google.com, pub-1472141983997631, DIRECT, f08c47fec0942fa0
Bugun...


Ali KAYBAL


Facebookta Paylaş









DİVAN EDEBİYATINDA İSTİARE SANATI VE DERMANÎ’DEN ÖRNEKLER (6)
Tarih: 01-01-2020 16:37:00 Güncelleme: 01-01-2020 16:37:00


İSTİARE

          Bir sözcüğü kendi anlamı dışında kullanarak, bir şeyi benzediği başka şeylerin adıyla anma sanatı. Benzetmenin iki temel öğesi vardır, benzeyen ve benzetilen. İstiare bunlardan birinin söylenmemesiyle yapılır.

 

          İstiare üç yönden ele alınır:

1) Benzetme amacı bulunur,

2) Sözcük gerçek anlamı dışındaki mecaz anlamındadır,

3) Sözcüğün asıl anlamında kullanılmamasını  gerektiren bir durum (karine-i mania) vardır.

 

            Üç türlü istiare vardır :

1)  Kapalı istiare  (istiare-i mekniye) Yalnızca  benzetilenin söylendiği istiareye denir

2) Açık istiare (istiare-i musarraha) : yalnızca benzeyenin söylediği istiaredir.

3) Yaygın istiare (istiare-i temsiliye) Benzetmenin temel öğelerinden yalnızca birisiyle çok sayıda      benzerliği sıralayarak yapılan istiareye denilir.
 

HİLAL  

Karanlık basar her taraf kör gece

Gönül yer arar bildirir bir hece

Yürekten alev yükselirmiş nice

Hilal gördü gözler durup yalvarır.

 

Sığınmış yatarlar hilal altına

Düşen kor yakar Mevla’nın aşkına

Çıkar kahve gözlüm durur karşına

Işıklar saçan kaşlar sorup yol verir.

 

Feûlün  / Feûlün  /  Feûlün  /  Feul

 

            Açık istiare. Karanlık gecelerde  göründüğünde gönüllerin yer aradığı, yüreklerden bir ateşin yükseldiği bir hecelik bir ifade gibi sevgilnin kaşları hilale benzetilmiş. Sadece hilalin özellikleri ortaya konulmak suretiyle  istiare-i musahhara yapılmıştır.

 

ÇINAR 

Yeşillik bürür kuş uçar gelse bahar

Tomurcuk açar dal geçer bir dere

Düşen gölgeler var güneş vursa bir

Düşer pençeler rüzgarından yere.

 

Yorulmuş olanlar durur altına

Serinlik bulan varmıyor farkına

Asırlar geçirmiş varır Mevla’ya

Verildikçe Osmanlı’dan bir paye.

 

Feûlün  / Feûlün  /  Feûlün  /  Feul

 

            Benzeyenlerin yer aldığı dizeler. Baharla birlikte dallarını yeşillik bürüyor. Dallarında kuşlar konuyor. Altında dereler akar. Güneş vurduğunda gölgesi yere düşer. Rüzgarın vuruşuyla bir pençeye benzeyen yaprakların yere düştüğü anlatılıyor.

 

            Asırlık bir geçmişe sahip olan çınarın Osmanlıdan kalma bir paye olduğu günümüzde altında oturan kişilerin bunun farkına varmadığı da ifade edilerek açık bir istiare (isitare-i musahhara) yapılmıştır.

 

İNCE İNCE YAĞAR

Beyaz beyaz kelebek oldular yağan  karlar

Benek benek uçuşup öptüler yanaklardan

Soğuk soğuk dokunurlar da hiç üşütmezler

Güzel selam getirirler kanımca uzaklardan

 

Mefâilün / Feilâtün / Mefâilün / Fa’lün 

 

            Lapa lapa yağan karın, benek benek uçuçması  beyaz beyaz kelebek olarak görülmekte. Ve karların yanağa değmesini de bir öpüş olarak değerlendirmektedir. Karlar soğuk olarak değmesine rağmen uzakta bulunan sevgiliden selam getirdiği için sıcacık bir dokunuş sergilemektedir.

 

GÖK YÜZÜ GİBİ

 

Ne ses var yıldırımlardan ne gök gürler durur gökte

Nedir öyleyse feryat ses çatık kaşlarından mı

Bulutlar bir hüzün kaplar gözünden yaş düşer şimdi

Kararmış her taraf  birden  onun gözyaşlarından mı

 

Mefâîlün / Mefâîlün / Mefâîlün / Mefâîlün

 

            Havanın güzel olması nedeniyle gökyüzünde bir gürleme ve yıldırım düşmesi olmazken duyulan bu seslerin sevgilinin kaşlarının çatık olmasından çıktığı ve sevgilinin kaşlarının çatıklığı nedeniyle yıldırım ve gök gürlemesine benzetildiği  bulutların yağmur yağdırmasının da sevgilinin göz yaşı dökmesine benzetildiği görülmektedir.

 

 



Bu yazı 382 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
442 Okunma
300 Okunma
251 Okunma
241 Okunma
223 Okunma
156 Okunma
142 Okunma
131 Okunma
124 Okunma
118 Okunma
117 Okunma
108 Okunma
661 Okunma
582 Okunma
508 Okunma
466 Okunma
455 Okunma
442 Okunma
400 Okunma
349 Okunma
322 Okunma
316 Okunma
315 Okunma
302 Okunma
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
YUKARI