escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan istanbul escort istanbul escort istanbul escort vtunnel
Bugun...





Facebookta Paylaş









FELAKET SENARYOLARINA KARŞI RUH SAĞLIĞIMIZI NASIL KORUYACAĞIZ?
Tarih: 02-11-2017 19:03:00 Güncelleme: 02-11-2017 20:51:00


       Bugün “bir kamu hukukçusu bir bilim adamı olarak” konuştuğunu sık sık vurgulayan hocanın dünyadaki gelişmelerle ilgili konuşmasını dinledim.

      ABD’li general Albert Pike’nin (1809-1891) İtalyan Giuseppe Mazzini’ye (1805-1872) 15 Ağustos 1871 tarihinde yolladığı mektuptan başladı. Mektupta birinci ve ikinci dünya savaşına işaret edildiğini, birinci dünya savaşında imparatorlukları yıkıp yeni ulus devletler kurulduğunu, ikinci dünya savaşıyla İsrail devletinin kuruluşunun sağlandığını belirtilerek, mektupta üçüncü dünya savaşında da ulus devletlerin yıkılıp yerine şehir devletlerinin kurulacağı, aynı zamanda bu savaşın bir dinler savaşı olup dinin ortadan kalkacağını mektuba gönderme yaparak anlattı.

       İspanya’nın doğusunda bulunan Katalonya bölgesinin bağımsızlık ilan etmesiyle üçüncü dünya savaşında sürecin başladığını, bir çok avrupa devletinde ülkelerin bölüneceğini, yeni devletler olacağını, dünyada henüz 200 devletin bulunduğunu bunun ikibine çıkacağını, Türkiyenin de 18 bölgeye ayrılacağını, komşu ülkelerle sıkı bir işbirliği halinde bu senaryolara direnebileceğimizi, ancak yönetimin bu tür konularda gaflet içinde olduğunu belirterek karamsar bir tablo çizdi.

       Hoca fikirlerini anlatırken sık sık önündeki notlardan kaynaklara gönderme yapıyor, “kitabımda bunlar etraflıca açıklanmıştır” şeklinde bizde gerçeklik duygusu uyandırmaya çalışıyordu. Doğruları ve gerçekleri ifade ettiği için medya tarafından dışlandığını bu nedenle geleceğin sırrılarını bize özel olarak ifşa ettiğini belirtiyordu.

       Konuşma bittiğinde kendimizi makro planların çaresiz kurbanları gibi kötü hissettik. Bir bilgi almaktan ziyade konuşmacıdan bir korku, kaygı alarak dışarı çıkmıştık. Hatta arkadaşların bir kısmı üçüncü dünya savaşından hasarsız çıkabilmek için en uygun yerin Avustralya olduğunu bu nedenle fırsat bulup oraya göç etmek gerektiğini söylediler.

Dinlediğim bu konuşmadan sonra bu tür felaket senaryoları karşısında ruh sağlığımızı nasıl koruyacağımızı düşündüm. İşte tespitlerim:

1-Küresel güçlerin kararıyla herşeyin mutlak gerçekleşeceğine inanmak, küresel güçleri Allah yerine koymaktır. Oysa küresel güçler dediğimiz kişi toplulukları beşerden oluşmuştur. İçinde beşeri zaaflar vardır. Mutlak güç sahibi değildir. Nitekim bir doğal felaket oluyor küresel güçler aciz kalıyor. Bir anda küresel güçlerin hikayesi değişebiliyor.

Kuran’da “Allah, zalimlerden başkasını helak etmez” (En’am 6/47 “Ancak yoldan çıkmış olan topluluk helak edilir.”(Ahkaf 35) diyor.

Bizim küresel güçlerden ziyade , haramdan, günahtan, ahlaksızlıktan ve zülum yapmaktan korkmalıyız. Eğer haram, ahlaksızlık, zulüm bir toplumda yaygın ise küresel güçler tarafından gelecek felaketi düşünmeye gerek yok. Bir şekilde felaket gelecektir. Aynı zamanda bu hal üzre olmak da felaketin kendisidir zaten.

2-Küresel güçlerin gelecek planlamasıyla ilgili olarak, felaket senaryoları konusunda istihbarat örgütleri tarafından toplumda saygınlığı bilinen bilim adamlarına veri, bilgi verilir, bu alanda eser yazmaları sağlanır. Bilim adamları bazen bilerek yada bilmeyerek istihbarat örgütlerinin psikolojik alt yapı oluşturma çalışmalarına destek olurlar. Tarihin Sonu, Medeniyetler Çatışması gibi kitapların salt ilmi kaygılarla yazıldığını düşünmüyorum.

Bu nedenle kaynak diye başvurduğumuz kitapları ihtiyatlı okumamız gerekir.

3-Bildiğimiz şeyler gerçeğin kendisi değil sadece bir bakış açısıdır. İnsanlar geçmişte belli bir üne sahip kişilerin söylediklerini bir gerçekliğin ifadesi sanmaktadır. Oysa bunlar sadece bir düşünce ve varsayımdır. Bunları bir mutlak gerçeklik olarak algılamak bizi yanlışlara götürür. Kaldı ki geleceğe dair varsayımlar içinde bulunduğumuz şartlara göre düşünülür. Oysa içinde bulunduğumuz şartlar her an değişmektedir. Kişiler, bilimler, teknolojiler, ve coğrafyada iklimler değişmektedir. Hiç birşey sabit kalmamaktadır. Örneğin Ortaasya’da kuraklığın başlaması tarihin seyrini değiştirmiştir.

       Diğer taraftan gelecekle ilgili ancak tahminlerimiz olur. Geleceği tam bilemeyiz.Onu Allah bilir.

      Kuran’da “Deki, ‘Göklerde ve yerde Allah’tan başkası gaybı bilemez’ (Neml,65) hükmü yer almıştır.

       2000 yılında tüm bilgisayarların çöekeceği ve bildiğimiz tplumun sonunun geleceğini öne sürenler olmuştu. Hiç öyle birşey yaşamadık, Milenyum diyerek yeni bin yılın gelişini kutladık.

4-Bir ayet mealinden mülhem olarak, “Herkesin bir hesabı varsa Allahı’nda bir hesabı vardır.” Sözünü sık sık tekrarlarız. Bu söz, kötüler karşısında Allah’a güvenmeyi ifade eder. Bizler ilim ve ahlak sahibi çalışkan, adaletli dürüst insanlar olalım. Sonra da kötü insanlara karşı Allah’a güvenelim. Eğer herşeye rağmen kötülerin egemen olacağına inanıyorsak, o zaman Allah’a güvenmiyoruz demektir.

5-Bizim bir etki alanımız vardır. Birde ilgi alanımız vardır. İlgi alanımız; ülkemizde, dünyada gerçekleşen veya gerçekleşmesi muhtemal makro düzeydeki olaylardır. Etki alanımız ise bizim değiştirebileceğimiz alanlardır. Bizler ancak etki alanımızdaki doğru işleri yaparak etki alanımızdaki olumsuz olayların alanını daraltabiliriz. Bizler dünya barışını sağlayamayız ama kendimiz iyi bir dost olup kendi çevremizde dostluğun yayılmasını sağlayabiliriz. Bizler dünyadaki açlığı gideremeyiz ama yoksul bir komşumuzla yemeğimizi paylaşabiliriz. Makro düzeydeki olumsuzluklarda enerjimizi tüketip etki alanımızdaki doğru işleri yapmaktan vazgeçmemeliyiz.

6-Geleceğin nasıl olacağını bilemediğimiz için bizde kaygı uyandırır. Felaket senaryoları bu kaygıları paranoyaya dönüştürür. Oysa geleceğe dair kaygı beslediğimizde birinci ihtimal kaygı duyduğumuz olay gerçekleşebilir, Kaygı duyulan olay gerçekleşirse hem kaygıdan hem de gerçekleşmeden dolayı iki sıkıntı çekmiş oluruz. Oysa kaygı beslemezsek tek sıkıntı çekmiş olacağız.İkinci ihtimal kaygı duyduğumuz olay gerçekleşmez. Bu durumda boşu boşuna sıkıntı yaşamış olacağız. . Akıllı davranış modeli, yapılabilecek şeyleri yapmak elden gelmeyen şeyleri ise tevekkülle karşılamaktır.

       Felaket senaryoları hem dönemde olmuştur ve olacaktır. Bizler gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini asla bilemeyeceğimiz, gerçekleştiği takdirde ise gücümüzün yetmeyeceği işlerle ilgili enerjimizi tüketmemeliyiz. Yapabileceğimiz doğru işleri yaparak hayat yolunda yürümeye devam etmeliyiz.



Bu yazı 2119 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
YUKARI