Örnek HTML sayfası
Bugun...


Behiye YILMAZ


Facebookta Paylaş









ELİMİ BIRAKMA
Tarih: 01-07-2020 11:38:00 Güncelleme: 01-07-2020 11:45:00


“Elimi bırakma” dedi kadın. Adam “Bırakmalıyım!” dedi. “Neden? “ diye sordu kadın. Adam “Nedeni yok, bitti! “ dedi. “Ne bitti?” diye sordu kadın. Adam “İçimdeki sen!” dedi. “Ben içinde miydim?” diye sordu kadın.   “Bir zamanlar öyleydi” dedi adam.   Sustu kadın. Elindeki çay buza döndü. Elleri buza döndü. Yüreği buza döndü.   Kalktı gitti adam. Oturdukları çay bahçesinde fırtınalar esmeye başladı. Masa sallandı. Oyalı yazmasının ucunu çiğnemeye başladı. Öylece kaldı oturduğu yerde. Sadece onun gittiği yöne dönüp “Elimi bırakma” dedi.

 

Gece yarısı… Mevsim yaz. Balkonda oynaşan ağaç dallarının şen kahkahaları tamamlıyor geceyi. Mis gibi ıhlamur kokuyor her yer. Ay tepside demli bir bardak çay sunuyor geceye. Hava sıcak. Dağınık saçları omuzundan aşağıya dökülüyor. Ayaklarında terlik, balkon yeni yıkanmış olmalı ki ıslak. Telefon çaldı. Göz ucuyla baktı telefona kadın. Açıp açmamak arasında kaldı, ama açması gerektiğini de biliyor. Açtı telefonu. Adam “Elimi bırakma” dedi. Kadın ”Bitti” dedi. Adam “Neden?*” diye sordu. Kadın” içimde sana karşı bir şey kalmadı !“dedi. “Elimi bırakma” dedi adam. Kadın Bırakmalıyım” dedi. Telefon kapandı. Adamın elleri buza döndü. Yaz kışa döndü. Yüreği yangın yeri, gözleri kan çanağı. Ve bitti…

 

Adliye koridoruna iyi giyimli bir kadın bir erkek girdi. Yanlarında elinde dosyalar, kaşları çatık, genç bir delikanlı koridor taşlarını ezer gibi yürüdü. Küçük, saçları kıvır kıvır bir kız çocuğu ne olduğunu anlamadan ilerledi onlarla. Ellerine sıkı sıkı yapışmış annesiyle babasının. Bir ona, bir diğerine baktı. Ne olduğunu anlamadı. Nereye gittiklerini de bilmiyordu. Tek bildiği şey günlerdir evlerinde anlamadığı kelimelerle bir şeyler konuşulduğuydu.  Annesinin gizli gizli ağlaması, babasının eve gelmemesi iyi şeylere işaret değildi. Koridor bir kapının önünde bitti. İçeriye girdi. Tanımadığı adamlar annesine ve babasına bir şeyler soruyor, onlarda üzgün üzgün kafa sallıyorlardı. “Karar!” diyor amcalardan biri. Sonra çıktılar. Minik kız bir annesine bir babasına baktı, ses yok. Tuttuğu ellere sıkıca daha çok sarıldı. Önce annesine, sonra babasına baktı “Elimi bırakma “dedi. Biri elini bıraktı. Diğeri elini daha sıkı tuttu. Çocuğun gözyaşları buza dönüştü. Gözyaşlarına sığındı sessizce. Ne olduğunu bilmeden üşüdü.

 

Beyaz bir oda. Beyaz koridorlar. Beyaz çarşafların içinde yatan saçları ve sakalı beyazlamış yaşlı bir adam. Yüzündeki çizgiler, bir ömrün hikâyesini anlatıyor adeta. Gözleri kapalı. Beyaz önlüklü doktorlar çaresizce girip çıkıyorlar odaya. Yaşlı adamın son saatleri olduğunu biliyorlar. Dışarıda onu bekleyen kıvırcık saçlı genç kızın gözleri yaşlı. Sessizce hasta odasına girdi. Yaşlı adamın elinden tuttu. Adam zoraki gözlerini açtı. Kızının elinden tuttu. ”Elimi bırakma “ dedi. Kız “Bırakmam” dedi. Adamın gözleri kapandı. Kız elini bıraktı mecburen. Adamın elleri buza döndü. Kızın yüreği buza döndü. Birinin bedeni, diğerinin yüreği üşüdü.

 

Buna benzer bir sürü hikâye yazabilirim. Bir sürü örnek verebilirim. Kaç kere “Elimi bırakma” cümlesinin cevapsız kaldığını söyleyebilirim. Tek söyleyemediğim, özlemle bir sürü süslenmiş güzel sözlerin iki kelimeyle  neden bittiği.  Oysa eli tutan da, eli tutulanda yüreğini koyar ortaya. Tek yürek değil, iki yürek beraber ısınır. Hiçbir hikâyenin tek kahramanı yoktur. İster çocuk, ister yetişkin olsun, herkesin tutacak bir ele ihtiyacı var. Çocuğunuzun elini tutmanın ona vereceği güven hissiyle, yürüyemeyen birinin elini tutarken verdiğimiz güven duygusu aynı. Hâl diliyle “Yalnız değilsin” mesajını vermenin en sıcak, en güzel şekli bu. Kocaman bir dünyada kocaman aileleriz. Çok zor değil birine gülümsemek, birinin elini tutmak. Sevdiklerimize verilecek en değerli hediye onları sevdiğimizi hissettirmek. Sevmek, nefret etmekten daha kolay ve daha zahmetsiz.  Çiçeklere bile sevgiyle sarf edilen birkaç cümle, onların büyümesini hızlandırıyorsa insanın insana vereceği sevgi neler yapmaz ki.

 

Lütfen,  “TUT ELİMDEN” diyen seslere kayıtsız kalmayalım olur mu?



Bu yazı 1046 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
383 Okunma
380 Okunma
326 Okunma
309 Okunma
253 Okunma
183 Okunma
154 Okunma
132 Okunma
130 Okunma
102 Okunma
99 Okunma
86 Okunma
1198 Okunma
1172 Okunma
1136 Okunma
1118 Okunma
1087 Okunma
1075 Okunma
1073 Okunma
1057 Okunma
1034 Okunma
1020 Okunma
956 Okunma
934 Okunma
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
YUKARI