Örnek HTML sayfası Your Page Title escort bursa bursa eskort escort bursa Görükle Escort escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa alanya escort bayan antalya escort eskişehir escort mersin escort alanya escort bayan bodrum escort bayan havalimanı transfer
altıparmak escort çarşamba escort eve gelen escort gemlik escort görükle escort gürsu escort heykel escort inegöl escort iznik escort karacabey escort kestel escort masöz escort mudanya escort mustafakemalpaşa escort nilüfer escort orhangazi escort osmangazi escort otele gelen escort rus escort sınırsız escort üniversiteli escort whatsapp escort yıldırım escort
Bugun...


Behiye YILMAZ


Facebookta Paylaş









BİR “VAV” YAZ YETER
Tarih: 01-09-2021 14:41:00 Güncelleme: 01-09-2021 14:42:00


Hat, özellikle Arap harflerini kullanarak yazıyı daha şekilli ve güzel hale getirme yöntemidir. Hat ile yapılan desenli ve güzel yazılar özellikle Osmanlı döneminde başlamış olup günümüze kadar ulaşmıştır. Hat işçiliğinde işleyiş usta çırak ilişkisi şekliyle sürdürülür. Pek çok han, cami, medrese ve çeşitli kurumlar hat işçiliğiyle süslenmiş ve bulunulan dönemi sembolize etmiştir. Hat sanatı tarihi çok eski dönemlere ulaşmaktadır. Özellikle kendi milliyetimizde hat sanatı Osmanlı döneminde ortaya çıkmıştır. Hat sanatının tarihçesinde başlangıç aşaması Arap harflerinin gelişmeye başladığı döneme dayanır. Hat sanatı en çok Osmanlı tarafından benimsenmiş ve hat sanatı ile eşsiz eserler ortaya çıkartılmıştır. Abbasiler döneminde, Bağdatlı vezir ve hattat İbn Mukle, emekleri ve kattığı yenilikler ile yazının ana hatlarını belirleyici bir sistem geliştirmiş ve hat sanatının gelişmesinde önemli rol üstlenmiştir. Abbasilerin 1258 yılında tarih sahnesinden silinmesinin ardından yazıda üstünlük nihayet Türk ve İranlı hattatların eline geçmiştir. İranlı hattatlar, aklam-ı sitteyi (hat sanatındaki temel altı çeşit yazı stili) hat sanatının gelişmesinde büyük katkıları olan Abbasi Halifesi Yakut'un üslubuna bağlı kalarak yazmışlar; Osmanlı Türkleri ise hat sanatında erişilmesi zor bir ekol kurmuşlardır. 16. yüzyılda Anadolu'da Türk hat sanatının öncüsü olarak kabul gören Şeyh Hamdullah, Osmanlı'da hat sanatına benzersiz bir güzellik ve olgunluk getirmiştir. Şey Hamdullah'tan sonra yetişenler, onun gibi yazma çabası içinde oldukları için hattatların başarısı ''Şeyh gibi yazdı'' sözüyle anılmıştır. Bu durum, 150 yılı aşkın süre de devam etmiştir. İstanbul, Türkler tarafından fethedildikten sonra, hat sanatının merkezi haline gelmiştir. İslam dünyası bu gerçeği kabul etmiş ve şu sözlerle ortaya koymuştur: “Kur’an-ı Kerim Hicaz’da nazil oldu, Mısır’da okundu, İstanbul’da yazıldı.” Başlarda tenkit edilmekle beraber kısa zamanda benimsenen, günümüzde de  hat sanatında takib edilen yeni üslûbu ile şöhret kazanan Hâfız Osman, 1694 yılının sonlarında Sultan 2. Mustafa’nın hüsn-i hat muallimliğine tayin edilir. Sohbetlerine ihrâm tarzı bir esvâb ile iştirâk eden hocasına, yazı yazarken hokkasını tutacak kadar saygı gösteren Sultan Mustafa, bu vazifesi karşılığında kendisine mükafat olarak Filibe Kadılığı’nı da – bir rivâyete göre Diyarbakır – ihsân buyurur.

Hat sanatının en ünlü isimlerini kimler tanıyor? Ne yazık ki hatla ilgilenenler dışında çok az insan. Oysa hat sanatı ve hattatlık bizi bugünlere taşıyan en önemli sanatlardan biridir. Avrupa'da resim ve heykel sanatının görmediği kadar büyük değer gördüğünü bile söylemek mümkün. Usta çırak ilişkisine dayanan bu sanat, sabır ve inceliğin en güzel örneklerinden biridir. Sadece bu sanatı öğretmekle kalmayan “Hat “ ustaları, öğrencilerine, edebi, hayayı, saygıyı ve usulü ’de öğretmişlerdir. Sanat icra edenlerin sanata verdikleri değer kadar, aynı saygıyı beklemeleri de kaçınılmazdır. Her okuduğumda keyif aldığım “BİR “VAV” YAZ YETER” hikayesi gibi…..

Hafız Osman fırtınalı bir günde kayıkla Beşiktaş’a geçecektir. Bir kayığa biner. Yol bitmek üzereyken kayıkçı ücretleri ister. Fakat Hafız Osman o gün aceleyle çıktığı için yanına para almayı unutmuştur. Kayıkçıya, “Efendi, yanımda param yok, ben sana bir “vav” yazayım, bunu sahaflara götür karşılığını alırsın” der. Kayıkçı yüzünü ekşitip söylenerek yazıyı alır.

Bir müddet sonra kayıkçının yolu sahaflar tarafına düşer. Bakar ki yazılar, levhalar iyi fiyatlarla alınıp satılıyor. Cebindeki yazıyı hatırlar ve götürür satıcıya. Satıcı yazıyı alır almaz “Hafız Osman vav’ı” diyerek açık artırmaya başlar. Sonuçta iyi bir fiyata “vav”ı satar kayıkçı. Kayıkçı bir haftalık kazancından daha fazlasını bu “vav” ile kazanmıştır. Bir gün Hafız Osman yine karşıya geçecektir ve yine aynı kayıkçıyla karşılaşmıştır. Yol bitmek üzereyken yine ücretler toplanır. Hafız Osman da yol ücretini uzatır kayıkçıya. Kayıkçı “Efendi para istemez, sen bir “vav” yazıver yeter” der. Hafız Osman gülümseyerek der ki; “Efendi o “vav” her zaman yazılmaz.” Bir sanatçının gözünden…



Bu yazı 710 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
YUKARI