Bugun...


Ali KAYBAL


Facebookta Paylaş









İLİM
Tarih: 01-03-2019 08:18:00 Güncelleme: 01-03-2019 08:18:00


       Keskin’in keman sanatçısı Erol Coke o günkü tabir ile düğünlere gidip düğün çalmaktadır. Yine bir düğüne gider. Yalınızdır. Yanında tanıdığı da yoktur. Erol Coke kendine göre parçalar bulup çalmaktadır. Herkes bir kağıda bir türkü adı yazıp istekte bulunuyor. Kağıtlar üst üste birikmiş, bir tane bile istek çalınmıyor.     

       Davetliler homurdanmaya başlamış. O sırada Erol’un hemşerisi olan bir kişi tuvalete gider. Dönerken de Erol Coke’ye seslenir.

  • Erol abi nasılsın. Niye istekleri çalmıyorsun, der

       Erol’un gözleri ışılar. Kendisini tanıyan bir kişi görmüştür.

  • Gurban olduğum gel hele. Herkes bir şeyler istiyor amma, bu adam okuyabiliyor mu diye kimsenin sorduğu yok.  Sen şunları bana bir oku hele.

 

       Adama tarif edersen, kemanı konuşturuyor.

       Lakin bu âlemde tarif edecek adam yoksa, her zaman bulamayabilirsen halin kötü.

       Bu nedenle işin özüne yönelmek lazım.

       “İkr’a “

       Okuyasın ki ilim sahibi olasın.

       Yaşanılan alemde beşeri ilişkilerde ve sosyal münasebetlerde mutlak surette bilgi eksikliği ve görgü yetersizliği olayların ve kavramların karışmasına sebebiyet vermekte, bu da şeytanın işini kolaylaştırmaktadır.

       İnsanlığın ilk emri olan “oku” ile başlayan ilim; süratli bir devirle çağımızı da sürprizler çağı haline getirdi. Yeni yeni buluşlar ve keşiflerle mikro âlemden, makro âleme kadar geniş bir alanda meçhul ve karanlık noktalar aydınlığa kavuşturulmakta. Atomlar âleminden, ruhlar âlemine kadar, canlılar âleminden organizmaya kadar teknoloji ve elektronikten sayısız tespit ve gelişmeler yaşanmaktadır. Bu insanlara ya korku salıyor ya da sevindiriyor olmaktadır.

       İnsanların ve genç dimağların şarz olabilmeleri, İslam’ın ilk emri olan “Oku” emrinin gereklerini yerine getirerek bilgi ile tezyin olmaları gerekmektedir. Bilgi ve beceri eksikliği olan insanlar şeytanın ocağına çabucak düşer ve cehaletliğin bedelini ömür boyu hüsranlık ve bedbahtlık içerisinde sürmekte devam eder. Yine de karşılığını ödeşemezler.

       İlim her devirde insanlık için gerekli olan keşif sahasıdır. İlimle mücehhez insanlar ve toplumlar, ilmen geri olanlara karşı üstünlüklerini daima kabul ettirmişlerdir. En açık örneğini Afganistan-Irak, ABD savaşlarında görülmüştür. “Hiç bilenlerle bilmeyenler bil olur mu”  (zümer 9) ayeti kerimesi bize düstur olması gerekirken her zaman için kokuşmuş batının eğlence, zevk, moda ve diğer işe yaramayan yaşantılarını taklitte yarışa girmişiz. İlmin yüceliğine dikkat çeken bizim inancımızdır. “Allah içimizde inanmış olanları ve kendilerine ilim verilenleri derecelerle yükseltsin”  (mücadele 11 )  ayeti kerimesi dünyayı isteyene ilmi tavsiye ediyor. Ahireti isteyene ilmi tavsiye ediyor. Hem dünyayı hem ahireti isteyene de ilim tavsiye ediyor. Nihayet Peygamber Efendimiz (SAV)’ in hadisi de bu yönde tavsiye ve rivayet edilmektedir.

       İlimden kaçışımıza bir mana verilemediği gibi İslam Âlemi’nin ilimden uzakta kalan yaşantısının acziyetini giderecek yolda bir adım atılmasında çözüm de üretilmemektedir. İlimden uzaklaşıldıkça şeytanın kucağına düşmek ve şeytana uymak daha da kolaylaşıyor.

       Nitekim Âdem ve Havva (AS)’ın cennetten kovularak yeryüzüne inmeleri şeytana uymaları ve onun vesveselerine kapılmalarından dolayıdır. Şeytanın ve dünyanın sahte nimetlerine, göz alıcı şatafatına kapılmamanın yegâne aracı “şeytanın es geçtiği ilim” sahibi olmaktan geçmektedir. Yunus Emre’nin deyişiyle;

 

İlim ilim bilmektir,

İlim kendin bilmektir,

Sen kendin bilmezsen

Ya nice okumaktır.

 

       İlim Müslüman’ın yitirilmiş malıdır. Onu nerede bulursa alır. İlmin fazilet ve önemini şöylece sıralayabiliriz.

  1. İlimin ibadetten üstün olduğu kaynaklarda belirtilmekte bir hadisi şerifte “Âlimin abide üstünlüğü benim sizden en basitinize olan üstünlüğüm gibidir” buyuruluyor,
  2. Allah ilim için yola koyulana cenneti kolaylaştırıyor,
  3. İlimle uğraşana melekler saygı gösteriyor,
  4. Yeryüzündeki ve gökyüzündeki bütün hayat sahipleri ilim talep edene rahmet duası okuyor,
  5. Âlimler peygamberlerin varisleri olmakta,
  6. Dünyadaki nasiplerin en ziyadesi ilim olarak gösterilmektedir.

       Bütün bu fazilet ve öneme rağmen ilme ve bilgiye sırt dönmenin izahı yapılamamaktadır. İzahını galiba bizim Yunus’ un deyişlerinde aramada, kendimizi bilmede yatıyor.

 

Âlemlerden öteye canı götüren ilim

Öğrenmemiş bir harfi ne söylesin bu dilim  

Uzak durduk Kur’ana okumadık bir kere

Dünyanın kasvetiyle bölündük dilim dilim.

 (Dermanî)

 

 

           

 

 

 



Bu yazı 2528 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
YUKARI