Bugun...


Ali KAYBAL


Facebookta Paylaş









ZEVKİNİ TELLAKLAR SÜRÜYOR!
Tarih: 01-02-2019 07:25:00 Güncelleme: 01-02-2019 07:25:00


Üstün Dökmen ne güzel demiş. Ömrü ne güzel tarif etmiş.

“ Geçmişin keşkeleri ve geleceğin endişeleri şu anımızı çalan iki hırsızdır “ diyor.

 

Bir kısım insanlar Tarih tekerrürden ibarettir derler.

Zaman döner dolaşır gelir. Aynı olaylar tekerrür eder.

Mevlana Hazretleri;

“ Asla geçmişte yaşama, daima geçmişten ders al “ demişti.

Yaşamadığımız her şey tekrar önümüze gelecek. Tekerrür edecek demişti.

 

Dün neye zam yapılıyorsa,

Bu gün de aynı şeylere zam yapılıyor.

Dün neden zevk alınıyorsa,

Bu gün de aynı şeylerden zevk alınır olmuş.

Başımıza gelen belalar da, zevk aldığımız olaylar da 30 yılda bir tekerrür eder olmuş.

Dün ev sohbetlerinde konuşulan bir avuç bakla değil mi.

Abdulhak Hamid’in evinde yapılan bir sohbette zamlardan şikâyet ediliyordu. Bir ara İbnül emin hiddetlenerek;

 En ucuz sebze olan beğenmediğiniz bakla bile 10 kuruştan 15 kuruşa çıktı.

Yahya Kemal araya girer;

Bey efendi nihayet baklayı ağzından çıkardı, dedi.

İbnül emin lafın altında kalmaz;

Aslında şimdiye kadar millet baklayı ağzından çıkarmadığı için fiyatlar böylesine, alabildiğince yükseliyor, der.

Dün ev sohbetlerinde konuşulanlar bu gün sahnelere taşınır oldu.

Kuru fasulye yedi buçuk liraya. Hem oynasın hem kaynasın.

Kaynayacak da içine et de koymak lazım.

Etin yanına yanaşana aşk olsun.

Altın gibi mübarek. Her gün borsa fiyatıyla yükseliyor.

İçeride hayvancılığı bitirirseniz olacağı bu.

Hem fiyatlar yükselecek, hem kalite düşecek.

İthal etler gümrüklere sığmaz oldu.

Angusu, son kuşu, balinası sıraya girdi.

Gelen etler damak zevkimizi sarmaz oldu.

 

Bu gün değişen bir şey olmadığını söylediğimiz şeyler yıllar önce de değişmemişti.

Dikkatten kaçırmışız. Merhum Milli şairimiz Mehmet Akif Ersoy ne demişti;

“ Geçmişten adam hisse kaparmış... Ne masal şey!

Beş bin senelik kıssa yarım hisse mi verdi?

"Tarih"i  "tekerrür"  diye tarif ediyorlar;

Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi? “

 

Demek ki aslında değişen bir şey yok. O gün de aynı bu gün de aynı. Bakın şimdi;

Meşrutiyetin ilanından sonra Hiciv üstadı Eşref, Kordon Boyunda birkaç arkadaşıyla oturmuş sohbet etmekteler. İçlerinden biri;

Ne değişti sanki. Yıllarca meşrutiyet diye bağırdık. Ancak istibdat devrini arar olduk. Gayretimize yazık oldu. Eski tas eski hamam, diye hayıflanmış.

Eşref, posbıyıklarını sıvazlayarak gülmüş;

Eski tas, eski hamam. Lakin içindeki tellaklar yeni.

Haklı değil mi?

Sadece tellaklar değişmiş!

Namık Kemal;

“ Hürriyet hürriyet derken esiri olduk hürriyetin,”  demiyor mu?

Biz de her yeni değişiklikten sonra bir şeylere esir oluyoruz.

Yeni gelen tellaklar da bu işin zevkini sürüyor. Halk ise hâlâ baklayı ağzında tutuyor.

 

Amin Maalouf “ Geçmişin geçmiş olması için; zamanın geçmesi yetmez “ derken, olayların, yaşadıklarımızın hayatımızda ve hatıralarımızda anılacak izler bırakması gerektiğine işaret ediyor.

İz bırakmayan olaylar işin tekrarı, tekerrürü olmakta ve tarihin içinde tekrar, tekrar akıp gitmekte.

İz bırakan olaylardan ders almış olduklarımız ise bir daha ileriki tarihlerde hayat gündemimizde yer almıyor.

Tıpkı Yahya Kemal Beyatlı’nın dediği gibi

”Ne harabi, ne harabatiyim, Kökü mazide olan atiyim.”

 

Bir çuvala doldurup saman içinde sakla

Aman dile değmesin kılçığını ayıkla

Geçen zaman içinde hep dilinin altında

Yedi buçuk liraya yükselir kuru bakla. (Dermanî)

 

 

 

 

     



Bu yazı 919 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
YUKARI