Bugun...


Behiye YILMAZ


Facebookta Paylaş









İLMEK İLMEK DOKUNAN ORTAK DİL
Tarih: 01-05-2019 10:38:00 Güncelleme: 01-05-2019 10:38:00


     Anadolu kadını sustuğu zaman sanat dile gelir. Aacıyı, hüznü, sevinci, kederi, aşkı, yaşamı, ölümü ya da anlatmak istediği ne varsa onu eseriyle konuşturur. Oyalar, Anadolu kadınının elinde kimi zaman bir aşk namesine, kimi zaman bir şikâyet mektubuna, bazen de sayfa sayfa okunan bir hayat hikâyesine dönüşür.  

     Her ilmek ya sitemleri belirtmek ya da bozulan ilişkileri düzeltmek amacıyla atılmış sanki. Her ilmeğe inceliğini, zarafetini, anneliğini dokur. İşlenen her desene bir anlam yükler. Her motif gizli bir mesaj iletir sevdiklerine ya da sevmediklerine. Aynı kültürün insanları arasında ortak bir dil oluşturur. Bu inceliğe Türk kadını yüzlerce yıl öncesinden vakıf olmuş.

     Dünya literatürüne, “Türk Danteli” olarak giren iğne oyasının motifleri kadının hayal dünyasının ürünü olup, rengârenk iplerle işlenerek uzun yıllar aile içi ilişkilerde iletişim aracı olarak kullanılmış. Her çiçek ve her renk farklı konuşmuş yazmalarda, mendillerde, örtülerde. Sümbül aşkı, karanfil güzelliği, papatya saflığı, nergis gönül acısı çekenleri, çilek çileyi temsil ederken, yeşil mutluluğu, sarı oya mutsuzluk ve bezginliği, mavi oya ise nazarlığı ifade etmiş.

     Kocasına sonsuz aşk besleyen kadın gül motifini kullanırken, üzüm oyasıyla ömür boyu mutluluk temennisinde bulunurmuş. Ancak güllü oya inciliyse, “yalnızım ve senin için gözyaşı döküyorum” diyerek çektiği aşk acısını dile getirirmiş. Eşi tarafından sevilip sayılan kadınların yazmalarını erik çiçekli oyalar süslerken, kocası gurbette olanların yazmalarını yaban gülleri donatırmış. Aşkın ve mutluluğun sembolü olan sümbülün rengi mor ise âşık kızı, pembe ise nişanlı kızı, beyaz ise sevgiliye olan bağlılığı söylermiş. Gönlüne sevda düşen erkek, aşkını karanfil takarak anlatırken, sarı nergis oyasını başına bağlayan ümitsiz aşkını haykırmış sessizce. Erik çiçekleri yeni gelinlerin başlarında açarken, bebek bekleyenler müjde oyası, yeni bebek sahibi olanlar da dal oyasıyla mutluluğunu dile getirmişler.

     Yeşilin çeşitli tonlarıyla işlenen oyalar, yeni gelinin evinden ve eşinden hoşnut olduğunu, sarı renkli oyalar ise mutsuzluğunun, yorgunluğunun ve bezginliğini anlatmış yıllarca. Başına biber oyalı bir yazma bağlayan gelin kayınvalidesine ve ev halkına “Kocamla aramız biber gibi acı” demektedir. Gül oyaları, sonsuz sevgiyi ve mutluluğu; kızılcık oyaları, hayatından memnun olmayan, mutsuz olan kadınları; badem çiçeği oyaları, sevdiği ile evlenecek genç kızları; beyaz, mor ve pembe sümbül oyaları, nişanlı ve âşık olan genç kızları; biber oyaları, eşi ile arası açık olan kadınları; sarı nergis oyaları, aşkından sararıp solan genç kızları; müjde oyaları, bebek bekleyen gelinleri; üzüm ya da dut oyaları, ömür boyu tatlılığı ve huzuru; sarmaşık oyaları, gelinin kaynanasına duyduğu sevgiyi ve muhabbeti; çiçek oyaları, sevinç ve müjdeyi; karanfil oyaları, güzelliği, hoşluğu, memnuniyeti; çayır-çimen ve kaynanadili oyaları, kaynanası ile arası bozuk olan gelinleri; elti eltiye darıldı oyaları, dargın olan eltileri ifade etmektedir. Genç kızın iyi geçim temennileri daha evlenmeden önce başlarmış müstakbel kayınvalidesiyle… Kayınvalidesine çayır çimen oyası yapıp yollayan gelin, “Aramız çayır çimen gibi huzurlu, ferah, çiçek gibi olsun.” derken, kaynananın geline gönderdiği gelin parmağı oyası ise “Aramızdaki ilişki düzeyli olsun, birlikte güzel günlerimiz geçsin.” anlamını taşırmış. Nişanlı kız birlikteliğini evlilikle sonuçlandırmak istiyorsa kayınvalidesinin nişanı takip eden ilk ziyaretinde, başına badem çiçeği oyasıyla bezenmiş bir yazma bağlarmış. Yine halk arasında kaynana oyası olarak da bilinen ve yapımı son derece zor olan zembil oyasıyla “Kayınvalidenin gönlünü yapmanın ne kadar zor olduğu” mesajı iletilmek istenirmiş. Bohçasına gelincik oyası koyan kız tarafı, “Kızımız gelincik gibi narin ve güzel” anlamını ve uyarısını karşı tarafa iletmek istermiş. Kayınvalidesine sevgi ve muhabbet besleyen kadın eşe dosta bunu ifade edebilmek için yemenisine sarmaşık oyasını işlerken, hayatından hoşnut olmayan gelinler, ‘kıllı kurt’ oyalı yemeni yapıp takarmış. Kısaca; hayatı ilmeklere yükleyen kadınlarımız, tarihimizin her döneminde olduğu gibi destanlarını ilmeklerle yazdılar. Her ilmek bir hikâye, bir roman oldu.



Bu yazı 3092 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
YUKARI