escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan istanbul escort istanbul escort istanbul escort vtunnel
Bugun...


Ali KAYBAL


Facebookta Paylaş









ÇÖZÜLMEDİK BİLMECEYİ NEYLEYİM
Tarih: 01-05-2018 10:28:00 Güncelleme: 01-05-2018 10:28:00


       Hayat Atilla İlhan’ın dediği gibi akıp gidiyor; birisinin eksikliğini duyuyorum, ötekinin fazlalığını. Eksik olan gelip boşluğunu doldurmuyor, fazla olan gidip yerini boşaltmıyor.

       İkisinin arasında kötü, sevimsiz bir yerdeyim. Nefret ettikleriniz bile çekip gittiklerinde geriye bir boşluk bırakıyor. Böyle bir yerde duruyoruz işte. “Boş” luk öyle bir kavram ki yokluk kapısının açıldığı yerdir. Sonu başı olmayan bir kavram. Çevir çevir oku.

       Boşa gel git yapmak, boş durmayıp boşa çalışmak, meseleler arasında mekik dokumak adamı canından bezdirir. Bunun adına kader diyoruz. Bir hayat sahnesinde sergileniyoruz. “Serçenin ölmesinde bile bir bildiği vardır kaderin. Şimdi olacaksa bir şey yarına kalmaz, yarına kalacaksa bugün olmaz. Bütün mesele hazır olmakta. Madem hiçbir insan bırakıp gideceği şeyin gerçekten sahibi olmamış, erken bırakmış ne çıkar, ne olacaksa olsun! “ diyor Hamlet'ten bir sahne. Hayatta da, oynanan oyunda da hiçbir şeye sahip değiliz. Yunus öyle demiyor mu?

 

“Mal sahibi, mülk sahibi

Hani bunun ilk sahibi

Mal da yalan mülk de yalan

Var biraz da sen oyalan

 

       Sahip olduğumuz bedeni,  içinde taşıdığımız canı bırakıp gideceğiz. Hayat böyle bir hayat. Ya içine atacaksın. Ya içini dökeceksin. Boşluğa düştün mü işin kötü.

       Sona varmak çok önemli. Bir sonuca ulaşmak çok önemli. Bir tünelin sonunda ışık görülmeli. Işık ümit kaynağıdır. Karanlıkta kalmak ruhu da karartır. Geleceğimizi de karartır. Bütün çabalar boşa gider. Harcanan onca emek boşa gider. Zaman boşa gider. Hani derler ya "İti kocatan akılsızlığıdır."

       Aklımızı kullanmayı bilmeyiz bir türlü. Hep çatışma. Hep itişme. Hep hesap sorma. Hep öç alma. Kin ve nefretten başka bir şey geçmez akıl imbiğimizden. Rahmetli Özal’ın bir düşüncesi vardı. Çözülmesini istemediği bir konu olduğu zaman onu kurullara havale ederdi. Sanki bu kurullar meseleyi tıkamak için kurulmuştu.  “Problemi çözemiyorsan problemin bir parçası olma “ uyarısına kulak tıkıyoruz.

“Dağ tepesinde bir çam olamazsan
Vadide bir çalı ol.
Fakat oradaki en iyi küçük çalı sen olmalısın.
Çalı olamazsan bir ot parçası ol,
Bir yola neşe ver.
Bir misk çiçeği olamazsan bir saz ol.
... Fakat gölün içindeki en canlı saz sen olmalısın.
Hepimiz kaptan olamayız, tayfa olmaya mecburuz.
Dünyada hepimiz için birer şey var.
Yapacağınız iş, size en yakın olan iştir.
Cadde olamazsan patika ol.
Güneş olamazsan yıldız ol.
Kazanmakta ya da kaybetmek ölçü ile değildir.
Sen her neysen, onun en iyisi olmalısın... “ diyor Douglas Malloch,

       Abdulhak Hamid’in evinde zaman zaman sohbet toplantıları olurmuş. Bir sohbette, Osmanlı aydınlarının batı hayranlığı ile batılıların doğu düşmanlığı konusunda uzun uzun tartışılır. Bir sonuç alınamayınca Hamid son noktayı koymuş;

       Sözün kısası; sazla caz arasında bocalayıp duruyoruz.

       Onun içindir ki çamurdan kurtulamıyoruz.

 

Rahmeti rahman da çok zulmeti yapan da çok

Ne açın karnı doyar ne kanaat eder tok

Tıkanıp kalmışız bir ufacık mesele de

Kurul kurul toplanmış düğümleri çözen yok.

                                                        Dermanî

 

 

 



Bu yazı 497 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
YUKARI