Örnek HTML sayfası
Bugun...



SÜT KADAR SICAK MERHAMET
Tarih: 02-10-2020 17:05:19 + -


Şevket Yurduseven'in öyküsü...

facebook-paylas
Tarih: 02-10-2020 17:05

SÜT KADAR SICAK MERHAMET

Şevket YURDUSEVEN

1960’lı yıllar... Anadolu’nun kışın çamur, yazın tozlu yolları… Gündüzleri kuşlar gibi hür dolaşılan, geceleri gaz lambalarının bir masal edasıyla insanları etrafına topladığı, yokluk ve kıtlığın kol gezdiği; ama yokluğa rağmen varlığın kıymetinin her daim bilindiği, yeni açılan okulların köyleri aydınlattığı yıllar...

Bilmem kaç haneli bir köyün, bir köy evinde, bir anne ve çocuk. Çocuk sabahtan öğleye kadar devamlı yaramazlık yaptı. Huysuzlaştı. Ağladı. Güldü. Yaşanılan bütün bu tezatlıklar sanki bir şeylerin olacağının habercisi gibiydi.

Temmuzun sıcağı da ortalığı kasıp kavurunca bir şeylerin olacağı kaçınılmaz gözüküyordu. Çocuğun giderek artan huysuzluğu, çocuğun huysuzluğuna mana veremeyen anneyi telaşlandırıyordu.

Ana evin işlerini yetiştirmek için koşuşturup duruyordu. Bir taraftan yayık yayıyor, çamaşır yıkıyor, etrafı temizliyor. Bir taraftan da öğlene evin beyi yemek için tarladan eve geleceğinden, yemek hazırlığı yapıyordu. Koşuşturma tüm telaşıyla devam ediyordu.

Yakıcı sıcak kümes hayvanlarının bile hareketini kısıtlamış, onların gölgede tünemelerini sağlamıştı. Karabaş ise sıcaktan hırıl hırıl soluyor, sineklerden rahatsız olunca da kendisini gölgeden gölgeye koşturuyordu. Böyle yaptığı için kümes hayvanlarının rahatını bozuyor, çilli horozu perişan ediyor, ortalığı karıştırıyordu.

 Çocuk ise evin yazlığında oturmuş, olan biteni seyrediyor, hırsının ve kızgınlığının geçmesini bekliyordu.

Çok kıymetliydi aslında. Anası onun için her şeyini verirdi. Hele ebesi... Beyinin ismi olduğu için üzerine ayrı titrerdi.

Köyün büyüklerinden, birazda meczup, herkesin iyi bildiği ve hiç kimsenin saygıda kusur etmediği Deli Hanefi, köyde önüne gelene çok farklı sorular sorardı. Sorunun cevabını almazsa bunu köyde herkese anlatır, bu çocuktan bir şey olmaz der dururdu. Anlatılan odur ki Deli Hanefi aynı soruyu bu çocuğa da sormuş.

 “Bil bakalım kardeşliğimin torunu demiş.

 80 sarı at, 90 doru at, yüz bin kırat, bunların nalı, mıhı ne kadar eder.”

Çocuk bir düşünmüş sonra

“çok kolay demiş”

Ve işlemi hemen oracıkta yapıvermiş.

Deli Hanefi âdeti olduğu üzere bu olayı köyde, her yerde anlatmaya başlamış ve eklemiş,

“Bu çocuk gelecekte büyük bir adam olur” demiş.

O günden beri çocuğun yaramazlıkları artmaya başlamış. Olaydan mıdır yoksa çok zeki olduğundan mıdır, hırçınlığı, yaramazlığı her geçen gün artarak devam etmiş.

Zaman zaman ebesi “bu oğlanda nazar var” diye hocalara okutmuş. Onlara rağmen her nedense aksilikler bir türlü geçmemiş.

 Bugün de sanki öyle olacakmış gibi bir hava vardı. Sanki yaşanılan her şey bir aksiliğin habercisiydi. Annesi

“Haydi, oğlum koyunlarımızı sağalım” diye seslendi.

Çocuk önce sinirlendi, sonra sert bir şekilde “tamam” dedi.

Anası eline bakracı aldı oğlu ile koyunların bulunduğu çardağa gittiler.

Koyunlar gölgede kendilerinden geçmiş yatıyorlardı. Çocuk bir bir koyunları kaldırıyor, annesi bakracı koyunların memelerinin altına koyuyordu. Çocuk koyunlar kaçmasın diye bir eliyle onların başını tutuyor, anne de sabaha kadar yaylada otlayan koyunlardan haşır haşır süt sağıyordu.

Bir yandan da evlatları gibi benimsediği koyunları ile konuşuyor.

 “Küpeli bugün sütün çok maşallah, Sarı Kız sen nasılsın bakayım’’

 Diyerek eğleniyordu.

Süt sağma işi bittiğinde anne oğluna

 ‘’Karagözlü yok, yine gelmemiş, herhalde komşu Çolakların oradadır, haydin oraya gidelim, onun da sütünü sağıp evimize getirelim’’ dedi.

Çocuk birden parladı.

 “Hayır, olmaz gitmeyeceğiz’’ dedi.

Annesi şaşkınlıkla beraber

“O bizim koyunumuz oğlum, sağmazsak soğulur, kuzusu aç kalır.’’ dedi.

Çocuk “olsun o hiçbir zaman eve gelmiyor, onun için cezalı, olmaz’’ dedi.

Sabahtan beri süren huysuzluk artık zirveye doğru tırmanmaya başlamıştı. Çocuk hem ağlıyor hem de kendi kendine söyleniyordu.

‘’Gitmeyelim” diye bağırmaya başladı.

Anne ne yapacağını şaşırmış vaziyette bir yandan da yürümeye çalışıyordu. Anne önde, elinde süt bakracı, o arkasında, annesinin entarisinden tutmuş vaziyette, konuşa konuşa, ağlaya ağlaya komşu ağıla doğru yürüyorlardı. Fakat çocuğun sesi iyice yükselmeye başladı. Annesinin önünü kesmeye çalışıyor, annesinin gitmesini engellemeye çalışıyordu.

Fakat ana Anadolu kadını, evladın ne demek olduğunu bilen analarımız, oğlunu incitmeden ikna etmeye çalışıyordu.

 Sesi duyan komşuların

“Senin bu oğlanda bir şeyler var”

Demelerine aldırmadan, sabırla, onun ruh dünyasının bozulmasını istemeden bir şeyler yapmaya gayret ediyordu. Anne sürekli oğlunu ikna etmeye çalışıyor ama oğlu bir türlü ikna olmuyordu.

Sonunda Karagözü buldular. Anne hemen koyunu sağmaya başladı.

 Bütün huysuzluğu ve inadı üzerinde olan çocuk bu sefer de

“sütü dök, sütü dök”

Demeye başlayıp ağlamasını artırdı.

Bütün bu yaşanılanların sonunda, ana yavrucuğunun ağlamasına dayanamadı ve sütü döktü. Sütün döküldüğünü gören çocuk, derin bir iç çekti ve birdenbire sustu. İkisi birlikte hiçbir şey olamamış gibi evin yolunu tuttular.

Komşu Miyase Hanım

“ Aşk olsun Fatma Abla hiçbir şey demedin. Bir tokat bile atmadın, kızmadın” dedi.

 Yürürlerken annenin kalbinde merhametin sıcacık duygusu, çocuğun kalbinde annesine olan sevginin sıcaklığı... Olayı izleyen köylülerin kalplerinde de anne sütünün koyun sütünden daha değerli olduğunun mutluluğu vardı.




Kaynak: Şevket Yurduseven

Editör: Kürşat Kafkaslıoğlu

Bu haber 3720 defa okunmuştur.

Sinan Güven / 04-10-2020 11:20:00

Merhaba, Teşekkürler çok güzel bir yazı olmuş.

Habib GÜVEN / 03-10-2020 17:07:00

Dayı oğlu köye gittim ıran o kadar sıcak ve net ki yaşadım sanki o yılları Allah cc razı olsun zihnin ve ufkun hep açık olsun inşallah

Musa Özmen / 03-10-2020 16:53:00

Çok samimi ve içten yaşanılmış ve bu günümüze aktarılmış güzel bir anı, kaleminize, yüreğinize sağlık....



FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER ÖYKÜ Haberleri

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
1229 Okunma
1228 Okunma
1228 Okunma
1213 Okunma
1205 Okunma
1203 Okunma
1189 Okunma
1136 Okunma
1111 Okunma
1072 Okunma
1010 Okunma
973 Okunma
5192 Okunma
5149 Okunma
4934 Okunma
4871 Okunma
4846 Okunma
4166 Okunma
3721 Okunma
3704 Okunma
3641 Okunma
3599 Okunma
3538 Okunma
3349 Okunma
SON YORUMLANANLAR
YUKARI