Örnek HTML sayfası
Bugun...



SITKI ÖZTÜRK, TARİHİ ROMANLARIYLA GEÇMİŞİ CANLANDIRIYOR!
Tarih: 03-01-2020 13:17:33 Güncelleme: 03-01-2020 13:38:33 + -


Sıtkı Öztürk, tarihi roman yazarı olarak Türk tarihini anlatan romanlarıyla tarihe yeniden can veriyor!

facebook-paylas
Tarih: 03-01-2020 13:17

SITKI ÖZTÜRK, TARİHİ ROMANLARIYLA GEÇMİŞİ CANLANDIRIYOR!

 

AŞK&TAHT

                                                      “Bir Fetret Devri Romanı”

                ***

Bir zamanların namlı Sultanı, hızına ve aklına erişilmez muzaffer komutanı , Gazi-i mutlak Yıldırım Bayezid Han’da esirler arasındaydı. Elleri arkadan bağlanmış, silahları ve miğferi alınmış, saçları suratına dağılmış, sakalları kir pas içinde kalmış, yorgunluktan bayılacak gibi sendeleye sendeleye  savaş meydanından geçirilerek Timur’un çadırına götürülüyordu.

Önceden haber uçurulmuş olmasına rağmen, ilgisiz görünmek için oğlu ile birlikte satranç oyununa tutuşmuş olan Timur, Bayezid’i görünce gülümseyerek ayağa kalktı.  Bu hal Bayezid’i çok kızdırdı. “Allah’ın bedbaht ettiği bir insanla alay etmek fenadır fena!” diye gürledi. Timur ise, “Hayır, maksadım alay etmek değildir. Allah’ın, bu dünyayı senin gibi bir körle benim gibi bir topala bıraktığına gülüyorum.*” dedi.

--------------------------------------------------------------------------------------------------

(*Hasımları tarafından, Yıldırım Bayezid’in sol gözü az gördüğü için “kör”, Timur’un da bir bacağı diğerine göre kısa olduğu için “topal” lakabı takılmıştır..)

 

                ***

“Biraz önceki tavrınla, daha çok Hüsrev’e benzedin. Oysa ki, Hüsrev hep Şirin’e acı vermişti.”

“Acı, aşkın kendisi değil midir?”

“Aşktan ne anladığına bağlı.”

“Peki, sen ne anlıyorsun aşktan?”

“Aşkı bilmem. Sırrına eremedim daha. Lakin aşıktan anlarım sanırım.”

“Aşık’ın çok mudur ki?”

“Hayır!.. Aşık’ım yoktur. Lakin Aşıklar çoktur.”

“Peki nasıldır aşık? De hele.”

“İki türlüdür. Edipler, birincisine demişler ki, “Sakın sen kûy-i cananı, uzakdur sanma ey Mecnun./ Seher yola giren  Aşık, gece Leyla'da akşamlar.*” Oysa ki, ikincisine, “Sakın! Sen küy-i cananı, uzak dur!.. / Sanma ey mecnun, seher yola giren Aşık, gece Leyla'da akşamlar.**” Demişler.”

“Her ikisi de Aşık değil mi sonuçta?”

“Aşık, ama… Birincisi, Leyla’ya, ikincisi Mevla’ya aşık.”

--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

* “Sen sakın ola ki sevgilinin mahallesini uzaktır diye zannetme ey Mecnun. Daha seherde Aşık olduğunda gece Leyla'da akşamlarsın.”

** “Aşkı kolay mı zannediyorsun. Bu seher aşık olunca gece Leyla'da akşamlayacağını mı sanıyorsun"

 

 

GAZİ HAN OSMAN

 

Vahşi bir istila…

Ateş çemberinin tam ortasında birkaç cesur adam…

Uçlarda sıkışıp kalmış hayatlar…

Ve kutlu bir rüya…

***

13. Yüzyılın son çeyreğinde, acımasız Moğol istilası altında, Doğu Roma sınırına dayanmış Kayı’nın, hayatta kalma mücadelesine tanık olmaya hazır mısınız?

Kutlu bir günde doğan, kutlu bir çocuğun, altı asra damgasını vurmuş bir imparatorluğu nasıl kurduğuna şahit olacaksınız.

Daha önce okuduğunuz bütün kuruluş hikâyelerini unutun!

Dostluk, aşk, ihanet ve azmin iç içe geçtiği bir coğrafyada, bir boyun tüm zamanları aşan yükselişine hazır olun!

 

 

SITKI ÖZTÜRK

KUTSAL

SAVAŞ

 

ÇOCUK HAÇLILAR DERVİŞ VE FEDAİ

 

Archer; kutsal bir seferin isimsiz neferi… Çocuk yaşta, Köln’de başlayan ve bir mucizenin peşinden Akdeniz’e uzanan, korsanlar eliyle Kuzey Afrika’ya, köle pazarlarından Mısır’a, Tapınak şövalyelerinin son kalesi Akka’ya, türlü badireler ve bir birini kovalayan ihanetler sonucunda Anadolu’ya ulaşan, hayatta kalma ve kemale erme yolculuğu sırasında Archer’dan Abdullah’a evrilen sevdanın sırlı yolcusu…

                ***

Ahmed; aşkın deryasında akıntıya karşı kürek çeken bir yürek mahkûmu… Od düşünce yüreğine hesapsız küle dönen, Rahman’ın kaderinden kaçıp yine O’nun kaderine sığınan, dergâh dergâh yanan, kâinat kazanında pişen, maşukun yolunda ilmek ilmek iz süren bir vuslat yolcusu…

***

Ve Ayaz; kartal yuvası Alamut’un seçkin fedaisi… Seyduna’nın cennet bahçelerini çevreleyen coşkun ırmaklarından içtiği ab-ı hayatın peşinden koşan, öncesinde şahların, şehinşah ve keykavusların gölgesi, sonrasında ise kâbusu olan, fakat sıkışan ruhunun akıl almaz soruları karşısında aciz kalan bir hasret yolcusu…

***

Uzun bir yolculuk, kesişen hayatlar, yarım kalan aşklar ve bitmeyen savaşlar…

XIII. yüzyılın ateş topuna dönen Anadolu coğrafyasında, bir yanda Kutsal Haçlı seferleri, bir yanda Moğol istilası kıskacında hayat bulan yaşanası bir macera…

 

 

 

MEMLÜK: Kölelikten Sultanlığa

 

 

İki büyük istila!

Ateş çemberi arasında kalmış hayatlar!

Cesur adamlar!

Ve taht oyunları!

 

***

 

Bozkırın özgür çocuklarıydı onlar.

Acımasız bir istilaya uğradılar.

Zorla sürüldüler atalarının yaşadığı topraklardan.

Hürriyetleri için savaştılar.

Ve…

Köle olarak getirildikleri topraklara hükümran oldular.

“Memlük!” dediler onlara.

İsimlerini belki duydunuz ama…

Hikâyelerini hiç bilmiyorsunuz!

 

***

 

 

Son

YENİÇERİ

-İsyan-

 

Rumeli ve Balkanlar’da işlenen esrarengiz cinayetler!

Birden bire ortadan kaybolan kimsesiz çocuklar!

Bir ihanet!

Yangın yerine dönmüş üç yürek!

İstihbarat savaşları!

Ve büyük bir isyan!

***

Bilinmeyen hikâyeler, unutulmuş karakterler ve söylenmemiş sırlar eşliğinde karanlıkta kalmış bir dönem… Bir isyan ve intikam masalı… Zaman zaman korkunun sınırlarında dolaşacak, sırlı ve heyecan dolu bir yolculuğa çıkacaksınız. Zaman zaman gözyaşlarınızı tutamayacaksınız. Gelenek ve gelecek tercihi arasında bocalayacağınız muhteşem bir roman ve Osmanlı’nın “Sherlock Holmes”u Mehmet Fuat’ın nefes kesen macerası…

Kutsal Savaş” – “Aşk ve Taht”ın yazarından…

***

-Rumeli ve Balkanlar’da işlenen esrarengiz cinayetlerin altında yatan sır neydi?

-Osmanlı’da cadı ve vampir meselesi… Cadılar ve vampirler gerçek mi?

-Kayıtlara “Vakayı Hayriye” olarak geçen olayların perde arkası… Gerçekte hayır mı oldu yoksa şer mi?

-Osmanlı modernleşmesi bir hayal miydi?

-Derviş Ağa kimdi? Bir kahraman mı yoksa hain mi?

-Birden bire ortadan kaybolan kimsesiz çocukları nasıl bir akıbet bekliyordu?

-Mehmet Fuat’ın hiç bilinmeyen hikâyesi… Bir efsane mi yoksa gerçek mi?

-Yangın yerine dönmüş üç yürek… Mehmet Fuat, Leyla ve Efser… Leyla mı yoksa Efser mi?

-Evliya Çelebi seyahatnamesinde aslında ne demek istedi?

-Mehmet Ali Paşa, Devlet-i Ali’yi teslim alabilecek mi?

-İstihbarat savaşlarının iç yüzü… Hürmüz mü yoksa Kâhin mi? Gerçek olan hangisi?

-Islahatları halen tartışılan II. Mahmud, gavur padişah mı yoksa gerçek bir reformist mi?

-Kayıtları silinmiş son isyan, amacına ulaşabilecek mi?

***

“…Kul olmak şuur ister, köle olmak ise şuursuz bir itaat… Unutma! Âdem Allah’ın kuludur, kölesi değil. Yeniçeri de padişahın…”

 

 

 




Kaynak: Canan Hanım

Editör: Mehmet Karakoyunlu

Bu haber 633 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER Kitap Tanıtımı Haberleri

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
1346 Okunma
1344 Okunma
1343 Okunma
1341 Okunma
1328 Okunma
1326 Okunma
1303 Okunma
1250 Okunma
1226 Okunma
1177 Okunma
1125 Okunma
1086 Okunma
5299 Okunma
5260 Okunma
5032 Okunma
4974 Okunma
4948 Okunma
4275 Okunma
3821 Okunma
3821 Okunma
3739 Okunma
3709 Okunma
3652 Okunma
3454 Okunma
SON YORUMLANANLAR
YUKARI