Örnek HTML sayfası Your Page Title escort bursa bursa eskort escort bursa Görükle Escort escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa alanya escort bayan antalya escort eskişehir escort mersin escort alanya escort bayan bodrum escort bayan havalimanı transfer
altıparmak escort çarşamba escort eve gelen escort gemlik escort görükle escort gürsu escort heykel escort inegöl escort iznik escort karacabey escort kestel escort masöz escort mudanya escort mustafakemalpaşa escort nilüfer escort orhangazi escort osmangazi escort otele gelen escort rus escort sınırsız escort üniversiteli escort whatsapp escort yıldırım escort
Bugun...


Behiye YILMAZ


Facebookta Paylaş









GERÇEK DOSTLARA SAHİPSENİZ...
Tarih: 01-12-2021 18:14:00 Güncelleme: 01-12-2021 18:15:00


       Bir insan ile vakit geçirmek, onu anlamak veya onu anladığınızı sanmak onu tanıyor olacağınız anlamına gelmez. İlk tanışmışlık önemlidir. Buna ilk izlenim denir. İnsanı en iyi anlayan, her konuda destek olan ve en samimi yaklaşan kişiler, dostlardır. Beraber gülünen, ağlanan, zor zamanlarda güç bulmak için yanına ilk uğranılan, yaşanılanların ilk paylaşıldığı insanlardır onlar. Korkmazsınız onlardan. Çekinmezsiniz. Size benzerler çünkü. Ne dediğinizi anlarlar. Eleştirirken bile incitmeye korkarak konuşurlar. Karşılıksız severler. Bu nedenle dostlar, insanın hayatında tarif edilemez derecede önemli bir yer tutar. Onlar sizi, siz olduğunuz için severler. Var oluşunuzu önemser, varlığınızla mutlu olurlar. Yokluğunuzu sorgulamazlar. Tekrar döneceğiniz günü hiç gitmemişiniz gibi beklerler. Gerçekten severler.

       Bazı tevafuklar hayatınıza yeni pencereler açar. Hayata bakışınızı değiştirir. Doğru bildikleriniz yanlış, yanlış bildiklerinizin bir çoğunun  doğru olduğunu fark edersiniz. Hayatınızın  ibresi değişir o zaman. Hiç beklemediğiniz bir an da hayatınıza giren insanlar yeni hikayeler yazmanıza sebep olur. Dost, bu şekilde yeni tanışılmış fakat kısa sürede büyük bir samimiyet kurulmuş bir kişi ya da uzun yıllar geçirilen birçok zorlu ve güzel anıların beraber yaşandığı bir kişi olabilir. Süresi ne kadar olursa olsun dostluğun sağlam kalabilmesini sağlayacak bir şey varsa o da karşı tarafa değerli hissettirmektir. Sıradan bir arkadaş edinmek kolay ve basit olabilir. Belki büyük çabalar da gerektirmez. Fakat bir dostluğun kurulması oldukça zordur.

       Yeşil gözlü, sarı saçlı kadın. Bahçe duvarının arkasında elinde ağaç dalları. Nerden bulmuşsa o dalı, çok değerli bir parçayı elinde tutar gibi sahiplenmiş. “Nerde kullanırım?” diye sesli düşünüyor. Önce fark etmedim onu. Meğer aylardır sadece bir duvar ayırmış bizi. “Siz yeni taşınan öğretmen misiniz?” sorusuyla başlayan  o günün size  yep yeni ufuklara yelken açacağını bilemezsiniz. Deniz kenarında bir bardak çaya, biraz deniz mavisi, tertemiz bir hava eklerseniz ve dostluğun ilk temellerini de atmış olursunuz. Önce; temkinli davranıp, o güne kadar yaşadığınız her dost ihaneti, önünüze sayfa sayfa açılır. Yeni tanıdığınız bir insansa eğer, “Acaba diğerleri gibi mi?” sorusu kafanızda döner durur. İşte böyle başlayan bir dostluğun hikayesi bu. “BİR İNSANI TAMAMIYLA TANIMAK İÇİN BAZEN ASIRLAR BİLE YETİŞMEZ; KAFİ DERECEDE TANIMAK İÇİNSE BAZEN BİR AN BİLE YETİŞİR. “( PEYAMİ SAFA). O an Peyami Safanın dediği gibi bir andı yaşanan. Elindeki örgüsünü ilmek ilmek dokurken, kendinden bahsediyordu. Öğrenmeye açlığını, dostluğa açlığını anlatıyordu. Sanki yıllar önce tanışmışız da, geçmişte biriktirdiğimiz anılara yenilerini ekliyor gibiydik. Çantasından bir elma, bir paket ay çiçeği, bir adet şeftali çıkardı. Ortadan böldü ve bana uzattı. O kadar samimi ve içten davranıyordu ki….”TANRI SİZE İSTEDİĞİNİZ İNSANLARI DEĞİL, İHTİYACINIZ OLAN İNSANLARI VERİR. ÖYLE Kİ BU İNSANLAR SİZE YARDIM EDECEK, SİZİ İNCİTECEK, SİZE ACI VERECEK, SİZİ TERK EDECEK, SİZİ SEVECEK VE OLMANIZ GEREKEN İNSAN OLABİLMENİZİ SAĞLAYACAKTIR.” (LAO TSU) Sanırım ihtiyacım olan insanı Cenab-ı Allah karşıma çıkarmıştı. Yüreği o kadar güzeldi ki… Nerde bir gariban görse elindekini düşünmeden veriyordu. Nere de bir dertli görse günlerce onun derdiymiş gibi sahipleniyordu. Mal mülk umurunda bile değildi. Kocaman bir kalbi vardı ve oraya herkesi sığdırıyordu. Şaşkınlıkla dinliyordum anlattıklarını. Kendimle kıyaslıyordum. Kendini kıran, inciten insanlara bile kucak açıyor, onların ihtiyaçlarını, kendi ihtiyaçlarından önce karşılıyordu. Nereden buluyordu bu gücü? Sordum.” İnancımdan” dedi. Mevlana’nın dediği GİBİ ”İNSANLARI TANIMAK, DENİZLERİ BARDAK BARDAK BOŞALTMAKTAN DAHA ZORDUR.” Zaman geçtikçe, hayatının ne kadar zor bir süreçten geçtiğini farkettim. Bir çok insanın kaldıramayacağı kadar zor bir hikayesi vardı. Yılmamış, yıkılmamıştı. Kitapların dostluğuna sığınmış, yumak yumak iplere, ilmek ilmek işlemiş derdini. Anlatmamış kimseye. İçini denizlere boşaltmış. Yaz dememiş, kış dememiş atmış kendini engin sulara. Yetmemiş dağlar, tepeler, ağaçlar yoldaşı olmuş. Ayağında spor ayakkabısı, sırt çantası, içinde birkaç elma, mandalina ve su. Yanında yürüyen arkadaşı için de  var çantasında bir şeyler. Sizi her zaman şaşırtır. Yanında kendinizi güven de hissedersiniz. Siz söylemeden bilir çünkü derdinizi. Mutluysanız o da mutludur. Derdiniz onun derdidir. Çiçeklere, ağaç dallarına, uçan, yürüyen her şeye sevgiyle hayranlıkla dokunur olmuş. Çocuklarıyla birlikte tüm ailesinin, öğrencilerinin dertlerini, sevinçlerini de sırtına almış yürümeye çalışıyor. Bir yudum sevginin peşinde koşup duruyor. Hayatında sadece” İyi olan neyi yaparım?” düşüncesine sahip.  “Kaldı mı böyle insanlar?” dedirtecek kadar dürüst ve samimi. Bazen diyorum ki; iyi olmak çok zor değil demek ki. Dünyanın tüm çirkinliklerinden, kavgalarından, ego savaşlarından uzak durabilmek mümkünmüş. Sadece kendisi gibi olup, öyle yaşanabileceğini gösteren birkaç insandan biri oldu benim için. Kimseyi kırıp incitmeden, ilişkilerinde güzel bir denge kurup, çizdiği çizgiden sapmadan yürüyebilmek acaba kaç kişinin yapabileceği bir şey.

       Etiketlerin ve çıkar ilişkilerinin arasına sığınmış dostluklardan o kadar uzak ki… Yanın da kendin olunabilecek kadar saf. “Gerçek mi?” diye düşündüren kaç kişi kaldı ki… O kadar yorulmuşum ki… Samimiyetsiz, çıkar uğruna harcanan insanlardan uzaklaştıkça nefes aldığımı hissediyorum. Sadece vakit geçirmek için harcanan zamanlardan, yalanlardan, riyakarlardan yoruldum. Dürüst, yüreği iyi, samimi birini bulduğunuz da ise sarıp sarmalamak geliyor  işte içinizden.

 

 



Bu yazı 1118 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
YUKARI