Bugun...


Ayşe İrem SEÇKİN


Facebookta Paylaş









LALELER ŞEHRİ İSTANBUL
Tarih: 01-10-2018 08:02:00 Güncelleme: 01-10-2018 08:02:00


     Dün gece rüyamda İstanbul’u gördüm.1977 İstanbul’unu.7 Şubat günü, buraya ilk ayak bastığım sabahı.

     Dalgaların kıyıya vuruşunu dinledim, rüyamda. Yanaklarıma dokunan ılık rüzgârı hissettim, lalelerin havadaki yumuşak kokusunu duydum.

    Uyandığımda gözlerimin dolmasını engelleyemeyerek, Üsküdar sahilde dördüncü katında oturduğum apartmanın balkonuna çıktım. Yanaklarımdan yaşlar süzülürken gözlerimi kapattım ve İstanbul’u dinlemeye başladım.

     Sahildeki martıların sesleri kulaklarımı doldurdu. Denizin kokusu geldi burnuma. Sabahın ilk güneş ışıkları göz kapaklarımdan içeri sızmaya başladı.

   Erken saatler olduğundan arabaların az oluşu ve güneşin doğumuyla oluşan muhteşem manzara, 1977’ ye götürdü beni. 24 yaşında, ilk defa geldiğim şehre âşık oluşum canlandı gözlerimin önünde. En sevdiği oyuncağı elinden alınmış kız çocuğu gibi hissettim kendimi. Laleler şehri İstanbul alınmıştı ellerimden. Yerineyse betonlar şehri İstanbul gelmişti.

     Oturduğum apartmanın balkonunda gezdirdim gözlerimi, ardından aşağıda kurulmaya başlayan pazara baktım. 1977’de İstanbul’a ilk geldiğimde çıkmaz bir sokakta gecekondu da oturuyordum. O zamanlar Pazar yoktu tabii, insanlar bahçelerinde yetiştirirlerdi meyve, sebzelerini. Sonrada komşularına ikram ederlerdi. Şimdi ise, iki yıldır burada oturmama rağmen isimlerini bilmediğim komşularım vardı.

     Özlemle iç çekerken birbirleriyle bakışan, her daim âşık olduklarını düşündüğüm ve bunun sonsuz olduğuna inandığım Kız Kulesi ve Galata Kulesine diktim gözlerimi. Baktığım yerden oldukça küçük görünseler de en azından görebiliyordum. Tek avuntum buydu. Yaşlılığın getirdiği kemik ağrısıyla yıllardır gidemiyordum yanlarına.

     Kız Kulesi’ne tekneyle geçemiyordum mesela. Galata Kulesi’nin hemen altında çayımı içip şiir okuyamıyordum. İstiklal Caddesi’ ne gidip güzel tablolara bakamıyordum. Taksim meydandan Eminönü sahil’e kadar yürüyemiyordum.

     Birkaç gün önce de 65 yaşına girmemle, sanki buralara son kez bakıyor gibi hissetmeye başlamıştım. Sanki her şeyin bir sonu olduğu gibi İstanbul’daki hayatımın da sonu yaklaşıyor gibiydi. Ama mutluydum. En azından çoğu insanın hayatlarının sonbaharında sahip olmayı istediği gibi bir mutluluğa sahiptim. Huzur gibi bir şeydi bu. Manevi bir huzur. Çünkü ben İstanbul’un en kötü zamanını görmüş olsam bile en muazzam döneminde âşık olmuştum. Ve benim aşkım daima payidar kalacaktı.

    Gözlerimi tekrar kapattım ve İstanbul’a o bilindik şiir kelimelerini fısıldadım;

    ‘’Gecesi sünbül kokan

    Türkçesi bülbül kokan

    İstanbul,

    İstanbul…’’



Bu yazı 888 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
YUKARI