Bugun...


Ayşe İrem SEÇKİN


Facebookta Paylaş









CAN KIRIKLARI!
Tarih: 01-11-2018 17:47:00 Güncelleme: 01-11-2018 17:47:00


       Yer siyah, ayaklarını ürperterek salınıyor rüzgâr eşliğinde aslı yeşil çimenler. Gökyüzü maviye yüz vermiyor bu kez o da siyah. İlerde bir çocuk ağlıyor. Onun dışında birkaç ağaç, deniz ve yanık kokulu kadını var adamın.

       Gökyüzü masallar anlatmaya başlıyor, adamı tenine değen damlalar ürpertiyor. Yağmurdan korkuyor. Kaçmak istiyor korkak adımlarla. Sahiden korkuyor mu adam?

       ‘’Ne konuşacaksın benimle?’’

       Kadının ümitsizlik kokan sesini duyunca yüreği paramparça oluyor adamın. Korkak adımlarla kaçma fikri daha cazip geliyor ama son kez göreceği yanık kokulu kadına ahmak gözümek istemiyor. ‘Belki bir gün affeder’ diye düşünüyor, ‘o zaman bu kadar korkak olmam’.

       ‘’Gidiyorum…’’ diyor, gözleri birkaç damla yaş akıtıyor. Bir masalın daha bittiğini anlıyor adam. Yüreği paramparça olsa bile, kadının dediğini unutamayacak olsa dahi susuyor. ‘artık kaçma!..’ demek istiyor ama en iyisinin böyle olduğunu biliyor.

       Gökyüzünün bıraktığı masallara, adamın hıçkırıkları karışıyor, ‘’Bir masala daha başla, lütfen. Söz veriyorum sen gidince tamamlayacağım.’’ Diyor.

       Usulca başını sallıyor kadın. Gitmeden önce son istediğini gerçekleştirmek istiyor ve soğuktan donmuş dudaklarını ilk kez aralıyor,

       ‘’Orman oluveriyor kadın. Prensesin içinde kaybolduğu, kurbağaların sonsuza kadar kurbağa kaldığı, kül kedisinin bir hizmetçi parçası olduğu evin yanında ki orman. Nefes alan masallar yaşatıyor ağaçlarını. Bir şarkı çalıyor ve adamın yolu ormana düşüyor…’’

       Adam ilk kez kadının ağzından bu kadar acımasız başlayan masal duyuyor. Hak ettiğini bilse dahi masalları tanımak istemiyor.

       Ayağa kalkıyor kadın ve hayali küllerinin üzerinden geçip gidiyor. Dönüp bakmıyor bile geriye. Bir kadın kaç kez ölebilir? Kanı çekilen kadın yerle bir oluyor. Adam pişman,

       Hayatının en kötü seçimini, kadının en mutlu gününde yaptığı ,istediği okulu kazandığında yanında olup mutluluğunu paylaşacağına söz verdiği halde maça gittiği için, çok pişman.

       Sevdiğinin annesinin ölüm yıldönümünde ne kadar dağıldığını bile bile yanında olmadığı için çok pişman.

      Arkadaşlarına ayırdığı onca vakti sevdiğine ayırmadığı için, onlarca kez yalan söylediği için, ne kadar dürüst biri olduğunu bilse dahi onu yalancılıkla suçladığı için, sevdiğini fark ettikten sonra gururundan dolayı doğruluğunu inkar ettiği için, son bir kez yanında olamadığı için… çok pişman.

       Adam dağılmış halde hemen ileride duran denizin yanına gidiyor ve asılsız düşüncesini aklından geçirmeden duramıyor, sonrada denize fısıldıyor, ‘’ölüm’’ diyor usulca. Bu ağır kelimenin hayatının sonu olması gerektiğine inanıyor.

       Lakin birkaç saniye sonra iç hesaplaşmalarının büyüsü sarıyor etrafını. Evet rezil bir haldeydi ama intiharı seçmek için bile kişilik gerekti. Kadına karşı yaptığı onca hatadan sonra bunu da ona yapabilir miydi? Belki sevdiği bir yerlerde adamın varlığından güç alıyordu?

       Kadın burada, hemen yanında olsa ne derdi diye düşündü ve kendisi fısıldadı sevdiğinin diyeceklerini,

       ‘’Hayır! Bunu yapacak kadar güçsüz değilsin’’

       ‘’Yaşayacak öyle çok şey var ki önünde, teslim olma içindeki nefrete’’

       Hemen geri çekti kendini.

       Yuttu bütün kelimeleri ve içinden sadece gittiği yere kadar yaşamak gerek dedi.

 

 

 

 

 

 

 

 

 



Bu yazı 288 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
YUKARI