Bugun...


Behiye YILMAZ


Facebookta Paylaş









SORUN BÜYÜMEK DEĞİL
Tarih: 02-09-2019 10:29:00 Güncelleme: 02-09-2019 10:29:00


 

“Sahip olduklarına şükretmeyi bilmeyenin, kaybettiklerine isyan etmeye hakkı yoktur..."!  MEVLANA

     Her gece bir yeni güne daha uyanacağımızı düşünerek başımızı yastığa koyarız. Oysa bir tek saniyeyi bile satın almanın imkansız olduğunu unuturuz. Her uyandığımız günün diğerinden farklı olmayacağını düşünürüz. Oysa bir saniyede yaşadıklarımızın, bir sonraki ile aynı olmayacağını  biliriz.   Her gün doğuşunun bize “verilmiş” olan bir günmüş gibi, tek sahibi bizmişiz gibi davranırız. “ Bu var oluşumuz aynı şekilde devam edecek”  zannederiz. Bir gün bu ömrün bitip gideceğini unuturuz. Etrafımızdaki insanları o kadar benimseriz ki varlıklarını unuturuz.  Nasıl olsa onlar  annemiz, babamız, kardeşimizdir. Değil mi? Asla kaybedilmeyecek, her ne olursa olsun orada durmaya devam edecekler,  her daim elimizin altında olacaklar ve her aradığımız da cevap verecekler zannederiz. "HER NEFİS ÖLÜMÜ TADACAKTIR." (bk. Âl-i İmran, 3/185; Enbiyâ: 21/35; Ankebut, 29/57)  Bir gün, her nefis gibi biz de ölümü tadacağız. Vazgeçemediğimiz her şey arkamızda kalacak. Yaşarken  yaptığımız güzellikler ve kalanlarımıza bıraktığımız güzel anılar kalacak. O yüzden;  kavganın, öfkenin hiçbir anlamı yok. Boşa geçen zamanı, her şeye rağmen, her acıya, her zorluğa rağmen gülümseyerek karşılamak gerek. Yaşanacak her ne varsa ertelemeye ya da değiştirmeye gücümüz yetmeyeceğine göre teslimiyetten daha güzeli var mı? Bu geminin kaptanı biz değiliz. Biz sadece bu gemide yolculuk eden yolcularız. Bir gün bizlerde tüm canlılar gibi bir limana demir atacağız. Gelene “Eyvallah” demek lazım…. Nerden geldiğini bilmenin şuurunu yaşayarak…..

     İşte, bizler hayatımız da öyle bir “akış” içerisinde bulunuruz ki, bir “an” için durup düşünüp sahip olduklarımızın kıymetine bir teşekkür edebilme cömertliğini gösteremeyiz… Bilmeyiz… Unutmuşuzdur o sahip olduklarımızın hiçten geldiklerini… Olmayanlar, yani bizim kadar sahip olamayanlar olduğunu… Ne zorluklar ile hayatta kalmaya ve hayata tutunmaya çalıştıklarını… Kaybetmeden değer bilmeyi unuttuk.  Sanırım suçu hep başkalarında aradık. Kendimize “Biz ne yaptık?”  sorusunu sormak ağır geldi. Çok sevdiklerimize “iyi ki hayatımdasın.   İyi ki varsın. Seni seviyorum. Var olduğun için teşekkür ederim.” Diyebilmeyi hep erteledik.  Neden korkuyoruz ki?

     Sadece sevdiklerimizi kaybettiğimiz zaman, onlarla yaşadığımız anılarımızı, güzellikleri, hatırlıyoruz. Yanımızda oldukları zamanları sıradanlaştırıyoruz. Sanki “olmasalar da olur “ mantığı hakim oluyor.  Bir saniyenin ne kadar değerli olduğunu, hasta hanede son dakikalarını yaşayan birine, acil servisin önünde bekleyen birine sormak lazım.” Keşke bir gün daha yanımda kalsaydı” dediklerimizle ne kadar boşa zaman geçirdiğimizi düşünün… ya da o yanımızdayken kaç kere ona “seni seviyorum” demeyi ertelediğimizi düşünün…. Söylesek neyi kaybederdik ki….. Neyimiz azalırdı? Bizi engelleyen ne? Egomuz mu? Yoksa Suçluluk,  başarısızlık, vermek isteyip de bulamadığımız, paylaşmadığımız, kıskandığımız, özlediğimiz, küçümsediğimiz ve  hor görmemiz mi? Peki… Biz bembeyaz mıyız acaba?

     Sonuç olarak; Teşekkür etmeliyiz…. Her sabah sağlıklı uyanıp doğan güneşi görebildiğimiz için…Ağrımız olmadan kalkabildiğimiz için…Tüm uzuvlarımız tam olduğu için…. Nefes alabildiğimiz için…Bizi seven ailemiz, dostlarımız olduğu için…. Halimiz her ne olursa olsun yanı başımızda bulunan  tüm sıcacık eller için… Görmeyi isteyip de buluşamadığımız o yıllanmış arkadaşlıklar için… Sonra kalbimizi kıranlara kocaman bir teşekkür etmek  lazım… O kırıkları onarmayı da öğretenler oldukları için… Gemileri yakmak kadar, aramızda  köprüler kurmanın keyfini bizlere yaşattıkları için…

     Gözlerimizi geceye kapatırken seni seviyorum demeyi atladıklarımıza… Gururumuzdan söyleyemediklerimize , Belki yıllardır söylemek isteyip de bir türlü dönemediklerimize, kucaklamak isteyip de bir türlü sarılamadıklarımıza, “Zamanım yoktu “ bahanesine sığınarak  ertelediklerimize,  ufacık sebeplerden hayatımızdan çıkardıklarımıza, çıkarlarımız uğruna harcadıklarımıza, “Seni seviyorum” demekten korktuklarımıza  merhaba deme zamanı geldi de geçiyor bile… “El alem ne der?” düşüncesiyle çıplak ayaklarımızla koşamadığımız çimlere,  ertelediğimiz hayallerimize, tutamadığımız ellere,  özlemle sarılamadığımız sevdiklerimize bir borcumuz var.  Sadece tek bir cümle…. “Seni özledim. Var olduğun için teşekkür ederim.

     “ASIL SORUN BÜYÜMEK DEĞİL Kİ, BÜYÜRKEN UNUTTUKLARIMIZ.. “Küçük prens böyle söylüyor.

 



Bu yazı 189 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
YUKARI