Bugun...


Ayşe İrem SEÇKİN


Facebookta Paylaş









PAMUK PRENSES VE YEDİ CÜCELER
Tarih: 01-01-2019 12:35:00 Güncelleme: 01-01-2019 12:35:00


       ‘’Bugün hangi masalı istersin?’’

       ‘’Pamuk prenses ve yedi cüceler’’

       Bu kardeşim ve benim yıllardır hiç aksamayan bir geleneğimiz olmuştu. Her gece uyumadan önce ona masal anlatırdım. Kardeşim 4 yaşındayken başlamıştık buna. 5 yıl olmuştu bu geleneği sürdüreli. Bazen anlatacak bir masal bulamayınca, gün içinde oturur kendim yazardım. Kardeşimde pek bir severdi masallarımı. Bugün ise Grimm kardeşlerin masallarından birini seçmişti. Dünyanın en ünlü masalı hiç şüphesiz pamuk prensesdi. Benimde en sevdiğim masal olmuştu tabii. Her zaman büyük bir zevkle okurdum.

       ‘’Hadi bakalım o zaman, başlayalım.’’

       ‘’Her yerin karla kaplı olduğu bir kış günüymüş. Bir kraliçe, sarayının pencerelerinden birinin arkasında bir yandan nakış işliyor, bir yandan da hayal kuruyormuş. Derken birden parmağına iğne batmış ve gergefin üzerine  üç damla kan akmış.

       Kraliçe kan damlalarına bakar bakmaz, ‘çocuğum kız olursa, teni kar gibi ak, yanakları kan gibi al, saçlarıda pencerenin çerçevesi gibi kapkara olsun.’ Diye geçirmiş içinden. Bu olaydan kısa bir süre sonra bir kız çocuğu getirmiş dünyaya. Kızı tıpkı içinden geçirdiği gibiymiş. Ona Pamuk Prenses adını vermişler. Ama ne yazık ki kraliçe doğumdan birkaç saat sonra ölmüş.

       Bir yıl sonra Kral yeniden evlenmiş. Yeni kraliçe çok güzel bir kadınmış. Güzelliğine güzelmiş, ama bir o kadar da kibirliymiş. Kendisinden daha güzel birinin olabileceğini düşüncesine bile tahammül edemezmiş. Odasında sihirli bir aynası varmış. Her gün o aynanın karşısına geçer, saatlerce kendisini seyreder ve sonunda, 'ayna, ayna söyle bana en güzel kim bu dünyada?’ diye sorarmış. Ayna da hiç duralamadan, ‘sizsiniz kraliçem’ dermiş. Fakat Pamuk Prenses on dört yaşına geldiğinde, bir gün ayna şöyle demiş; Güzelsiniz kraliçem, güzel olmasına, ama Pamuk Prenses sizden daha güzel.

       Kraliçe bunu duyunca çok kızmış. Öfkesinden ne uyku girmiş gözlerine, ne de bir lokma yemek yiyebilmiş. ‘Ne yapmalı, ne etmeli?’ diye düşünüp durmuş günlerce.’’

       ‘’ Ama abla, neden bir insan birisi ondan daha güzel diye kıskanır ki? Üstelik bu üvey kızı ,aksine mutlu bile olmalı’’

       ‘’Bazı insanlar böyledir kardeşim. Kibirli insan her zaman her yerde en iyisi olmak ister, kendini diğer insanlardan üstün tutar. Dünyada en sevdiği insanın bile kendisinden güzel bir özelliği varsa onu kıskanmadan duramaz. Kibir, insanın gözünü kör eder. ’’

       ''Anladım... o zaman kibirli insanlardan uzak durmalıyız değil mi?''

       ''Kibirli insanlar kötüdür kötü olmasına ama bunun sebebinin sevgiye muhtaç olmalarından kaynaklandığını düşünüyorum. Bundan dolayı onları dışlamak yerine severek doğru yolu gösterirsek eminim onların içinde ki sevgide ortaya çıkacaktır.''

       ’Kraliçe ne yapacağı konusunda kararını vermiş ve sarayın avcısını çağırmış huzuruna. ‘Pamuk Prenses’ i ormana götür ve orada öldür. Öldürdüğüne kanıt olarak da kalbiyle ciğerini sök, bana getir.’

       Avcı Pamuk Prenses’ i ormana götürmüş, bıçağını çekmiş. Fakat Pamuk Prenses’ in ağladığını görünce onu öldürmeye kıyamamış. ‘Git buralardan’ demiş ‘Seni öldürmeyeceğim.’ Pamuk Prenses ‘ de avcı’ ya minnettar olarak ağaçların arasında gözden kaybolmuş. Yolda genç bir yabandomuzu çıkmış avcının karşısına. Onu öldürmüş ve kraliçeye hayvanın kalbiyle ciğerini götürmüş.

       Pamuk Prenses, akşam olup hava kararınca dağların arasında küçük bir klübeye gelmiş. Kapısını çaldığında açan olmamış o da cesaretini toplayıp içeri girmiş. İçeride üzeri yenmeye hazır yiyeceklerle dolu yedi küçük tabağın bulunduğu yedi küçük sandalyeli uzun bir masa varmış. Duvar dibinde de yedi yatak diziliymiş. Beklemiş, beklemiş ama kimsecikler gelmemiş. Çok aç ve yorgun olduğu için daha fazla bekleyememiş ve her tabaktan bir kaşık yemek almış, yedi yataktan yedincisine de yatıp uykuya dalmış. Biraz sonra evin sahipleri dönmüşler. Dağların derinliklerinde bir gümüş madeninde çalışan yedi cücelermiş bunlar. Pamuk Prenses’ i görünce, ‘ne kadar güzel bir kız!’ demişler.

       Sabah olup Pamuk Prenses uyandığında cüceleri görünce önce çok korkmuş ama kısa bir süre sonra onlardan bir kötülük gelmeyeceğini, onların çok iyi insanlar olduklarını anlamış.’’

       ‘’ Abla, Pamuk Prenses iyi olup olmadıklarını bilmediği halde tanımadığı kişilerin evine neden girmiş? Hatta uyumuş?’’

       ‘’ Yaşadıklarından ötürü çok yorgun olduğu için o an bunları düşünememiştir bence. Ama bu onu bu konuda desteklediğim anlamına gelmiyor ne olursa olsun girmemeliydi. İyi ki cüceler iyi kişiler çıktı ''

       ‘’ İyi ki…’’

       ‘’ Pamuk prenses, yedi cücelere onlarla yaşayıp yaşayamayacağını sormuş. Onlarda evi temizleyip, yemek yapması karşılığında olabileceğini söylemişler. Pamuk Preses’ te hemen kabul etmiş. Ardından cüceler işe gitmek için evden çıkmışlar. Çıkmadan öncede Pamuk Prenses ‘i kapıyı kimseye açmaması konusunda tembih etmişler.

       Bir gün Kraliçe tekrar aynasının karşısına geçmiş. Aynadan, ‘Güzelsiniz kraliçem, buraların en güzeli sizsiniz ama ne var ki, yüksek dağların ardında cücelerin küçük, şirin klübesinde  ki Pamuk Prenses dünyalar güzeli’ kelimelerini duyduğunda çok sinirlenmiş ve kemen kolları sıvamış. Yaşlı bir satıcı kadın kılığına bürünmüş ve elinde içi kurdale dolu sepetiyle dağlara çıkmış. Cücelerin evine varınca, ‘kurdalelerim var, harika kurdaleler’ diye seslenerak kapıyı çalmış. Kimin geldiğine bakmak için pencereye çıkan Pamuk Prenses kurdaleleri görünce içi gitmiş, ‘bunda ne kötülük olabilir ki!’ diye düşünerek kapıyı açmış. Yaşlı satıcı kadın kılığına girmiş Kraliçe, Pamuk Prenses’ e kurdalelerden birini ona hediye vermek istediğini söylemiş. Pamuk Prenses kabul etmiş. Kraliçe kurdaleyi boynuna takmış. Sıktıkça sıkmış. Ta ki Pamuk Prenses ölü gibi boylu boyunca yere uzanana kadar. Cüceler eve gelip Pamuk Prenses’ i o halde bulduklarında hemen kurdaleyi kesmişler ve Pamuk Prenses uyanmış. Böylece kraliçenin elinden ikinci kez kurtulmuş.

       Ertesi gün kraliçe aynanın karşısına geçince Pamuk Prenses ‘in hala yaşadığını görmüş. Tekrardan hemen kılık değiştirmiş ve bir kez daha dağların yolunu tutmuş. ‘taraklarım var, harika taraklar’ diye seslenmiş cücelerin kapısında. Pamuk Prenses yaşlı kadının elinde tuttuğu tarakları görünce hemen unutuvermiş başına gelenleri ve kapıyı açmış.’’

       ‘’Pamuk Prenses yaşadıklarından ders çıkaran biri değil mi abla? Ölmek üzereydi sonuçta. Kapıyı tekrar açmamalıydı’’

       ‘’Taraklar o kadar güzel, o kadar güzelmiş ki canım kardeşim, Pamuk Prenses ‘in gözlerini kamaştırmış. Onu etkisi altına almış. Bu yüzden açmış olmalı kapıyı.’’

       ‘’Kesin o kraliçe taraklara bir şey yapmıştır. Yoksa Pamuk Prenses hayatta açmazdı kapıyı’’

       ‘’Saçların ne güzel, bırak ben tarayayım demiş kraliçe. Taraklar Pamuk Prenses’in başına değer değmez onu zehirlemiş ve Pamuk Prenses ölü gibi yere düşmüş. Kraliçe Pamuk Prensesi öldürdüğü düşüncesi ile sarayına dönmüş ama yine istediği olmamış. Cüceler klübeye geldiklerinde tarağı Pamuk Prensesin saçından almışlar böylece Kraliçenin elinden üçüncü kez kurtulmuş.

       Kraliçe birkaç gün sonra aynasında Pamuk Prensesin yaşadığını öğrendiğinde, öfkesi burnunda, en büyülü iksirini hazırlamış ve  bir elmanın yarısına sürmüş. Sonrada yaşlı dilenci kılğına girip klübeye gitmiş. ‘Güzel kızıma tatlı bir elma benden, armağan’ demiş kraliçe. ‘pencereden de verebilirim kapıyı açmana gerek yok.’ Ama Pamuk Prenses’in birkaç gün önce yasadıkları aklında olduğu için almak istememiş. ‘Kötü diye mi almıyorsun yoksa?’ demiş kraliçe, Pamuk Prenses’ in kararsız olduğunu görünce. Yaşlı dilenci kılığına girmiş kraliçe, elmanın zehirsiz tarafını ısırmış ve ‘Al bak,harika’ diyerek uzatmış, yanakları gibi al al elmayı. Pamuk Prenses elmayı zehirli tarafından ısırır ısırmaz cansız yere düşmüş. Kraliçe de doğruca sarayına gidip aynaya sormuş ‘sizsiniz kraliçem’ cevabını aldığında dünyalar onun olmuş.

       Bu sefer cücelerde uyandıramamış Pamuk Prensesi ölüm uykusundan. Aradan üç gün geçmiş, bütün umutlarını kaybetmiş cüceler. Fakat nedense Pamuk Prenses ölü gibi durmuyormuş. Bu yüzden yedi cüceler onu gömmemişler ve camdan bir tabut yapıp onun içine koymuşlar. Günlerden bir gün cüceleri ziyarete gelen bir prens camdan tabutun içinde Pamuk Prenses ‘i görmüş. Ona aşık olmuş. ‘onu sarayıma götürmeme izin verin’ diye yalvarmış. Cüceler, bu çaresiz haline acımış ve izin vermişler. Prens’ in uşakları tabutu kaldırırken Pamuk Prensesin boğazına takılmış olan elma parçası düşmüş ağzından. Pamuk Prenses nerede olduğunu anlamadan gözünü açmış. Prens’ i karşısında görmüş ve görür görmezde aşık olmuş ona. Ve prensle birkaç hafta sonra evlenmeye karar vermişler.

       Derken düğün günü gelip çatmış. Düğüne çağrılanlar arasında Pamuk Prenses’in üvey annesi de varmış. Kraliçe salona girer girmez tanımış Pamuk Prenses’ i. Ama bu sefer bir şey yapmaya fırsat bulamadan Prensin adamları yakalamış kraliçeyi ve kötülük yapamayacağı bir ülkeye sürgün etmiş. O günden sonra Pamuk Prenses güzelliğinin yanı sıra mutluluğu ile de ün salmış.’’

       ‘’Kurtarıcı prens, en sevdiğim karakter oldu abla. O olmasaydı pamuk prenses yaşayamazdı.''

       ’Benim ise en sevdiğim karakter avcı oldu'

       ‘’ Neden ki abla?’’

       ‘’Eğer avcı Pamuk Prensesi öldürmüş olsaydı, hikayenin sonu böyle mutlu bitmezdi. Pamuk Prenses zaten baştan ölmüş olurdu. Avcı'nın iyi kalpliliği ve merhameti çok etkiledi beni. Hikayede fazla bir yeri olmasa da aslında en önemli karakterlerden birisi o.''

       Kız, ablasının düşüncesini çok mantıklı buldu. Ablası odadan çıktığında bile bunu düşündü. Dinlediği her masalda ve arkadaşlarıyla aralarında her konuştuklarında hep yakışlı prensten etkilenmişlerdi. Oysa prensten önce gelen ve gözden kaçan biri vardı. Bu sadece Pamuk Prenses ve yedi cüceler masalı için geçerli değildi üstelik. Neredeyse her masalde böyle biri gözden hep kaçardı. Asıl hikayenin baş kahramanı olması gereken kişi kelimelerin arasında kaybolup giderdi.

       Uyumak için gözlerini kapatırken kız, bir gün cümlelerin yuttuğu gerçek kahramanların masalını yazmak için kendi kendine söz verdi.

 

 



Bu yazı 1573 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
YUKARI