Örnek HTML sayfası
Bugun...


Behiye YILMAZ


Facebookta Paylaş









ÖZLEDİM
Tarih: 01-05-2020 13:06:00 Güncelleme: 04-05-2020 14:23:00


Sesini duyamadıklarım, yüzünü göremediklerim acıtıyor kalbimi. Elimi uzatıp tutamadıklarım, kapıyı açıp gel diyemediklerim yakıyor canımı. Keşkelerime sıkışıp kalıyorum. Geride bırakıp ta bir daha görememekten korktuklarım bölüyor uykumu. Uçsuz bucaksız bir çölde kalmış gibi yanıyor yüreğim. Korkuyorum. Gereksiz kalabalıklar içerisinde tek kalmış gibi sancıyor içim. Kocaman bir buz denizinde kalmışım gibi üşüyor yüreğim. Özlüyorum. Sabahları evimizi saran çörek kokusunu özlüyorum. Babaannemin sabun kokan elleriyle saçlarımı okşayışını özlüyorum. Yokluğun zenginliğinde kayboluşumu soluyorum şimdi. Her telefon çaldığında arayanı bilmenin ve “işte o arıyor” demenin, yüzümde oluşturduğu tebessümün sıcaklığını hatırlamaya çalışıyorum. Postacının zilimi çalıp, elinde mektupla kimden geldiğini bildiğini anlatan gülümsemesine, göz kırpışımı özlüyorum. Bütün gece kararsız kalıp, sonra “ne olursa olsun” diyerek attığım mesajın cevabını beklerken, artan kalp atışlarımı duyuyorum şimdi. Çalan telefonun diğer ucunda susan sesi, susarak cevaplamanın keyfini, sussa da ne dediğini ve ne diyeceğinin bilmenin bilgeliğini özümsüyorum. Bazen kalmak isteyip de, mecburen dönüşlerin sarsıntısını hissediyorum. Bindiğim otobüste, okumak için açtığım kitapta birbirine karışan kelimelerin arasına sıkışıyorum. Otobüsten inip “gitmekten vazgeçtim.” Demek geliyor içimden. Ne şoföre “ Dur, inecek var, vazgeçtim gitmekten”. Diyebiliyorum. Ne de yüreğime her şeyi orda bırakıp, arkama baka baka dönüşü yüreğime yedirebiliyorum. Araf’ta sıkışıp kalıyorum.

 

Çaresizliktir özlemek; başı sonu olmayan bir araftır. Kalırsın aralarda bir yerlerde. Ne kalabilirsin, ne de gidebilirsin. Özlersin sadece. Her şeye, ondan bir parça alır, anlamlar yüklersin. Bazen uzaktan uzağa, radyoda çalan bir şarkıyı gönderirsin. Duymayacağını bilirsin. Gözlerini kapatır, içinden aynı şarkıyı duyduğunda, aynı şeyleri hissetmesini dilersin. Çaresizlikten mucizeler dilenirsin. Aynı şehirde, aynı sokakta, binlerce beton yığınlarının arasında, adını bilmediğin sokaklarda, önüne çıkan parklarda tesadüfen karşılaşmayı hayal edersin. Elinde en sevdiğin kitap, bir ağacın altına oturmuş, tatlı bir esintinin saçlarını savuruşunu çizersin hayaline. Beraber içilen orta şekerli Türk kahvesinin tadı damağında savrulurken, sayfalarına karışıp kaybolduğun kitabın sayfalarına karışıp gidersin. Her takvim yaprağı bir gün daha mesafe koyar özlemine. O günü beklersin.  “gel” demesinin büyüsünü özler ve ne diyeceğini hesaplarsın. Sabırla özlersin, sabırla özlendiğini bilmek istersin. İçinde özenle büyütürken özlemi,  bir yandan kırarsın dallarını.  Özlemin adı, şekli, cinsiyeti, milliyeti, rengi yok. Her yürekte ayrı renkte, ayrı tatta, ayrı acıyla yaşanır. Neyi, kimi, nereyi özlersen özle ayrılık varsa sonunda, ağzında aynı acı tadı bırakır. Arkandan mendilde sallansa, elde sallansa, gözlerde aynı acının resmi, aynı yürek burukluğu vardır, Gökyüzünün rengi, hangi mevsimde olduğunun hiçbir önemi kalmaz. Açan çiçekler, yağan yağmur, esen rüzgâr kaybolur gider benliğinden. Tüm renkler grileşir. Sesler tizleşir. Gözler buğulanır. Zaman durur. Her duyduğun müzik, aynı kapıya çıkar. Her ritimde özlemini anlatan bir şeyleri arar bulursun. Küçücük bir alana ya da küçücük bir zamana sığdırdığın tüm sevinçlerin, heyecanların savrulur gider. Geçmişin sayfalarına sığınır kalır.

 Ve son olarak özlediğin, baharda açan bir çiçek, sahilde içilen bir kahve, uzun zamandır duymadığın bir dost sesi, yıllar önce yediğin bir yemek, kaybettiğin bir kitap, çıplak ayaklarla koştuğumuz çimenler, sıkıca sarıldığımız sevdiklerimiz, arkamızda bıraktığımız anılarımız……. Ne olursa olsun her geçen zaman içinizde böyle hissedeceğiniz bir özlem bırakacaktır. O yüzden sahip olduklarımıza ve severek yapabildiğimiz her şeye sıkı sıkıya sarılmak gerek. Yarına kalsın diyecek lüksümüz yok artık. Bize o an sıradan gelen şeyler, kaybedildiğinde anlam kazanıyor. Rutin yaptıklarımız bile kaybedildiğinde ne kadar değerli şeyler olduğunu hissettiriyor. Çok özledim. Boğazın kenarında yürüyüş yapmayı, Sami amcanın demlediği çaydan içmeyi, martılarla simidimi paylaşmayı, dalgaların sesini gözlerim kapalı dinlemeyi. Orta şekerli kahveyle, hasır iskemlede oturup kitabımı okumayı.

''özledim seni...

ayrılık yüreğimi uyuşturuyor karıncalandırıyor nicedir.

beynimi uyuşturuyor özlemin...'' (CAN YÜCEL) derken ne kadar güzel anlatmış.

''Birden hatırlarsın,

O da seni - - birden bazan:

Nerde, ne yapar şimdi

Parlar bir özlem anılar arasından.( Behçet Necatigil / Akşam Şiiri)



Bu yazı 1118 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
754 Okunma
724 Okunma
648 Okunma
566 Okunma
488 Okunma
477 Okunma
428 Okunma
401 Okunma
398 Okunma
393 Okunma
380 Okunma
344 Okunma
2777 Okunma
2333 Okunma
2259 Okunma
2124 Okunma
2112 Okunma
2053 Okunma
1983 Okunma
1940 Okunma
1920 Okunma
1871 Okunma
1861 Okunma
1547 Okunma
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
YUKARI