Bugun...


Ali KAYBAL


Facebookta Paylaş









İŞİN DOĞRUSU
Tarih: 03-04-2019 08:13:00 Güncelleme: 03-04-2019 08:13:00


Yol vardır dümdüz, yol vardır dolambaçlı.

İfadelerimiz de yola benzer. Bazen düze vururuz, bazen dolambaçlı yerlere.

İlişkilerde hep zorluklar yaşıyoruz.  Birbirimize nasıl davranacağımızı bilmiyoruz. Hitaplar nasıl olmalı?  Dostluklar nasıl olmalı? Arkadaşlar birbirlerine nasıl davranmalı? Sözlerimiz muhatabımızı incitir mi incitmez mi?

Bu işlerin bileni var mı? Onları bir bulalım desek!

“Yalan söyleyip yücelmektense, doğruyu söyleyip alçalmayı tercih ederim “ diyor Hz. Ömer.

 

Geçmiş zamanda geçen bir muhabbetle başlayalım.

Mehmet Rauf’un boyu oldukça kısaymış. Bunu kendine de dert edinirmiş. Bir gün yakın dostu Halit Ziya Uşaklıgil’e açmış.

Rica ederim bana kısa boylu denir mi? ,diye sorar

Halit Ziya da arkadaşına;

Hayır, cüce derler.

Bu cevaptan alınmak gerekir mi?

Ya da biz bu cevap ile karşımızdaki insanı kırmış olur muyuz?

Bu sorunun cevabını Mark Twain verir gibi,

Açık sözlü olmak iyidir iyi, en kötü ihtimalle sonradan kaybedeceklerini en başta kaybedersin  diyor.

 

Doğrusu bu mu?

Sözü izah etmenin başka şekli yok mudur?

Atatürk ; "Ben düşündüklerimi sevdiklerime olduğu gibi söylerim. Aynı zamanda lüzumu olmayan bir sırrı kalbimde taşımak iktidarında olmayan bir adamım. Çünkü ben bir halk adamıyım. Ben düşündüklerimi daima halkın huzurunda söylemeliyim " diyor.

 

Arkadaşlar birbirine böyle mi doğru olmalıdır.

Gerçekleri olduğu gibi yüzüne mi söylemeliyiz?

 

Düşüncelerini ekiyorsun, karşında davranış biçiyorsun. Davranışlarına göre alışkanlıkların gelişiyor. Alışkanlıkların dozuna göre karakterin biçimleniyor, Karakterin sonunda senin kaderini biçimlendiriyor. Yani herkes ne ekerse onu biçiyor. Eskilerin dediği gibi, ne verirsen elinle, o gider seninle.

 

Ya insanlar içlerinde gizli emeller beslerse onu nasıl açığa çıkaracağız? Hele geçmek istediğim bir dere olursa.  Leylekle yılan arkadaş olmuş. Önlerine bir dere gelmiş. Dereyi geçerlerken yılan leyleğin boynuna dolanıp sıkmaya başlamış. Leyleğin nefesi kesilmiş. Kıyıya ayak basar basmaz bir gaga darbesiyle yılanı öldürmüş. Çimlerin üzerine boylu boyunca uzatmış. Ardından da; Benimle arkadaş olacaksan işte böyle düpdüzgün duracaksın, demiş. Bu davranış biçimi de elimizle kulağımızı arkadan dolandırıp göstermeye benziyor.

 

Galiba lafı evirip çevirmeden, sözleri ağızda gevelemeden, biraz bekleyip gözlemek gerekiyor.

Yolcunun biri yol kenarında çalışan köylüye;

 Hemşerim falan köy ne kadar çeker, demiş,

Köylüden çıt yok. Kendi kendine “ Buranın adamı da amma muhanetmiş ha!” demiş.

Bir müddet sonra arkasından köylünün sesi gelmiş.

İki saat çeker, iki saat.

Be adam onu niye orada iken söylemedin.

Ne bileyim ben, senin nasıl adımla yürüyeceğini. Bu adımlarla iki saat çeker.

Biz atalardan böyle gördük. Böyle de işleriz. Onların sözleri bizim kulağımızda küpe olmalı her zaman.

“ ihtiyar amcanı dinler misin oğlum Nevruz

Ne büyük söyle ne çok söyle ;yiğit işte gerek

Lafı bol, karnı geniş soyları taklit etme

Sözü sağlam, özü sağlam adam ol, ırkına çek diyen bir Mehmet Akif Ersoy’umuz var.

 

Bizim ırkımız dobra dobradır. İnsanın yüzüne yüzüne konuşur. Ardından laf etmek bize yakışmaz. Öyle böyle laf edecekler var ise onlara denecek sözümüz şudur;

Ey arkamdan konuşanlar, zevk alıyorsanız sakın susmayın,

Eğer beni yargılamayı kafana koydunsa, istediğin kadar yargılayabilirsin.

Canımı yakmak isteğin zaman elinden geleni ardına koyma.

Zira ben seni Allah’a havale etmişim, sen bana değil O’na hesap vereceksin, bunu bil.

Hatırlatayım, Yaradan’ın hesabı çetin olur.

 

Hemen uyguluyoruz varsa işin kıstası

Doktor gelmez mi eve, olsa evin hastası

Bu kadar mı karışık dostane ilişkiler

Niye bocalıyoruz yok mu işin ustası. 

                                           Dermanî

 

 

 

 

 

 



Bu yazı 1011 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
YUKARI