escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan istanbul escort istanbul escort istanbul escort vtunnel
Bugun...


Ayşe İrem SEÇKİN


Facebookta Paylaş









İNSAN NEDEN OKUMAZ?
Tarih: 01-02-2018 09:22:00 Güncelleme: 01-02-2018 11:37:00


       Geçtiğimiz günler de evden çıkıp okula gitmek için otobüse bindim. Sabahın çok erken bir saati olduğu için otobüs doluydu. İnsanlar uykularını alamamış mahmur gözlerle ayakta yolculuk ediyorlardı. Benim de onlardan pek bir farkım yoktu. Tek elimle otobüs direğini tutuyor ve gözlerimin kapanmaması için direniyordum. O arada gözüme bir kız ilişti. Diğer herkes gibi ayakta ve uykuluydu ama tek farkı sırtını cama dayamış kitap okumasıydı. Kitaba da bayağı dalmış gözüküyordu. Otobüsün o kasvetli havası,  sarsması... Bu engellere rağmen, hiçbir şekilde gözlerini kitaptan ayırmıyordu.  Uzun bir süre izledim kızı. Bazen gülüyor bazen de kaşlarını çatıyordu. Kitabı yaşıyordu resmen. Otobüste ki diğer insanlar gibi zamanını boşa harcamak yerine dolu dolu yaşıyordu. Kim bilir o kitapta hangi maceralara koşuyordu.

       Bu beni çok etkilemişti. Özellikle Türkiye gibi kitap okumaya bu kadar az zaman ayıran bir ülkede böyle birini görmek... Harikulade bir duyguydu. Diğer insanları izlemeye başladım. Yaş ortalaması çok yüksek değildi. Muhtemelen hepsinin okuma yazması vardı. Hatta eminim hepsinin evinde kitapta vardır. Peki, kitap okumalarına engel olan neydi? Hepsinin hayat kavgası, maddi imkânsızlıkları, edindikleri alışkanlıklar buna sebep olabilir miydi? Okumama alışkanlıklarının olmamasının gerçek sebebi neydi ve çözüm ne olmalıydı?

       Bir dergide, en çok AVM olan ülkeler sıralamasında Türkiye'nin de yer aldığını okumuştum. Ülkemiz, AVM’si bol olan ülkeler listesine gireceğine dikkat çekici kütüphaneler yaparak kültür sıralamasında birinci olsaydı, okullarımızda ki öğretmenler ve ebeveynler de çok küçük yaşlardan itibaren kitap okuma sevgisini aşılasalardı eğer kişiliğimizin ve geleceğimizin çok daha iyi olacağına, fikir üretebilen, aklını kullanabilen, muazzam yetişmiş ilim ve bilim insanlarıyla dolu bir ülke haline gelebileceğimize inanıyordum.

       Başka bir dergide ise Türkiye'nin günlük kitap okumaya ayırdığı zamanın ortalama 1 dakika olduğunu ve an az kitap okuyan ülkeler arasına girdiğini okumuştum. TÜİK (Türkiye İstatistik Kurumu)'in verilerine göre de kitap okumaya 1 dakika ayıran Türkiye, günde ortalama 6 saat televizyon izliyor, 3 saat İnternete giriyor. Kitap okumak Türkiye insanının ihtiyaç listesinde 235. sırada yer alıyor. TÜİK 'in diğer bir araştırmasında da en fazla kitap okuyan ülkelerin başında yüzde 21 oranıyla İngiltere ve Fransa, yüzde 14 oranıyla Japonya, yüzde 12 oranıyla Amerika, yüzde 9 oranıyla ise İspanya var. Türkiye 0,1 (binde bir) okuma oranıyla son sıralarda yer alıyor. Okuma alışkanlığında dünyada 86. sıradayız. Bizim önde olan ülkelerden ne farkımız olabilir?

       Otobüsten ineceğim yere kadar kızı izlerken düşündüğüm şeyler gün boyu beynimi meşgul etti. Öyle ki tekrar eve döndüğümde, kitap okuma sorunsalına çözüm bulabilmek amacıyla bilgisayar başına oturmuş, derin bir araştırma içine girmiştim. Araştırma yaparken gözüme çarpan en önemli noktalardan biride kitap fiyatlarıydı. Kitapları herkesin alamayacağını düşündüm.

        Çevremde ki çoğu arkadaşımın durumunun farkındaydım. Bu yüzden yapabileceğim ilk şeyin fazlasıyla sahip olduğum kitaplarımın birçoğunu hediye etmekti. Böylece sevdiğim kitapları, sevdiğim kişilerde okumuş olacaktı. Bu vesile ile muhabbetlerimiz de güzelleşebilecek günlük hayatta çoğu gencin ağzını bozan dedikoduya malzeme aramaktansa, yüzümüzde tebessüm bırakacak farklı dünyalara misafir olmak daha eğlenceli olacak. Çocukken okuduğumuz ve zihnimizde izbırakan kahramanlarımız vardı. Bir anlamda hayatımızı süsleyen o kahramanlar bize birçok alışkanlığı da kazanmamıza sebep olmuştu. Temel Reis ile ıspanak yemenin faydalarını,  Pamuk Prenses ile iyiliğin gücünü, külkedisi ile temiz kalpli olmanın önemini kavramıştık. Sadece bu da değil, Nasrettin Hoca’nın fıkraları ile hayata gülümseyip, Keloğlan masalları ile kültürümüzün en önemli yapı taşlarını kazanmış olduk. Okumayı seven ve çok okuyan kişiler, okudukları her kitabın yazarının hayallerine, yaşadığı yerlere ve sahip olduğu kültüre bir anlamda ortak olurlar. Birçoğumuz İsviçre de alp dağlarını görmemişizdir.  Heidi kitabını okuyan herkes o dağları görmüş gibi fikir sahibi olur. Ya da klasikleri okuyan herkes  farklı ülkelerin insan yaşamlarını, yazarın deneyimlerini öğrenmiş olur. Sadece bu da değil. Ne kadar kitap okursak kelime dağarcığımız genişleyecek ve kendimizi ifade etmemiz daha da kolaylaşacak.  İnsan bilmediğinden korkar. Öğrendikçe korkularımız azalacak ve toplum içinde kendimizi ifade etmemiz daha kolay olacak.

       Bu yüzden, Birbirimize çikolata alacağımıza kitap hediye edelim. Okumada yarışalım. İnsanların en çok beklediği noktalara mini kütüphaneler kuralım. Yemek tarifleri yerine kitap tavsiyelerinde bulunalım. Her akşam evimizde ailemizle beraber kitap okuma saatleri koyalım. O saatlerde herkes kitap okusun. Televizyon kanallarında kitapların anlatıldığı programlar olsun. Kitaplara kolay ulaşabilelim. Raflarda değil masamızın üzerinde, çantamızın içinde dursunlar. YAZARLAR BİRAZ DAHA HALKIN İÇİNE GİRSİN. Ulaşılmaz değil, en kolay ulaşılabilen insanlar yazarlar olsun.

       Bunlar sadece birkaç çözümden biri. Biz gençler, bu vatanı, milleti bulunduğu yerden çok daha ileriye taşımak istiyorsak bir yerlerden başlamamız gerekiyor. Bunun için ilk adım size en yakın olan kitaba elinizi uzatın ve ilk sayfasını açın. O büyülü dünyada yapacağınız yolculuk size ve çevrenizdekilere çok şey kazandıracak. Her şeyden önce size çok şey katacak.  Bir yerden başlamak gerekiyor.

       O zaman hadi başlayalım.

 

Fay Hatları Kırılıyor

Göğsümün tam ortasında fay hatları kırıldı

Ülkemin her zerresi sarsıntılar ile yıkılıyor

İçimde taze kalmış ruhlarda önce yeryüzüne fışkırıyor

Sonra denizin altına gömülüyor

Yüzyıl boyunca sönmeyecek bir yangının tetikçisi

İki kelime

İki dudak arası

Bir canın yok oluşu

Binlerce hayalin uykuya dalışı

Rüyalara daha gelmeyecek

Binlerce öykü

Kaçık zaman diliminde kayıp oluyor

Açıkta kalmış

Açlıktan ölmüş

Binlerce öykünün hikayesi de

Denizin altına

Bir yerlere yazılıyor...

İrem Seçkin

 

 



Bu yazı 1269 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
YUKARI