Bugun...


Ali KAYBAL


Facebookta Paylaş









NE ÇEKMİŞİZ BU BOZUK YOLLARDA!
Tarih: 01-11-2018 17:22:00 Güncelleme: 01-11-2018 17:22:00


Ne güzel sözlerimiz var.

“ Bal tutan parmağını yalar “

Nereden çekersen çek.

Nereye çekersen çek.

Bir yola düşürür sizi

Bir yol alıp götürür sizi.

Bazen atiye, bazen maziye.

Bazen de bir toplantının ortasına, bir sohbete.

Bir sohbette konu döner dolaşır ülkedeki yolların bozukluğuna gelir. Süleyman Nazif dayanamaz ;

  • İnsaf edin. Her şeyde yolsuzluk varken, yollarımız nasıl düzgün olabilir.

 

Bu konuyu çözebilmek için mutlak surette yolu yapanlara bakmak lazım.
John Dallberge Acton;
“Bizler gücün dağıtılması ile keyfi devletin kontrol altına alınmasını istiyoruz. Güç yozlaşma doğurur, mutlak güç, mutlak yozlaşma demektir” diyor.
 
 
Bu sözle, geçmişte öğretmenlerin kurduğu İLKSAN yardım sandığından gazeteci Kemal Ilıcak’a usulsüz bir şekilde aktarılan paraların ortaya çıktığı zaman, zamanın Başbakanı rahmetli Süleyman Demirel’in “ Verdimse ben verdim, ne olmuş! “ sözlerini hatırladık bir an. “Mutlak güce sahip olan benim. Yanlış da olsa, usulsüz de olsa ben verdim. Benim bu verdiğime kim karşı koyacak” der gibi kullanıyordu sözlerini.
 
 
Ya ondan sonra gelen başbakan Turgut Özal’ın “ benim memurum işini bilir.” Sözünü unutmak mümkün mü?  Memurların az bir maaş ile nasıl geçindiklerini ortaya koyarak ne onların maaşlarını düzenlemeyi düşünmüş, ne bir düzeltme düşünmüş. Onları rüşvet yolsuzluğunun içine sokmuştu adeta.
 

Mutlak güç sahipleri böyle konuşurken mutlak güçten yoksun nice insan bu yoldan geçmektedir.

Yakayı ele vermeyen suçlu ya da hırsız dürüst insanlarla dürüstlük yarışında bulunur. Onun içindir ki eskiler “Tutulmayan uğru, Beyden doğru “ derler.

 

Bu yollar bir türlü düzelmek bilmezse daha net konuşmalara götürür bizi.

Yalan ve usulsüzlük öyle nüfuz etmiş ki insanların diline “doğruyu söylemem gerekirse” diye bir cümle ile başlarız sözlere.

Tam da söze böyle başlayacağımız bir sohbet.

Yolsuzluklarıyla bilinen bir politikacı İbn-ül Dmin Mahmut Kemal İnal’ın konağındaki musiki meclisine katılmış.

  • Siz burada ne çalıyorsunuz? diye bir laf atmış,

İbn-ül emin anında cevabı yapıştırmış.

  • Biz burada saz çalıyoruz. Ya siz mecliste ne çalıyorsunuz?

 

Kanunların yapıldığı bir meclis. Kanunların sayısının çok olması ahlaksızlığın ve kötülüğün azalacağı, cezaların ağır olması suçluların bundan korkacağı anlamına gelmiyor. Kötülük ancak iyi bir ahlak eğitimi ile yok edilebilir. Kanun sayısı kötülüğü, yolsuzluğu, rüşveti ve kul hakkı yemeyi önlemediği gibi tam tersine arttırır.
Tacitus ;  
“ Kanunların sayısı ne kadar fazla ise yolsuzluk o kadar fazla olur.” Derken bu gerçeğe parmak basıyordu.

 

İşte böyle bu yollar!

Yolların bozuk olduğu bu ülkede bir de yol yordam bilmezseniz işiniz zor. İş nasıl halledilir, ne kadara halledilir bileceksiniz. 1980 sonrası Ehliyet imtihanına girdiğimiz dönemlerdi. Araca bindiğimizde üç kişilik imtihan heyeti bir soru sorardı;

  • Ne kadarlık bir mesafeyi görüyorsunuz?

Bunun anlamı sen bize ne kadar para verebileceksin!

Yolunu bildinse ehliyeti aldın. Yol yordamı öğrenmediysen o dosya kapanırdı artık.

 

       Allah avanakları yaratmış ki, uyanıklar yolunu bulsun diye. Bu ülkede yolunu bulanlara uyanık deniyor. Yolunu bulamayanlara da enayi.  Yukarıda söylemiştik hani,  rahmetli         Özal ne demişti;

“Benim memurum işini bilir!”

İşini bileceksin ki, yolunu bulasın.

Bir yolsuzluğu yapan kimse elbette onun ortaya çıkmaması için gereken önlemi de önceden bilir. Ataların deyimiyle “Minareyi çalan kılıfını hazırlar

 

       İnsan düz caddede yolunu şaşırır mı ? Elinde yazılı bir pusula olacak. Soracaksın, soruşturacaksın. İşi aşağıdakiler halleder. Yukarıdakiler payını alır. Sakın şaşırma. Eskiler ne diyor ; “Sora sora Bağdat bulunur.”

 

       Yol açmayı da bilmek lazım. Yeni yetmeler bu işi anlamayabilir. Yapacağın örneklerle onlara da yol açacaksın.

Bir arkadaşım vardı. Kendisi o zamanlar Bafra sigarası içerdi. Kardeşine sigara vereceği zaman sarı filtreli Maltepe sigarası verirdi. Niye böyle yapıyorsun dediğimizde de;

- Eşekoğlu eşek kaliteye alışsın. İçtiği zaman da bize kalitelisini ikram etsin, diyerek yol açardı.

 

Her şeyin bir yolla alakalı olduğunu bilmeden iş zor. Şair ne demiş;

Usulü var durmanın

On iki deliği var zurnanın

Marifet alt deliğindedir, diyor.

 

Bu işten kurtulmanın,

Bu yola düşmemenin bir yolu yok mudur?

Bakın hayata boş vermiş bir Neyzen Tevfik ne diyor;

“ Öleceğiz bir gün, gömecekler
Birkaç gün övecekler
Sonra kalan malını bölecekler
Hatta memnun kalmayıp üstüne bir de sövecekler”

 

Hayat yolunda iyi yolculuklar…

 

Heder olmuş değerler geçen zaman yazık

Kalpte niyetler bozuk dışarıda yollar bozuk

İnsanlar birbirine bulup atmada kazık

Yolumu buldum diye bir de caka satıyor.

 

                                                     Dermanî

 

 



Bu yazı 786 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
YUKARI