Bugun...



Prof. Dr. Nurullah Çetin yazdı.
Tarih: 15-02-2019 08:48:29 + -


Prof. Dr. Nurullah Çetin, kaleme aldığı yazısıyla tüylerinizi diken diken edecek!

facebook-paylas
Tarih: 15-02-2019 08:48

Prof. Dr. Nurullah Çetin yazdı.

       Türk milletini millet yapan iki temel değer kaynağı var: 1.Müslümanlık, 2.Türklük. Türklük bizim uyumlu, ahenkli, dayanışmacı, şuurlu millet yapımızı tahkim eden değerler kaynağı toplumsal bir zemindir. Bu bağlamda mesela vatanseverlik, vatana sahip çıkmak, millet olarak varlığımızın özgür yuva kaygısının bir sonucudur. Türkçe sevgimiz, millet olarak aynı dili konuşup aynı dilde anlaşma kaygımızın bir sonucudur.

       İstiklalci ve millî siyasetimiz, bağımsız, hür, başı dik, onurlu, şerefli bir millet olarak yaşama kaygımızın bir sonucudur. Bayrak sevgimiz, bağımsız, hür bir devlet çatısı altında millet varlığımızın sembolik bir şuurudur. Demek ki Türklük, bu dünya hayatına dönük olarak bizi şerefli ve uyumlu bir millet halinde yaşamamızı sağlayacak sosyolojik, kültürel, ekonomik, siyasi anlamda millî değerlerimizin zemin ve kaynağıdır.

       Müslümanlık ise bizim yaratıcı, yaratılış, zaman, mekân, ölüm, ölüm sonrası nedir? Varlığın, varoluşun, hayatın anlamı, bireysel, sosyal, tabii, ilahî sorumluluk alanlarımız nedir? Felsefi, metafizik sorularımıza nasıl cevap bulabiliriz? gibi kaygılarımıza en doğru, en sahih, en gerçek cevaplar bulabildiğimiz, hem bu dünyamızı hem bu dünya sonramızı anlamlı, aydınlık hale getiren değerlerimizin kaynağı ve zeminidir.

       Şu halde biz, hem bireysel hem de toplumsal anlamda anlamlı ve mutlu bir hayat kurgusu derdindeysek, bunun kaynağı Türklük ve Müslümanlık gibi iki ana hazinede gizli. Tam Müslüman ve tam Türk olduğumuz zaman, bizim için hayat, dünya ve dünya sonrası, anlamını bulmuş demektir. Mutlu bir hayat da anlamlı ve doğru değerler adına yaşanan bir hayattır.

       Ancak son dönemlerde uygulanan kültür emperyalizmi projeleriyle, gaflet, dalalet ve hıyanet politikalarıyla Türk gençliğinin bu iki kutsal kaynağı; Müslümanlığı ve Türklüğü kurutuldu, yok edildi ve Türk gençliği maalesef büyük oranda zombileştirildi. Büyük çoğunluğuyla Türk gençliği değerleri, kutsalları olmayan, salt anlık, günlük zevkleri, dünyalık menfaatleri, tensel hazları ve eğlenceleri adına yaşayan bir sürüye dönüştürüldü.

       Artık kimlik tanımı değişti. “Müslüman Türk milleti”; “ye, iç, gez, eğlen milleti”ne dönüştü. Vatan, Türkçe, millî ve bağımsız Türk devleti, millî Türk ekonomisi, üretimi, bilimi, teknolojisi, sadece Türk bayrağı, Türk millî kültürü, sanatı, edebiyatı, tarihi, geleceği, Türk neslinin devamı, mazlum ve mağdur dünya Türklüğünün sorunları, zorda kalan Türklerin birbiriyle yardımlaşması gibi millî duyarlılıklar, Türklük değerleri uçtu gitti. Bunların heyecanını duyan, bunlar adına duyarlı olan, çalışan, çabalayan Türk gençliği buharlaştı, bunun yerine “bana ne gençliği” türedi.

       Yeni nesil Türk gençliği Müslümanlıktan da hızla uzaklaştı. Ne yaratıcıyı düşünüyor, ne ölümü, ne ölüm sonrasını, ne hayatın, zamanın, mekânın, varlığın anlamını, amacını ve işlevini merak ediyor, ne de evrensel metafizik sorularına cevap arama gereği duyuyor. İslam kaynaklı ahlaki değerler, sorumluluklar, haram helal gibi kaygılar da gündeminde yok.

       Aitlik ve mensupluk bağları kalmamış. Kendilerini bir aileye, sokağa, mahalleye, köye, kasabaya, şehre, Türkiye’ye, Türk milletine ait hissetmiyorlar. Samimi, güçlü arkadaşlık bağları kalmamış. Tamamen yalnızlar. Kendilerini salt soyut, yığın anlamında kitlesel bir kalabalığın belirsiz, öne çıkmayan, silik, sıradan bir üyesi olarak görüyorlar. Bir amaca dönük başarma heyecanları yok. Kendilerini kapitalist, modernist, seküler bir akıntının içine bırakmışlar.

       Atomize olmuş tek başına bireyler halinde, donuk, sönük, durgun, fersiz, heyecansız, ölü gözlerle zombi gibi bakıyorlar. Sorunlarına çare üretemedikleri noktada tek çözümleri ya intihar, ya şiddet, ya asalaklık, ya hırsızlık, ya bohemlik. Ya da Avrupa’ya, Amerika’ya gidip oralarda gâvurun hararetle kendilerine kucak açacağını, bağrına basıp başlarının üzerinde gezdireceğini, saraylarda yaşatacağını, her türlü imkânı sonuna kadar sunacaklarını zannediyorlar.

       Milliyeti ve dini yok edilmiş, hayata ve dünyaya salt midesiyle, tensel hazlarıyla anlık ve günlük olarak bağlı, bütün vaktini, televizyon, telefon, internet, sosyal medya arasında geçiren, piyasadan hazır, zehirli, zararlı kimyasal gıdalarla beslenen, her türlü oyun ve eğlencelerle oyalanan, bunların dışında hiçbir kutsalı, değeri, amacı olmayan bir zombiler sürüsü ile karşı karşıyayız.

       Müslümanlık ve Türklük gibi iki kutsal değerden arındırılmış, uzaklaştırılmış yeni nesillerin yeni değerleri para, makam, gösteriş, eğlence, oyalanma, lüks hayat, pahalı giyim, lüks araba, güzellik, yakışıklılık, aldatma olmuş. En sosyal oldukları konular da çevre, doğa, hayvan sevgisi. Kendileri adına özgün siyasi, felsefi, sosyal, fikrî düşünceleri yok. Bütün fikirlerinin kaynağı sadece görüntüye dayalı televizyon, telefon ve sosyal medya.

       Uzun uzun düşünme, tefekkür etme, analiz, sentez, mukayese, muhakeme, akletme kabiliyetleri yok edilmiş. Görsel medyanın anlık, yoğun, hareketli, devamlı akan görüntüleri zihinlerini allak bullak etmiş. Temel bilgileri ezberleme, hafızada tutma çabaları yok.

       Çalışmak, üretmek, geleceğe yatırım yapmak, evlenmek, çocuk yapmak gibi sorumluluk ve kaygıları yok. Evlilik kurumunu sabırla, olgunlukla, hoşgörüyle, affetmeyle, anlayışla sürdürme tahammülleri yok. En küçük bir tartışmada boşanmaya gidiyorlar.

       Emekle, çabayla, sabırla elde edilen bir beceri, başarı, ürün ve mesleğe yönelmiyorlar. Büyük adam olmak, büyük ve önemli işler başarmak, kalıcı eserler ortaya koymak yerine en büyük idealleri youtuber olmak. Başarıyla, emekle, helal yoldan kahramanlaşmak yerine; kısa yoldan uyduruk işlerle kahraman olmaya hevesleniyorlar.

       Böylesine yozlaşmış, çürümüş, değerleri yok edilmiş, Müslüman Türk kimliğini terk etmiş, amaçsız, ruhsuz, şuursuz bir nesil, Haçlı Siyonist emperyalist odaklar için her zaman bir yerlere, karanlık yollara ve yönlere, gâvur projesi isyanlara kanalize edilebilecek, güdülebilecek, yönlendirilebilecek tehlikeli bir nesildir.

       En dindar ve en milliyetçi ailelerin çocukları bile maalesef bu durumdadır. Türk milletinin geleceği pek parlak görünmüyor. Türklerin sorumlu aydınları bu büyük felaket gidişe karşı mutlaka bir çözüm üretmelidir. Türk Devleti, eğer devam ve beka derdindeyse ilk yapması gereken iş, yeni Türk nesillerini şuurlu Müslüman Türk kimliğine kavuşturmaktır. Bunun çaresini bulmak ve hemen acilen hayata geçirmek zorundadır.




Kaynak: Prof. Dr. Nurullah Çetin

Editör: Mehmet Karakoyunlu

Bu haber 876 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER ELEŞTİRİ Haberleri

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
YUKARI