Örnek HTML sayfası Your Page Title escort bursa bursa eskort escort bursa Görükle Escort escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa alanya escort bayan antalya escort eskişehir escort mersin escort alanya escort bayan bodrum escort bayan havalimanı transfer
altıparmak escort çarşamba escort eve gelen escort gemlik escort görükle escort gürsu escort heykel escort inegöl escort iznik escort karacabey escort kestel escort masöz escort mudanya escort mustafakemalpaşa escort nilüfer escort orhangazi escort osmangazi escort otele gelen escort rus escort sınırsız escort üniversiteli escort whatsapp escort yıldırım escort
Bugun...


Behiye YILMAZ


Facebookta Paylaş









ANIMSAMAK BİR TÜR BULUŞMADIR
Tarih: 02-07-2021 11:57:00 Güncelleme: 02-07-2021 14:25:00


Ağaçtan düşen yaprak nasıl “kurumaya “mahkumsa;

gönülden düşen insan da “unutulmaya” mahkumdur.

 NECİP Fazıl Kısakürek

 

Kocaman bir dünyada küçücük varlıklarız.  Ne kadar süreceğini bilemediğimiz  bir ömrü, saniye saniye hoyratça tüketiyoruz. Hayat denen garip bir döngünün içinde bir oraya bir buraya savrulup duruyoruz. Hesaplayamadığımız olaylar örgüsü içinde şaşkın, biçare, çaresiz yuvarlanıyoruz. Kimimiz unutamayacağımız hikayeler yazıyoruz. Kimimiz halının altına süpürüyor ve orada bırakıyoruz. Taki biri gelip halıyı kaldırana kadar. Bu süreçte kırılıyoruz, kırıyoruz. Bir zamanlar “Onsuz olmaz” dediklerimiz hayatımızdan kayıp gidince “Onlarsız” da olunduğunu öğreniyoruz. Kimini affediyoruz ama bizde bıraktığı izler kolay kolay silinmiyor. Yıllar geçse de canımızı yakmaya devam ediyor. Affetsek mi, unutsak mı bir türlü bilemiyoruz. “AFFETMEK VE UNUTMAK İYİ İNSANLARIN İNTİKAMIDIR.” diyor SCHİLLER. Aslında affetmek affedeni rahatlatıyor. İçinde biriktirdiği çamur kuruyor. Dikenler kuruyor. Canı yanmıyor. Acısı silikleşiyor. Nefretin yerini hatırlarken yaşadığı garip bir burukluk kalıyor. Geriye dönmek, yaşanmış üzen anıları ve üzen insanları hatırlamak fayda vermiyor insana. MURATHAN MUNGAN dediği gibi “Acı veriyorsa geçmiş geçmemiş demektir.” Böyle durumlarda en güzel ilaç gerçek dostlar ve arkadaşlar oluyor. O kadar kıymetli ki arkadaşlık kolay bulunmuyor. Hele de günümüzde çıkarlar üzerine kurulmuş ise” Kağıttan ev “gibi dağılıveriyor.

 

Eski Yunan felsefesinde arkadaşlık üzerine düşüncelerini ilk ifade eden öncü filozoflardan biri Aristoteles’tir. Aristoteles’e göre üç tür arkadaşlık vardır: çıkara dayalı arkadaşlık, hazza dayalı arkadaşlık ve erdeme dayalı (mükemmel) arkadaşlık. Çıkara dayalı arkadaşlıkta aslında sevilen insanın kendisi değil, birbirlerinden elde edebilecekleridir. Bu tür arkadaşlıkların süresi elde edilecekler bitene kadar sürer ve en zarar veren türüdür.  Zevkten dolayı kurulan arkadaşlık ilişkilerinde de bu böyledir. Burada da sevilen, kişinin toplum içerisinde belirginleşen karakteristik özelliğinden ziyade onunla hoşça vakit geçirebilmesidir. Ne zaman ki iki taraftan birinin hayatı zorlaşır ve diğerine ihtiyaç duyarsa arkadaşlık biter.Şayet arkadaşlığın motifi çıkar ise, insanlar birbirlerini çıkarları doğrultusunda severler. Eğer bu motif zevk ise sevgi birliktelikten duyulan haz ile doğru orantılı olur. Bu durumda arkadaş olunan en sade tanımıyla bir dost değil, yararlı olan ve onunla hoşça vakit geçirilebilendir. Sokrates şunu söyler “Ne sevenlerin ne de sevilenlerin, ne benzeyenlerin ne de benzemeyenlerin, ne iyinin ne de uyumun, ne de ele almış olduğumuz diğer şeylerin… bunlardan hiçbirinin dostlukla ilgisi yoksa eğer, o zaman ben kendi adıma daha neler söyleyebileceğimi bilmiyorum” der.Dostluk ise çok nadir bulunan en değerli olanıdır. Montaigne ’ye göre “Dost ve dostluk ruhların beraber olmasını sağlayan bir rastlantı ya da zorunlulukla elde edilen yakınlıklardır.” Böyle bir dostlukta yaşayan ruhlar o denli derinden kaynaşmış ve birbirilerine karışmıştır ki onları bir araya getirip bağlayan dikişin ipleri kolay kolay sökülmez.” Buna da dostluk deniyor.  Ne olursa olsun, ne yaşanırsa yaşansın, ne kadar zaman geçerse geçsin karşılaştığınızda bıraktığınız yerden başlayabiliyorsanız işte dostluk budur bana göre. Mevlana’nın dediği gibi ”Dost; acı söyleyen değildir. Acıyı tatlı söyleyendir.” ihtiyaca karşılık düşmeyen dostluk olmaz. Yoksa dostluk sebepsiz olur. Ancak insanların hepsi aynı ihtiyaçlara sahip olmadığından aralarındaki dostluk da farklı gerekçelerden doğar. Hiç beklemediğiniz zamanda, ona ihtiyacınız olduğunu düşünerek kapınızı çalıyorsa o gerçek dosttur. Eğer insanlar kendilerine duydukları sevginin gereğini yerine getirmek zorunda olmasalardı başkalarını sever ve mutlu olmalarını sağlarlardı. O zaman unutmak istemeyeceğimiz, hatırlamaktan büyük zevk duyacağız anılar ve hikayeler biriktirirdik. Anımsarken ayrıda olsak buluşurduk. Yüzümüze yayılan gülümseme, çok uzakta olsalar da, yanı başımızdaymışlar gibi bize huzur verirdi.

Necip Fazılın dediği gibi “Sevdiğini belli et. Gizlemek başkalarına fırsat vermektir.”

 



Bu yazı 1208 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
YUKARI