Bugun...



Prof. Dr. Nurullah Çetin adeta tarih dersi verdi!
Tarih: 16-05-2019 10:18:33 Güncelleme: 16-05-2019 13:28:33 + -


Ay yıldızlı bayrak, Türk bayrağı değilmiş! İşte cevabı...

facebook-paylas
Tarih: 16-05-2019 10:18

Prof. Dr. Nurullah Çetin adeta tarih dersi verdi!

Prof. Dr. Nurullah ÇETİN

Senai Demirci adlanan bir zat var. Gençlere İslam imanı anlatıyor. Bu alanda yazdıkları fena değil, galiba faydalı da oluyor. İşin bu tarafına bir sözümüz yok. İslam adına söylediklerinin doğruluğunu yanlışlığını İlahiyat Profesörleri değerlendirsin. Ancak Türkiye’de pek çok İslamcı da olduğu gibi onda da bir milliyet cehaleti var. Bu cehalet müzmin bir hastalığa dönüşmüş durumda.

 

Münhasıran iman ve İslam konularında yoğunlaşanlar genellikle sosyal, siyasi, millî, tarihî konular da korkunç derece de ya cahiller ya art niyetliler ya da bu konularda Türk düşmanı İslamcıların yalan, iftira ve çarpıtmalarını, cahillik yavelerini araştırmadan etmeden tekrarlayıp duruyorlar.

Buna bir örnek: Senai Demirci adlı vatandaş SuperHaber röportaj editörü Hülya Okur’a, 15/05/2019 tarihinde yayınlanan bir mülakat vermiş. Orada şu yaveleri yumurtlamış:

 

“Etnik kimlik üzerinden bir kimlik oluşturursak, herkesi kucaklayamayız. Türk bayrağı tabirine karşıyım. Ama karşı oluşumun bir gerekçesi var. Ay yıldızlı bayrak, Türk bayrağı değildir, orijinal adı İslam bayrağıdır. İstiklal bayrağıdır. İslam bayrağı olduğu için herkesin o bayrakta hakkı vardır. Zaten kelime-i şehadeti temsil ediyor. Hilal; la ilahe illallah, yıldızı da; Muhammeden Resulullah’a denk gelir. Herkesin payı var, herkes o bayrağın altında gölgelenmek ister. Bu bizi Türk emperyalisti yapmıyor.”(https://www.superhaber.tv/senai-demirci-ayasofyayi-musluman…)

 

“Küllü cahilün cesurun” fehvasınca bu cümlelere bakalım.

*Bu kişi bugün Türklüğü etnik bir kimlik olarak algılıyor. Her şeyden önce Türkiye Cumhuriyeti Devleti Senai efendinin zannettiği gibi etnik kimlik üzerinden bir kimlik oluşturmadı, millî kimlik üzerinden oluşturdu. Zaten Atatürk “Ne mutlu Türk’üm diyene” diyerek de bu hususa vurgu yapıyor.

 

“Türk” tabiri ilk başlarda etnik bir kimlik adıydı ama zamanla millî kimlik adı olarak da kullanılmaya başladı. Türk deyince hem bir ırkın adı, hem de bir milletin adı anlaşılır. Irkla millet terimlerinin ne olduğunu bilmeyince böyle abuk sabuk konuşurlar. Bugün Türkiye Cumhuriyeti Devletinde resmî olarak Türk adı, etnik kimlik adı olarak değil, bir millet adı olarak kullanılıyor. Millet, aynı ortak sosyolojik, kültürel, hukuki ve siyasi değerlerde birleşen insan topluluğu demektir.

 

Millet denilen bu yapı içinde farklı etnik kökenlerden gelen insanlar da olabilir. Bugün Türkiye’de Türkçeyi, Türk devletini, Türk kültürünü, Türk vatanını, Türk bayrağını, Türk tarihini ve ortak gelecek tasavvurunu benimsemiş vatandaşların tamamına “Türk milleti” deniyor. Bu durum mevcut anayasamızın 66.maddesinde “Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk’tür.” diye de perçinlenmiş.

 

*Milliyet cahili Senai efendi “Türk bayrağı” tabirine karşı imiş. Gerekçesi de ona göre Ay yıldızlı bayrak, Türk bayrağı değilmiş, orijinal adı İslam bayrağı imiş. Senai Demirci bu cehaleti nerede tahsil etti bilinmez. Biz yine de açıklayalım öğrensin.

Her şeyden önce anayasamızda, Türk Bayrağı Kanununda bu bayrağın adı “İslam bayrağı” diye geçmez, “Türk bayrağı” diye geçer.

 

Ayrıca Ay Yıldızlı bayrak İslam’dan önce de Türk bayrağı idi, İslam’dan sonra da. Onun söylediği, bu bayrağın Allah’ı ve Hz.Muhammed’i temsil etmesi meselesi, bizim Müslüman olmamızdan çok sonraları ay ve yıldız motiflerine yüklediğimiz yeni bir anlamdır. Yani Ay ve Yıldız motiflerini bir bakıma İslamîleştirdik. Böyle bir anlam yakıştırmamızın bir zararı yok, faydası var.

 

Türk bayrağına İslamî bir simgesel anlam yüklemekten bir rahatsızlığımız yok, tam tersine memnunuz. Ancak doğrular, gerçek bilgiler saklanamaz, yok sayılamaz. Bilimci bir insan, insanlara doğru bilgi vermek zorundadır.

Açıklayalım: Ay ve yıldız motifleri, bizim Müslüman olmamızdan önce de vardı.

 

Eski Türklerde ta Hun İmparatorluğu zamanından beri ay kutsaldır. Mete Han, Çin imparatoruna gönderdiği bir mektupta şöyle der: “Gök ile yerin doğurduğu, güneş ile ayın tahta geçirdiği Türk Hanlarının büyük Tanrı kutu saygıyla Çin imparatorundan rica eder ki.” Eski Türklerin bazılarının aya ibadet ettikleri de tarihî kayıtlarda geçer. Senenin ilk ayı göründüğünde ve ayın her doğuşunda toplantılar yapılıp kurbanlar kesildiği de söylenir. Eski Türk ordularının sancaklarında hilal işareti bulunmuştur. (Fevzi Kurtoğlu, Türk Bayrağı ve Ay Yıldız, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara 1992, s.46-47.)

 

Hilal simgesi aslında Güneş tutulmasıdır. Ay, Güneşi kapattığı zaman tam olarak bayrağımızdaki şekil ortaya çıkar. İslamiyet’in simgesi olan hilal de yine Güneş tutulmasını temsil eder. Biz İslam’a girdiğimizde bu sembolü İslam’ın da sembolü yaptık. Bundan 3000 yıl atalarımızın yaptığı Asya'daki Türk piramitlerinin içindeki duvarlarda Ay (Güneş tutulması) ve yıldız motifleri görülür.

 

Atalarımızın eski dini olan Tengricilik dininde göğün 7 katı vardır. 6. katında Ay, 7. katında ise Güneş bulunur. Güneş ve Ay kutsaldır. Atalarımız Güneş tutulması esnasında bazı Şaman ayinleri yapıyorlardı. Oğuz Han; ''Kün tuğ bolgıl kök kurıkan.'' (Güneş tuğumuz (bayrağımız) gök çadırımız.) sözü de bunun ispatıdır.

 

Türk bayrağının renginin al olduğunu ta 11. Yüzyılda Kaşgarlı Mahmud’un yazdığı Divanü Lügati’t’ Türk’ten öğreniyoruz: “Agdı kızıl bayrak”. Yani “kızıl bayrak yükseldiği zaman” (Divanü Lugati’t-Türk Tercümesi, C.III, 3. baskı, çev. Besim Atalay, Türk Dil Kurumu Yayınları, Ankara 1992, s.183.)

Ayrıca Kırgız Türklerinin Manas destanında da Kırgız Türklerinin düşmanlar karşısında Kızıltuğ etrafında toplandığından bahsedilir.

Şamanlıkta da ruhların şerefine dikilen bayrakların rengi kızıl idi.

 

*Hilal ve yıldız şekli, MÖ.3000'lerde Sümerlerde kullanıldı. Sümerler Türktür, Türklerin atalarıdır. Türkçe kelimelerin pek çoğu Sümercede vardır. Mesela Sümercede "dingir", Türkçede "tengri" vardır. Her ikisi de "tanrı" demektir. Sümerler aslen Orta Asyalıdırlar ve Mezopotamya'ya sonradan göçmüşlerdir. Sümerlerde Nanna (Sin) Ay tanrısı hilal şeklinde, İnanna (İştar) Güneş 5 köşeli bir yıldız simgesi ile gösteriliyordu.

Ayrıca aşağıdaki resimlerde görüldüğü gibi Göktürkler dönemine ait sikkeler üzerinde de ay – yıldız vardır. Bu “Egemenlik ve Devlet Damgası” demek idi.

 

Verilen resimlerde görüldüğü gibi Aral gölü çevresi ile Tanrı dağları arasındaki eski Saka (Haumavarga?) sahasındaki bir yerde, Altay-Tanrı Dağları-Yedisu-Fergana bölgesinde, Hotan bölgesinde oturan geniş Saka göçebe kabileler topluluğuna mensup olan Kuşanlar’da da ay yıldız motifi vardır. Kuşanlar, Grek Bactriası‟nın topraklarını istilaya da Yüeh-chih‟lerle birlikte veya aynı zamanda katılmış olan bir gruptur. Çin kaynaklarının “Kuei-shuang” şeklinde verdikleri yabancı ismin tam tercümesi olan “KUŞAN” kelimesi de bir boy veya kabile adı olmayıp, devleti kuran kişinin şahsî ismidir. (Yrd. Doç. Dr. Mehmet Tezcan, Kuşanların Menşei)

 

*Çin’de çalışmalar sonucu bulunan Türk Piramitlerinde, Ay Yıldız ve Bozkurt bulundu.

“Eski Türklerin (Göktürklerin, Uygurların ve Türgişlerin) sikkeleri üzerindeki araştırmalar 1890’lı yıllarda numismat Edmond Drouin’in çalışmaları ile başlar. E. Drouin’in ”Turan Sikkeleri” adlı çalışması bu sahadaki öncü araştırmadır.

Bu araştırmayı E Durouin ile Otto Donner’in Yenisey havalisinde bulunup Minusinsk Müzesi’nde muhafaza edilen ön yüzlerinde ”Kay yuan harcama sikkesi” yazılı olan, arka yüzlerine ise runik harfli metin kazılan Çin sikkesi hakkındaki çalışmaları takip eder.

 

Ancak Vilhelm Thomsen daha Göktürk alfabe sistemini çözmediğinden Drouin ile Donner yayınlarında bu Çin sikkelerinin ikinci yüzlerine kazılan ikincil metinler hakkında bir fikir beyan etmezler.

 

Kay yuan tun bao sikkelerinin arka yüzlerindeki ikincil metinler ilk olarak Wilhelm Radloff tarafından değerlendirilir. Sonra da M. Rasanen’e hatta A.M. Şçerbak’a kadar, 57 hatta 65 yıl süren, uzun bir sessizlik devresine girilir.

Yenisey havalisi ile Moğolistan’da bulunan Göktürk sikkelerinin haricinde ön ve arka yüzlerinde Uygur harfleriyle Türkçe yazılı kağan sikkeleri de bulunmuştur. Bu konuda da Kiang Ch’ihiang, Yang Fuh-hsüeh gibi Çinli ve François Thierry gibi Fransız araştırmacıların değerli yayınları vardır.

 

Kırgızistan, Özbekistan ve Tacikistan’da yapılan arkeolojik kazılarda bulunan Göktürklere ait ay-yıldızlı paralar ‘Türk uygarlığında ‘Orhun yazıtları kadar önemli’ bir keşif’ olarak değerlendirildi.

 

Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi’nin Bişkek’te düzenlediği İkinci Uluslararası Türk Uygarlığı Kongresi’ne katılan Dokuz Eylül Üniversitesi öğretim üyesi Dr. Yavuz Daloğlu, burada tanıştığı Özbek tarihçi Gaybullah Dr. Babayar’ın eski Türk devletleri paraları üzerinde yaptığı çalışmayı inceledi. Daloğlu, bu paralar arasında daha önce hiç duymadığı, görmediği Göktürk paralarıyla karşılaştı. Dr. Daloğlu, Dr. Babayar’la yaptığı çalışma sonunda, Göktürk paralarının bulunuşunu ‘Türk uygarlığında önemli bir keşif’ olarak açıkladı.

 

Sikkelerden birinde ortada kağan kabartması ve kenarlarda üç tane ay-yıldız olduğunu söyleyen Daloğlu, bu sikkenin Türk uygarlığı açısından çok büyük önemi olduğunu belirtti. Daloğlu, şöyle dedi:

 

“Göktürklerden sonra 8′inci yüzyılda Türgişlere ait paralar bulunmuştu. Ancak Göktürklere ait paralar onlardan 150-200 sene daha önceye, 576-600 yıllarına ait. Gök-Türk sikkelerinin bulunuşunun kuşkusuz ki, günümüz açısından çok önemli tarihsel ve siyasal sonuçları vardır. Bunlardan en önemlisi bu sikkelerin toplumumuza dayatılan ‘Türkler barbardı, Türklerin uygarlığı yoktu, Türkler yağmacıydı, Türkler kaç-göçlü bir toplumdu vb.’ gibi Avrupa merkezli tarih ve kültür anlayışı ile bunun siyasal sonuçlarını bir kez daha yerle bir etmesidir.

 

Avrupa merkezli tarih dayatmasını alt-üst eden, Türk ve dünya tarihinin yeniden yazılmasını gerektirecek bu çok önemli buluşu Türk Ulusu’na açıklamaktan kıvanç duyuyorum !”

Kuşkusuz ki bilim insanlarımız, Avrupa merkezli bu iddiaları çürüten pek çok bilimsel çalışma ve kanıt ortaya koymuştur. Şimdi ben de bunlara çok önemli bir katkı koyarak, Gök-Türk sikkelerini gündeme taşıyarak, Türklerin büyük uygarlık birikimini ve bunun günümüze ulaşan kanıtlarını bir kez daha Türk kamuoyuna ve dünyaya sunuyorum.

Gök-Türk sikkelerinin bulunuşu, Orhun Yazıtları’nın bulunuşu kadar önemlidir.

 

Türkler (Gök-Türkler ve diğer Türk kavimleri ve devletleri) tarihin derinliklerinde, dünya uygarlığına büyük katkı sunmuştur. Askerî örgütlenme, büyük ordular meydana getirme, Avrasya’nın büyük coğrafyasında bağımsız, başı dik devletler kurma, paranın geçerli olduğu ekonomik ve toplumsal bir ticaret yaşamı, şehirleşme ve yerleşik yaşam biçimi, hiçbir dönemde köleci toplumsal yapının egemen olmaması, güzel sanatları yaratma ve yaşatma ve daha pek çok unsur Türklüğün unutulmuş büyük medeni vasfı ve büyük medeni kabiliyetini göstermektedir.

 

Eski Türk devletlerinde kağanlığın (sonrakilerde hükümdârlığın) sembolü “tuğ” (bayrak, sancak ve davul) ve “sikke”dir. Sikke ekonomik, tuğ da siyasi bağımsızlığın göstergesi olan bayrağı ve bağımsızlık marşını (millî marşını) temsil etmektedir. Gök-Türkler tuğ’u ve sikke’siyle, yani bayrağı, marşı ve parası ile bağımsız, başı dik bir devlet kurmuş ve büyük bir uygarlık oluşturmuştur.” (http://www.sanliturktarihi.com/, Aleksandr Nathanoviç BERNŞTAM,http://tarihderlemelerim.blogspot.com/…/01/gokturkparalar.h…?)

 

  




Kaynak: https://www.facebook.com/nurullah.cetin.75/posts/2356591221038067

Editör: Mehmet Karakoyunlu

Bu haber 359 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER TARİH Haberleri

ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
YUKARI