebiyatı geleneğinin takipçisidir.


2-ZAMAN: Şairin, “Hayatın anlamı renkler kadardır” mısraları ile zaman karşısında tavır aldığını görüyoruz. Şair, yaşamın içinde yer alan canlı-cansız tüm varlıkları ayrı birer renk olarak tasvir etmekte ve zamana karşı renklerle net bir şekilde tavır almaktadır. 

     Birinci kıtada yer alan “İçinde doğmuşuz yaşıyoruz da” mısrasında zaman-renk arasında bir ilişki kurmaya çalışmaktadır; insan doğar, doğduktan sonra bebeklik, çocukluk çağından geçerek gelişir; genç olur. Orta yaşa tekâmül eder, yaşlanır ve ölür! Netice olarak bu süreç zamanın içinde meydana gelen kaçınılmaz, ertelenemez süreçtir. Zaman içinde yer alan “renk” kavramı insan, dağlar, taşlar, velhasıl canlı-cansız tüm varlıklardır. Şairin “renk” tasviri ile zamanı aşmak arzusunda olduğunu görüyoruz. Burada şairin ilgili olduğu konu, yaşam ve insandır.


3-MEKÂN: “İçinde doğmuşuz yaşıyoruz da” mısrasından da anlaşılacağı gibi mekân, içinde yaşanılan dünyanın kendisidir. Şairin iç âleminde mekâna karşı gizli bir sitem vardır.


4-İNSAN: Renkler şiirinde öne çıkan insan, şairin kendisi olmakla birlikte kelime sonlarına yaptığı “z” ses eki ile bunu çoğaltmıştır. Genelleme yaparak tüm insanları şiirdeki duygu ve düşüncenin içine çekmiştir. Şiirde anlatılan insan tasviri ister şairin kendisi olsun, ister bütün insanlar, ikisi de aynı anlamı ifade edecek şekilde uyum içinde tasvir edilmiştir. “İçinde doğmuşuz yaşıyoruz da” mısrasında şiirdeki insan tasvirinin bizzat şairin kendisi olduğu kuvvetle anlaşılmakta, “z” sesi ile bunu çoğaltarak tüm insanların anlaşılacağı bir seslenişle çıkış yapmaktadır. Şair, şiirde kendi ben’ini gizlemeye çalışmaktadır. Bunda da başarılı olmuştur. 

5-DUYGU VE DÜŞÜNCE: Şiirdeki temel düşünce insan ve dünyadır. 
     Daha önce de belirttiğimiz gibi, şiirin birinci kıtasında yer alan “İçinde doğmuşuz yaşıyoruz da” mısrasında şair gizli olarak kendini ifade etmektedir. İkinci, üçüncü ve dördüncü mısralarda kendini gizleyen şair, buradaki insan tasvirini genelleştirmektedir. Muhakkak her insan farklı göz rengine sahiptir. Farklı saç rengi vardır. Ancak burada anlatılmak istenen duygu ve düşünce insanın kaşı, gözü, saçıyla ilgili değildir. “Renk” kelimesinde mecazi bir anlatım söz konusu olup, insanın iç yapısı ifade edilmeye çalışılmıştır. Şair, hem tenasüp, hem de zıt olan benzerlikleri bir arada toplayarak tezat sanatını da kullanmıştır. Farkında değiliz renkli dünyanın / Yazlarımız renkli kışımız renkli mısralarında, içinde yaşanılan hayatın, zamanın içinde her türlü olayın vuku bulduğunu, kimi insanların tanrı inancı ile yaşamlarına yön verirken, kimi insanların sapkınlığa düştüklerini, kimi insanların zenginlikleri ile şımarırken, kimi insanların aç yatıp kalktıklarını ki, bu örnekler çoğaltılabilir, bunları hayatın renkleri olarak ele alan şairin, insan olarak kendisinin yaşananları gördüğünü, bildiğini ve tanıklık ettiğini anlıyoruz. Ancak şairin kendisini gizlemesi, tüm insanlığı kastederek hiçbir şeyin farkında olmadıklarını, bu nedenle de mevsimlerin ve hayatın bu rengi ile renklendiğini ifade etmeye çalışması ilginçtir. 

     İkinci kıtada, dünyada yer alan canlı - cansız her şeyin bir renginin olduğu ifade edilirken, aslında nesnelerin sarı, kırmızı, siyah v.s. renk tanımı yapılmamaktadır. Yukarıda da belirttiğim gibi, renkten kasıt, insanların fiziksel maddi durumları ile ruhaniyetlerinin anlaşılması gerekiyor. Bu anlam “Dünyada her şeyin bir rengi vardır.”  mısrasından anlaşılmaktadır. “Ağlamamız renkli gülmemiz renkli” mısrasında yine mecazi ifade mevcuttur. Yoksa şair, katıla katıla gülmek veya saçını başını yolacak şekilde ağlamaktan bahsetmemektedir.  

     İkinci kıtanın üçüncü mısrası en can alıcı mısradır: Bu kıtanın temel düşüncesi de bu mısrada gizlidir. Burada gizli tasvir edilen mistik bir ifade söz konusudur. Yeryüzünde insan kadar değerli bir varlık yoktur. Ancak, dünyayı çekilmez kılan, bu haliyle gaddar, zalim bir yaratık olarak yine insan gündeme gelir. Hayat, insanların imtihan edildikleri zamanın bir parçasıdır. Bu parçanın renklerini oluşturan unsurlardan biri de insandır. Yunus’un sloganı gibi “sevelim-sevilelim” böylece hayatın anlamı, bir değeri olacaktır. Hayatın anlamı renkler kadardır / Yaşamamız renkli ölmemiz renkli, diyen şair, Yunusça bir sesleniş içindedir. 

 Şiirin üçüncü kıtasında yine insan denen varlığa mecazi gönderme vardır. Bilindiği gibi gökyüzü mavidir. Gökyüzün maviliği, temizliği, saflığı, barışı, kardeşliği ifade eder. Şairlere ilham olan gökyüzünün maviliği şiirlerde kendini bu şekilde bulmuştur.


              Mavi demişiz de gökyüzü kadar 
              Sarısı yeşili bin çeşidi var


mısralarında şair, çeşit çeşit huy, karakter ve mizaçta insan olduğunu, kiminin günahkâr, kiminin tövbekâr, kiminin günahsız olduğunu mecazi olarak anlatmaktadır. İnsanlar gökyüzünün maviliği kadar saf, temiz değillerdir. Bu kıtada temel düşüncesinin ifade edildiği mısra, “Gerçekten insanlar renklerle doğar” mısrasıdır. Devam eden mısrada “Renklerin içinde renkli insanlar” diye çeşit çeşit duygu ve düşünceye sahip insanlarında kendi içinde farklılıklar gösterebildiği gizli ve mecazi bir anlatışla dile getirilmiştir.


6-KENDİNİ AŞMA: Şairin, kendi varlığını gizleyerek genelleme yapmasıyla kendini aştığını görüyoruz. Şiirde, doğan büyüyen ve kaçınılmaz son olarak ölen insan varlığının, hayat ve bağlı olarak zaman içindeki manevi durumu “renk” kelimesinin kendi içindeki anlamı ile bütünleşmiştir.  
Şairin iç alemi, gizli ve mecazi olarak renklerde yerini bulmuştur.


7-ANLATIŞ TARZI: Renkler şiirinde Türk Halk Edebiyatının dörtlük nazım birimi kullanılmıştır. Birinci kıta 4, ikinci kıta 4 ve üçüncü kıta 4 mısradan meydana gelmiştir. Şirin bütünü 3 kıtadan meydana gelmektedir. Şairin Türk Halk Edebiyatı nazım birimini iyi bildiği ve Renkler isimli şiirinde bunu başarıyla uyguladığını görüyoruz. 
                                      
 İçinde doğmuşuz / yaşıyoruz da 
Gözlerimiz renkli / başımız renkli 
Farkında değiliz / renkli dünyanın 
Yazlarımız renkli / kışımız renkli 

Dünyada her şeyin / bir rengi vardır 
Ağlamamız renkli / gülmemiz renkli 
Hayatın anlamı / renkler kadardır 
Yaşamamız renkli / ölmemiz renkli 

Mavi demişiz de / gökyüzü kadar 
Sarısı yeşili / bin çeşidi var 
Gerçekten insanlar / renklerle doğar 
Renklerin içinde / renkli insanlar 

     Şiirin tamamı 6+5=11’ li hece ölçüsüne göre duraklı yazılmıştır. 
     Şairin Türk şiirine karşı derin bir sevgi beslediği muhakkak… Diğer şiirleri de incelendiğinde “Şairlerin Sultanı” Necip Fazıl Kısakürek’ten etkilendiğini görebiliyoruz.     Renkler şiirinin birinci kıtası a – b – c - b, ikinci kıtası a – b – a - b, üçüncü kıtası a – a – a - a şeklinde kafiye örgüsü ile yazılmıştır. 

     Şiirde redif ve kafiye yapısını inceleyelim. 
a-    Birinci kıta; 
           İçinde doğmuşuz yaşıyoruz da 
           Gözlerimiz renkli başımız renkli 
           Farkında değiliz renkli dünyanın 
           Yazlarımız renkli kışımız renkli 

     Birinci kıtanın ikinci ve dördüncü mısra sonlarında yer alan renkli kelimelerinde li eki redif, renk kelimesi zengin kafiyedir. 

b-    İkinci kıta; 
           Dünyada her şeyin bir rengi vardır 
           Ağlamamız renkli gülmemiz renkli 
           Hayatın anlamı renkler kadardır 
           Yaşamamız renkli ölmemiz renkli 

     İkinci kıtanın birinci mısra sonunda yer alan vardır, üçüncü mısra sonunda yer alan kadardır kelimelerinde dır eki rediftir. Dır ekinden önce gelen ar sesi tam kafiyedir. İkinci ve dördüncü mısra sonunda yer alan renkli kelimesinde li eki redif, renk kelimesi zengin kafiyedir. 

      Genel olarak ikinci ve dördüncü mısralarda yer alan Ağlamamız renkli gülmemiz renkli / Yaşamamız renkli ölmemiz renkli dizesinin zengin kafiyeden oluşan yapısı dikkat çekmektedir. Mısra sonlarında tekrar edilen kafiye dizilişi şiire anlam ve ses bakımından bir zenginlik katmıştır. 

c-    Üçüncü kıta; 
          Mavi demişiz de gökyüzü kadar 
          Sarısı yeşili bin çeşidi var 
          Gerçekten insanlar renklerle doğar 
          Renklerin içinde renkli insanlar. 

     Üçüncü kıtanın birinci mısrasında kadar, ikinci mısrasında var, üçüncü mısrasında doğar ve dördüncü mısrasında insanlar kelimelerinin sonunda yer alan r sesi redif, r sesinden önceki a sesi yarım kafiyedir.  

     Üç kıtada, mısra sonlarında kafiye ve redif’in aynı ses benzerliği ile birlikte başarılı bir şekilde kullanıldığı görülüyor. 

     Şiirde, kelime sonlarında “z” sesinin sıkça yinelenmesi, renkli kelimesinin aynı şekilde tekrarı şiire zenginlik katmıştır. 

     Seslerin nasıl kullanıldığını inceleyelim. 
     Birinci kıtanın birinci mısrasındaki d - ş – z ünsüz seslerin, iç sesin i – o - u gibi ünlü seslerden oluşması, ikinci mısranın z – m – n  - k -  z – l ünsüz seslerden, iç sesin i – ı – e gibi ünlü seslerden oluşması (renk kelimesi ile meydana gelen ses güzelliği), üçüncü mısrada n – r – d – k ünsüz seslerin, iç sesin i – e – ı – a gibi ünlü seslerden oluşması, dördüncü mısranın z – m – r – k – l gibi ünsüz seslerden ve iç sesin a – ı – e – i gibi ünlü seslerden oluşması (renkli kelimesinin tekrarı ile sağlanan ses uyumu) ile mısralar içerisinde güçlü bir uyum, kuvvetli bir ritm oluşturulmuştur. 

     İkinci kıtanın birinci mısrasının n – d – r  gibi ünsüz seslerden, iç sesin a – i – e gibi ünlü seslerden oluşması, İkinci mısranın m – r – n – k – l – z gibi ünsüz seslerden oluşması, iç sesin a – e – i – ı gibi ünlü seslerden oluşması seste bütünlük sağlarken, ayrıca renkli kelimesinin yinelenmesiyle sağlanan ses uyumu kıtada güçlü bir ahenk oluşmasını sağlamıştır. Üçüncü mısrada n – d – r – k gibi ünsüz seslerden, iç sesin a- ı – e gibi ünlü seslerden oluşması, a sesinin mısra içindeki ritmik dolaşımı kulağa hoş gelen bir ritim oluşturmuştur. Dördüncü mısranın m – z – r – n – k – l gibi ünsüz seslerden, iç sesin a – ı – e – i gibi ünlü seslerden oluşması, aynı seslerin mısra içindeki ritmik dolaşımı şiiri güçlü ve zengin gösterirken, musiki sezgisi yaratmıştır. 

       Seslerin mısra içinde sık tekrarı şiirde bir ahenk oluştururken, hece düzenli yinelenmeleri ritmi kuvvetlendirmiştir. Ses tekrarları kulağa hoş gelen bir musiki havası vermektedir. Ses benzerlikleri şiirin genel yapısını güçlendirmekte ve daha zengin göstermektedir. 

     Mısraların kendi içindeki ses uyumu, aliterasyon ve asonans şiiri zenginleştirirken, estetiksel, biçimsel ve şiir dili bakımından musiki havası vermiştir. 

     Şiirde yabancı ve anlaşılamayan kelime kullanılmamıştır. Şiirde bir sadelik vardır. 

       Şiirde kurgu başarılıdır. 

    Şiirde bir ahenk (uyum) vardır. Şair, şiirdeki ahengi birbiriyle uyumlu seslerin, belli bir ritimle bir arada toplamasıyla sağlamıştır. Şiirde ahengi sağlayan ses ve ritim unsurları olan kafiye (uyak), redif, aliterasyon, asonans ve ölçü birbiriyle uyumlu bir şekilde kullanılmış, bu da şiiri zenginleştirerek, bir musiki sezgisi yaratmıştır. 

     Renkler şiirinde dil, konuşma dilinden farklıdır. Bu farklılık şiiri içerik ve biçim olarak zenginleştirmektedir. Şair, duygu ve düşüncelerini ifade etmek için güzel ve etkili bir şiir dili oluşturmuştur. 

     Günlük dilin yapısal özellikleri, meydana getirdiği vurgu şiirdeki biçimi etkilemiştir. 

     Her şiirde farklı bir dil, bu dilin meydana getirdiği bir biçim söz konusudur. Sözcüklerin yüklendiği anlam, yapı itibariyle herkesin anlayabileceği bir dildir. Bu da şiirin biçimini etkilemiştir. Şiirde biçimi oluşturan, şairin dünyaya bakış tarzıdır. 

     Gelenekçi yapısıyla dikkati çeken şairin şiirlerindeki ana tema tasavvufidir. Daha çok Allah, Peygamber sevgisini işlemektedir.

 




Kaynak: http://www.celebiozturk.com/?pnum=130&pt=H%C3%BCseyin+Kemal+T%C3%BCrkmen

Bu haber 878 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER Şiir Tahlili Haberleri

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
YUKARI