Bugun...


Ali KAYBAL


Facebookta Paylaş









KİM KİMİN YÜZÜ SUYU HÜRMETİNE KABUL GÖRÜR!
Tarih: 01-09-2018 15:11:00 Güncelleme: 01-09-2018 15:11:00


     Sebepsiz hiçbir şey olmaz. Mutlaka bir sebep vardır. Sonuca götüren bir vasıta vardır.

     Halk arasında da bu sebep olumsuzluk halinde ortaya çıkar. Kötü bir şey olduğu zaman “Sebep gözün kör olsun “ denir. Bazen bu sebebin yüzü suyu hürmetine güzel şeylere nail oluruz. Bazen de bu yüzsuyunun çekilmesi nedeniyle hoş olmayan şeylere müstahak oluruz.

     Bir belaya düçar olduysak mutlaka bir sebebi vardır. Ya yaptığımız bir yanlış hareketin cezasını çekmekteyiz. Ya da bunun bir imtihan olduğunu bilip sabrederek mükafata nail olacağız demektir.

     Hayatımızda çeşitli vasıtalar yer alır. Hidayetin vasıtası, peygamberlerdir. Onların getirdikleri kitaba uymak suretiyle hidayetin yolunu buluruz. Bu kitaplara sırt döndüğümüz takdirde de yolumuzu kaybederiz.

     Affın ve mükafatın vasıtası, ikramlar ve cennettir. İlahi emirlere uyan Müslümanlara vaat edilen altından ırmakların aktığı cennettir. Her kulun yaptığı amele ve derecesine göre ayrılmış cennetlere gireceklerdir. Kahrın ve cezanın vasıtası, hadler ve cehennemdir. İlahi emre karşı gelen, uyarılara uymayan kişilerin ebedi yerleri cehennemdir. Burada ateşlere atılacaklar ve azapların en şiddetlisine maruz kalacaklardır.

     Ubudiyetin ve kulluğun vasıtası, ibadetlerdir. İnsan bir imtihan için dünyaya gelmiştir. İmtihanı geçmesi için de bildirilen emirlerle ibadetlerini usul ve esaslara göre yapmalıdır.

Sağlık ve sıhhatinin karşılığı kelimeyi şahadeti getirecek. Dinini direği olan namazını kılacak. Diğer insanların halinden anlamak için orucunu tutacak. Kendisine mal mülk verilmişse ölçüleri içinde zekatını verecek.  Hacca gidecek. Allah’a yaklaşmanın vasıtası ise, marifet ve takvadır. İnsanın insana, milletin bir başka millete üstünlüğü yoktur. Kişinin kişiye üstünlüğü ancak takva ile mümkündür. Başka bir ölçü yoktur. Vasıtasız olan şeylerin anlaşılması olmaz.

     Rahat bir ülkede yaşıyorsak,  Bu ağzı dualı insanların yüzü suyu hürmetinedir. Bilmekteyiz ki bizim uyum zorluğu çektiğimiz bu insanlar Yaradan’a yönelmişlerdir. Bunlar Allah’ı seven ve Allah’ın da kendilerini sevdiği Allah dostlarıdır.

     Bir aileye bir rızık tayin ediliyorsa, O aileye gelen bebeğin yüzü suyu hürmetinedir. “Ağılda oğlak doğsa, ovada otu biter “ diyor atalarımız. Yüce Allah, her canlıyı yaratırken onunla birlikte rızkını da yaratır.  Ancak insanlar aç gözlülük edip kimilerinin hakkını gasp ederler.

     Sahip oldukları güçlerle başkalarının rızıklarına el koymaya çalışırlar.  Bu nedenle kimileri aç ve yoksul kalır.  İnsanlar bu yanlış olan tavırlarından vazgeçmiş olsalar, herkesin rızkının kendisine yeter olduğunu apaçık göreceklerdir. Bu hal devam ettiği sürece kendi sonlarını da kötü hazırlayacaklardır. Nihayetinde keçiyi yardan uçuran bir tutam ottur.

     Bazen Yaradan birini diğerine yardımcı kılar. Bazen de birine yükümlülük verirken diğer kişinin hürmetine bu kişiye rızık verir.  Bu durumdan şikâyetçi olmamak gerekir.  Peygamber Efendimiz zamanında iki kardeş vardı. Bunlardan biri ilim öğrenmek için Peygamber Sallallahu aleyhi vesellem’e gelir. Diğeri de geçimlerini temin için çalışırdı.  Bir gün çalışan kardeş, ötekini Peygamber Efendimiz’e şikâyet etti.  Peygamber Efendimiz de; Belki de sen, onun yüzünden iş buluyor, rızıklandırılıyorsun, buyurdu.

     Bazen de yaptığımız yanlış işlerin neticesinde bir belaya müstahak oluruz. Olayın hiçbir bağlantısı olmadığını zannedenler sadece dış görüntüye bakarak yanılırlar. 

    Adamın biri bir kadına tecavüz eder. Ancak köyün ileri gelenlerinden olduğu için mevkisini kullanarak bu işten sıyrılır. Aradan bir zaman geçer. Bu kişi şehre gelir.  O sırada meydana gelen bir soygun ve adam öldürme olayının içinde kalır. Durum muhakeme edilir ve sonunda bu kişilerin idam edilmesine karar verilir. Kişiye son isteğini sorarlar. O da şöyle der; Benim bu işte bir suçum yok. Ancak ben yelin nerden geldiğini biliyorum. Sadece bu olayda suçsuz olduğumun bilinmesini istiyorum, demiştir.

     Onun içindir ki eskiler;  “Alma maznunun ahını, çıkar aheste aheste “  demişlerdir.

     Biz kimin yüzünden bu hale geldik?

     Geriye dönüp tarihin derinliklerine şöyle bir bakmak lazım!

 

Bazen bir bazen on verir

Sual olmaz hikmetine

Bülbülün rızkını verir

Açılan gül hürmetine. 

 (Dermanî)

 

 

 



Bu yazı 1864 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
YUKARI