Bugun...


Behiye YILMAZ


Facebookta Paylaş









BİR FIRTINA KOPAR Kİ...
Tarih: 01-12-2019 15:12:00 Güncelleme: 04-12-2019 10:14:00


       Ne yollar biter yolcular için, ne nadastır hayat yaşayanlar için. Bir türkü tutturur nehir. Dalga dalga yayılır geçtiği yollara. Her damla bir üzüm tanesidir şeker tadında. Bir elma yarısıdır mayhoş. Gözlerden uzak yaşanır nedense. Mutluluk iksirinin içildiği yer. Oysa ölüler gezerken etrafımızda gülümsemek bile zor gelir. Eller üstünde her gün tutulsa da yere konulunca, yürekler incinir. Ağıttır çıkartılan her seda. Ezilir çırpınır da ses vermez bedenler. Yalnızlık sislerden, özlemler bulutlardan, korkular güneşten daha ağırdır. Özlenenler uzakta değildir aslında. Tutunacak kadar yakın, görebilecek kadar aydınlıktır.

    Gök mavi, dere yeşil, yüreğimiz dereden de yeşil. Bileklerimizde kelepçe, ayaklarımız sürgünde, içimizde yeşilin kokusu, vicdanımız pamuk yığınlarına sarılı. Gözlerimizdeki damlalara yüklü sevinçler. Özlemlerimiz eziliyor demir cenderede. Bir türkü söyler nehir. Bir ninnidir notası. Bir yol uzanır nehrin kenarından sonsuza doğru. Yaşam ve ölümdür akan. Ölümle yaşam arasındaki çizgi belirsizleşir, kısırlaşır, verimsizleşir, insanın umutsuzca yaşadığı her gün. Akarda deli deli yüreğindeki nehir, durdurur setlerle cevap veremez sorgulara.

   Sürgündedir yürekler, yuvasına dönene kadar. Bir hıçkırık düğümlenirde boğazına insanın, anlatamaz ifade edemez. Yetmez kelimeler kendini anlatmaya. Anlatsa da anlayanı bulmak zorlaşır. Çırpınır dövünürde sesini duyuramaz. Sözler verilir, yeminler edilir hiçbir zaman tutulmayan. Yüzündeki her çizgiyi tek tek yaşar yıllara meydan okuyarak. Omuz omuza savaşacak dostlar uçuverir birden kanat çırparak. Sona gidiştir, bitiştir menzil. Dağları aşmak gerekir, koşmak gerekir. Oralarda uçurumlar vardır, taşlı yollar vardır. Nehirleri geçemez, bulanıktır, deli deli vurur kayalara, çağlayanlar köpük köpüktür.

    Zordur hayat yolunda gidiş. Fırtınalar vardır kasıp kavuran. Zayıfsa ıslık çalan rüzgâra yenilir. Siyahlaşır bulutlar. Biter yaşam kırlara geldiği an. Çiçeklere erişirde eller toplayamaz. Ürkektir titrer parmaklar. Gözünün önünde serilirde gelincikler ulaşamaz, korkar. Işıl ışıldır oysa güneş. Çıngı çıngı yanar renkler, her dalın ucunda.

     Yaşam tüm güzelliklerini serer de insana, yaşam sofrasında zor gelir tatmak nedense damaklara. Oysa tuzsuz aşın, turşusuz sofranın, limonu olmayan salatanın ne tadı olur ki? Hepsini gerektiği kadar tatmak, yaşamın bir parçası değil mi?

   Doğumla sevinci, ölümle hüznü, beraberken mutluluğu, ayrı iken hüznü, var iken tokluğu, yok iken açlığı, ağlar iken acıyı, gülerken mutluluğu yaşayamaz mıyız? Vazgeçemeyiz hiç birinden. İnkâr da etsek, kabul etmesek de, bu zıtlıklarla yaşamak zor gelse de bizim yaşamımız işte… Bizim hikâyemiz.  Sonra bir fırtına koparkiiii…



Bu yazı 207 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
201 Okunma
133 Okunma
117 Okunma
117 Okunma
104 Okunma
90 Okunma
85 Okunma
82 Okunma
81 Okunma
74 Okunma
70 Okunma
56 Okunma
292 Okunma
288 Okunma
276 Okunma
232 Okunma
229 Okunma
215 Okunma
215 Okunma
208 Okunma
205 Okunma
202 Okunma
201 Okunma
198 Okunma
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
YUKARI