escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan istanbul escort istanbul escort istanbul escort vtunnel
Bugun...



YAZARIMIZ SİBEL UNUR ÖZDEMİR'İN BESTEKÂR RAMAZAN ÖZYURT İLE RÖPORTAJI
Tarih: 01-01-2018 15:24:21 + -


Yazarımız Sibel Unur Özdemir'in Bestekâr Ramazan Özyurt ile yaptığı röportajı keyifle okuyacaksınız.

facebook-paylas
Tarih: 01-01-2018 15:24

YAZARIMIZ SİBEL UNUR ÖZDEMİR'İN BESTEKÂR RAMAZAN ÖZYURT İLE RÖPORTAJI

Yazarımız Sibel Unur Özdemir, şiirlerin notalarla buluşmasını sağlayarak müzik dünyasına birbirinden kıymetli eserler kazandıran değerli Bestekâr Ramazan Özyurt ile şiiri, şarkıyı, notayı ve müzik dünyasını konuştu.

Bu özel röportajı birlikte okuyalım…

 

SİBEL UNUR ÖZDEMİR: Merhabalar Ramazan Bey. Öncelikle söyleşi teklifimizi kabul ettiğiniz için teşekkür ederim.

RAMAZAN ÖZYURT: Bu nazik davetiniz için ben çok teşekkür ediyorum.

SİBEL UNUR ÖZDEMİR: Biliyorum bir insanın kendisini anlatması zor lakin ilk sorum “Ramazan Özyurt bize kendini nasıl anlatır?” olacak.  

RAMAZAN ÖZYURT: 1964 yılı baharında Niğde ili, Altunhisar Kazasının Ulukışla Kasabası’nda dünyaya gelmişim. Memur bir babanın altı çocuğundan dördüncüsüyüm. İlk ve orta okulu köyümde okudum. Lise tahsilimi askeri okulda tamamladım. Astsubay olarak yurdumuzun değişik coğrafyalarında görev yaptıktan sonra 2004 yılında emekli oldum. 1993-1997 yılları arasında İktisat Fakültesi’ni bitirdim. Sevim Hanım’la evliyim. Burcu (Eczacı) ve Güneş ( Dr.Adayı) adında iki kız babasıyım. 2000’li yılların başında amatör ud çalarak başladığım çalışmalarım, 2010’lu yıllarda beste yaparak devam etti ve benim için müzik hayatımda vazgeçilmez bir tutku haline dönüştü. Günümüze kadar hepsi birbirinde kıymetli, her biri yurdumuzun değerleri olan yaklaşık 70 civarında şairin güftelerini besteledim.

SİBEL UNUR ÖZDEMİR: Sizin emekli astsubay olduğunuzu öğrendik. Bir yanda disiplin gerektiren daha gerçekçi bir meslek bir tarafta ise daha melankolik duyguların hâkim olduğu, sazla sözle iç içe bir hayat. Bu ikilemin sizi etkilediği oldu mu hiç? 

RAMAZAN ÖZYURT: Aslında farklı iki yan gibi gözükse de aslında müzik, hayatın doğumdan ölüme kadar her döneminde bizimle beraber.  Mesleğim geçimimi temin için zorunluluk.  Bu ikilem beni çok fazla etkilemedi. Çünkü askerlik hayatımı aile hayatıma ve sivil yaşantıma yansıtmamaya çalıştım. Emekli olduktan sonra sivil hayata çabuk uyum sağladım.

SİBEL UNUR ÖZDEMİR: Notaların o büyülü dünyası ile tanışmanız nasıl oldu? Hani klasik bir cevap vardır herkes tarafından bilinen; çocukluktan itibaren müzikle uğraşırdım gibi. Siz bildiğim kadarıyla 2000’li yıllarda başladınız müzik hayatına. Sizi bu dünyaya çeken şey neydi?

RAMAZAN ÖZYURT: 2010 yılında bir gün rahmetli annemi rüyamda gördüm. Sabah işyerime gittiğimde gördüğüm rüyanın etkisinden kurtulamadım ve birden;

 

ANNEM

 

Aklımdan hiç çıkmıyorsun,

Sanki her an yanımdasın.

Kokuna, sevgine doyamadan,

Göçtün de gittin.

Mahzun bakışını,

Yavrum deyişini,

Çok özledim; Anne

 

Ramazan Özyurt

 

İsimli şiirim ağzımdan döküldü. Kısa zaman sonra bu şiiri “Hüzzam” makamında besteledim. Yıllarca benimle yaşayan içimdeki çocuk artık uyandı;  yapmış olduğum ilk bestem “ANNEM”di. Bu vesile ile ebediyete intikal etmiş annelerimize şükranlarımı sunuyorum. Mekanları cennet olsun. Hayatta olan annelerimizin de ellerinden öpüyorum.

 

Annem’den sonra besteler birbirini kovaladı ve kovalamaya da devam ediyor.

 

SİBEL UNUR ÖZDEMİR: Çok güzel bir şiir, çıkış noktası olması da kaçınılmaz. Bir anne olarak itiraf ediyorum ki ben de çok etkilendim. O zaman şöyle bir soru yönelteyim size.  “Annem” ile başlayan bu yolculukta feyz aldığınız üstatlar var mı?

RAMAZAN ÖZYURT: Geçmişten günümüze kadar Türk müziğine hizmet etmiş, katkı sağlamış değerli hocalarımıza minnet ve şükranlarımı sunuyorum. Hepsi bizim için bir değer, bir kılavuz. Tabii ki isim olarak zikretmem uygun olmaz ancak etkilendiğim değerli hocalarım var. Bu arada günün 24 saati yanımda olup, benim yetişmem de çok emeği olan Sayın hocam, Değerli Bestekarımız Sadettin ÇEVİK’e teşekkürlerimi ve şükranlarımı sunuyorum.

SİBEL UNUR ÖZDEMİR: Bir eserin ortaya çıkış süreci oldukça sancılıdır. Size ulaşan güfteler notalarla buluşmaya başladığı anda ve besteyi tamamladığınızda neler hissedersiniz? 

RAMAZAN ÖZYURT: Gelen güfteyi defalarca okurum. Şairin ne söylemek istediğini ne yapmaya çalıştığını anlamaya çalışırım. Şiir beni etkilemişse ud’umu alarak farklı makamlarda dolaşmaya başlarım. Nağmeler bir makama oturduğunda usulünü belirleyerek notasını yazarım. İşte benim bir çocuğum daha oldu derim ve bu sevincimi şairimle paylaşırım. Bu süreç çok yavaş olduğu gibi bazen de çok hızlı olabiliyor.

SİBEL UNUR ÖZDEMİR: Sanırım size ulaşan her şiir notalarla buluşamıyor. Bir eseri besteleme noktasında o şiirde sizi kendine çeken temel unsurlar nelerdir?

RAMAZAN ÖZYURT: Çok şiir ve şiir kitabı geliyor. Elimden geldiği kadar okumaya çalışıyorum. Beste olacak şiirlerin dile dolaşan, akılda kalan, akıcı, dikkat çekici ve sade olmasına;  bunun dışında hece vezni gibi unsurlara dikkat ederim. Tabii ki şiirinde tadı bambaşka.

SİBEL UNUR ÖZDEMİR: Bana göre bir şiir bestelendiği andan itibaren güfte olmuştur artık. Gerçekten böyle midir? Şiirle güfte farklı mıdır ya da arasındaki fark nedir?

RAMAZAN ÖZYURT: Bence şiirin şarkı olan kısmı güfte olmuştur. Çünkü bazı şiirlerin tüm mısralarını bestelemek mümkün değil. Güfte için, bir söz eserinin bestelenmiş kısmı, şiir için ise vezinli veya vezin tesiri uyandıran ahenge ve ses uyumuna sahip sözlü eser diyebiliriz.

SİBEL UNUR ÖZDEMİR: Biz dinleyiciler şarkılarla eğlenir, şarkılarla efkârlanırız, şarkılarla gülümseriz, şarkılarla/türkülerle coşar, dans ederiz.  Gün olur dalıp gideriz çok uzaklara. Fal tutarız şarkılardan. Bu noktada sormak istiyorum ki besteleyeceğiniz eserin henüz şarkı haline gelmeden dinleyiciyi nasıl etkileyeceği konusunda bir fikre sahip olur musunuz ya da bu durumu gözeterek beste yapar mısınız?

RAMAZAN ÖZYURT: Bestelediğim her eseri aslında bir dinleyici kulağıyla da dinlemeye çalışırım. Benim için yaptığım eserlerde dinleyicilerin kendilerinden bir şeyler bulabilmeleri, kabul etmeleri çok önemli. Bazen kendi yaptığım bir besteyi bunu ben mi yaptım dediğim çok oldu. Bu bambaşka bir duygu.

SİBEL UNUR ÖZDEMİR: Sizi çok iyi anlıyorum; çünkü aynı duyguları ben de yaşıyorum. Çok önce yazdığım bir yazı ya da şiiri yeniden okuduğumda “bunu ben mi yazmıştım?” diye gülümsüyorum. Evet, konumuza dönelim… Beste yapacağınız şiirin aruz veya hece ölçüsü ile yazılması önemli midir sizin için? Serbest tarzda yazılmış şiirleri de besteler misiniz?

RAMAZAN ÖZYURT: Hece veya aruz ölçüsü ile yazılmış sözlü eserler bir kalıba, bir ahenge uygun olduğu için her zaman tercih sebebidir. Bu arada serbest eserlerden de yaptığım bestelerim var. Ancak tercihim aruz ve hece ölçüsüdür.

SİBEL UNUR ÖZDEMİR: Benim de pek çok şiirimi bestelediniz. Hatta rahmetli babam Orhan Erol Unur’un da “İnan” isimli şiirini notalarla buluşturarak ölümsüzleşmesini sağladınız. Buradan bir kez daha teşekkür ederim size.  An itibariyle kaç şiiri müzikle buluşturdunuz Ramazan Bey ya da şöyle sorayım bestelenmiş kaç eseriniz var?

RAMAZAN ÖZYURT: Bu arada ebediyete uğurladığımız babalarımızın mekanları cennet olsun. Ben de size çok teşekkür ediyorum. Çok güzel şiirler yazıyorsunuz. Gönlünüze sağlık, ilhamınız bol olsun. Bugün itibarı ile 300 civarında beste yaptım yapmaya da devam ediyorum. İnşallah yaptığım eserlerin dinleyeni bol olur.

SİBEL UNUR ÖZDEMİR: Bildiğim kadarı ile pek çok makamda bestelediğiniz eserleriniz var. İlahiler var mesela. Sonra sözlerini benim yazdığım bir “Ninni”miz var.  Özel bir çalışma olan Ayten Dirier hanımefendinin “Çanakkale Serefrazı” isimli kitabında bulunan tüm şiirlere yaptığınız müziklerden oluşan farklı bir çalışma var. Hangi makamlar sizi kendine çeker?  Bir şiirin hangi makamda besteleneceğine nasıl karar verirsiniz?

RAMAZAN ÖZYURT: “Ninni”niz benim torunlarıma yetişmedi ama inşallah nice annelerin çocuklarının kulaklarına söyleyecekleri dilden dile dolaşan bir melodi olur.

Zaman zaman temalı eserler de yapmaya çalışıyorum.  Sayın Ayten DİRİER hanımefendinin yazdığı Çanakkale Zaferi ve Atalarımızın Anadolu’ya göçü ile ilgili bir çok şiirini besteledim. Dini motiflerin işlendiği bir çok eseri de ilahi formunda besteledim.

Makam anlamında her makamın kendine göre özelliği ve güzelliği var. Bir şiiri bestelerken konusuna, sözlerine, derinliğine göre makamını ve usulünü seçerim. 

SİBEL UNUR ÖZDEMİR: Sizin bir de yorumculuk yönünüz var.  Ben sizin yorumladığınız şarkıları dinlerken büyük keyif alıyorum. Can verdiğiniz şarkılara ses olmak nasıl bir duygu?

RAMAZAN ÖZYURT: Naçizane bestelerimi yorumlamaya çalışıyorum. Çok teşekkür ediyorum. Teveccüh gösteriyorsunuz. Ben kendi yorumum için bir şey diyemiyorum. Ama dinleyenler beğendiklerini söylüyorlar. Sağ olsunlar var olsunlar.

SİBEL UNUR ÖZDEMİR: Bilmiyorum böyle bir çalışmanız oldu mu ama ben film müzikleri yapmayı düşünür müsünüz diye de sormak istiyorum size.

RAMAZAN ÖZYURT: Sayın Ayten DİRİER hanımefendinin senaryosunu yazdığı “CAKA BEY” isimli eserin sadece SONSUZ KOŞU olan şiirini besteledim. Eğer bu senaryo sahneye konur ise müziklerini yapmak isterim.

SİBEL UNUR ÖZDEMİR: Sizin kendi şiirleriniz de var. Elbette kendi şiirlerinize de ses oluyorsunuzdur ama başka bestekârlar tarafından bestelenen şiirleriniz var mı? Bunu arzu eder misiniz?

RAMAZAN ÖZYURT: İnanın şu ara şiir yazmaya vakit bulamıyorum. Siz şairler öyle güzel şiirler yazıyorsunuz ki hepinize şükranlarımı sunuyorum. Tabii ki benim yazdığım şiirlerin de başka bestekarlar tarafından bestelenmesini isterim. İnşallah bir gün olur.

SİBEL UNUR ÖZDEMİR: Eserlerin TRT repertuarından geçmesini önemsiyor çoğu bestekâr. Eserlerin TRT repertuarından geçmesi neden önemli?

RAMAZAN ÖZYURT: Benimde TRT repertuarına girmiş eserlerim var. Bizim için sanki TRT bir tescil yeri gibi, müzik adına bir otorite gibi. Bu sebeple önemli. Oysa günümüzde çok popüler olmuş bir çok eser TRT repertuarında değil.

SİBEL UNUR ÖZDEMİR: Ekranlarda sürekli aynı (eski) şarkıları dinliyoruz. Yeni eserlere neden yer verilmiyor. Bizlerin eserlerimizi ekranlarda dinleyebilmemiz için izlememiz gereken bir yol var mı?

RAMAZAN ÖZYURT: Aslında biz bestekarların yarasına parmak bastınız. Bu sorun çok genel bir sorun. İnşallah şarkılarımız ekranlarda çok okunur demekten başka elimizden bir şey gelmiyor.

SİBEL UNUR ÖZDEMİR: Ramazan Özyurt’un yarışmalara bakış açısı nasıldır? Ödül almış şiir ya da besteleriniz var mı?

RAMAZAN ÖZYURT: Bu güne kadar çeşitli yarışmalara katıldım. Ancak maalesef ödül alamadım. Aslında yarışmaları çok önemsiyorum. Fakat objektiflik anlamında aklımda soru işaretleri var. 2015 yılında Kadıköy Beste Yarışması’nın sonucu tam bir faciaydı.

SİBEL UNUR ÖZDEMİR: Her şey ödül demek değil ki. Birkaç kişinin beğendiği bir eseri diğer birkaç kişi beğenmeyebilir. Değerli Sanatçılarımızdan Bülent Ersoy’un bir sözünün hatırladım şimdi: “En büyük jüri halktır.” der,  çok doğru söyler. Siz üretken bir insansınız. Çok yakında bir de kitabınız çıkacak ve hem müzik hem de edebiyat dünyasına değer katacak. Kitap fikri nasıl çıktı ortaya.

RAMAZAN ÖZYURT: İnanın bende heyecanla bekliyorum kitabımı. Çok kıymetli güftekârlarımın katkıları ile inşallah güzel bir kaynak eser çıkacak. Çok eser üretiyorum, bunların kayıt altına alınması fikri ile kitap gündeme geldi. İnşallah güzel olacak.

SİBEL UNUR ÖZDEMİR: Şimdiden hayırlı olsun kitabınız. Bazı bestekârların yönettiği korolar olduğunu biliyorum. Sizin böyle bir aktiviteniz var mı? İleride düşünür müsünüz?

RAMAZAN ÖZYURT: Çok kıymetli şef hocalarımızın yönettiği çok sayıda koro var. Ankara bu açıdan çok şanslı.  Ben şu an için hiç düşünmedim. İlerisi için çok erken.

SİBEL UNUR ÖZDEMİR: Her güzel şeyin bir sonu var, derler. Biz de söyleşimizin sonuna geldik Ramazan Bey. Bir gün tüm eserlerinizin değerli yorumcular tarafından hem televizyon ekranlarından hem de radyolardan dinleyicilerle buluşmasını diliyor ve size canı gönülden başarılar diliyorum.

RAMAZAN ÖZYURT: İnşallah efendim. Beni köşenize konuk ettiğiniz için size çok teşekkür ediyorum. Tüm müzik dostlarıma sağlıklı, huzurlu ve müzik tadında bir hayat diliyorum. Esen kalınız.




Kaynak: Sibel Unur Özdemir

Editör: Muzaffer Özeroğlu

Bu haber 269 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER RÖPORTAJ Haberleri

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
YUKARI