Örnek HTML sayfası
Bugun...


Behiye YILMAZ


Facebookta Paylaş









TUTUNDUM
Tarih: 01-03-2020 15:20:00 Güncelleme: 01-03-2020 15:20:00


Kalp midir insana sev diyen?
Yoksa yalnızlık mıdır körükleyen?
Sahi nedir sevmek; Bi muma ateş olmak mı?
Yoksa yanan ateşe dokunmak mı?

Şems-i Tebrizi

       İnsan neye tutunur? Acılarına mı? Umutlarına mı? Kaybettiklerine mi yoksa vazgeçmediklerine mi? Ya da kahramanlarına mı? Her kahraman bir şeyler öğrettiği gibi, hayatınıza da anlamlı tuğlalar koyarlar. Goethe’nin “Genç Werther’in Acıları” romanını kaleme alırken kendi yaşanmışlıklarını yazdığı bilinir. Başına gelen  karşılıksız aşk sonucunda düştüğü duygu ve ahlak karmaşasını genç Werther’in Acıları adlı romanında anlatmaya çalışırken, tutunduğu anılarıydı belki. Hayatı, çanlar ve Notre-Dame Kilisesi’nden ibaret olan Quasimodo, güzeller güzeli çingene kızı Esmeralda’ya, ilk görüşte büyük bir aşkla vurulurken, çirkinliğine rağmen tutunduğu aşkıydı. Başrahibin gözü de Esmeralda’da olduğuna göre onunda tutunduğu karşılıksız aşkıydı. Esme­ralda’nın dünyasındaysa Yüzbaşı Phœbus’ten başka hiç kimseye yer yoktur.  Esmeraldanın da tutunduğu  yine aşkıydı. Balsac’ın “Vadideki Zambak eserinde, Kitabın ana kahramanı Felix'in zorlu yaşamı, ailesi tarafından reddedilişi konu alınsa da, Felix'in daha sonra hayatının en büyük aşkı olan Henriette'ye duyduğu, hayatını feda edecek kadar büyük aşka tutunmasıydı.

        "Tanrı'ya seni benimle bırakması için yalvarmak üzere boşlukta koşarken ölmediysem hiçbir insan ne sevinçten ne de üzüntüden ölebilir. "  (Vadideki Zambak)

       Maksim Gorki, “Ana “romanında Pavel isimli bir işçinin Pelage adlı annesinin hayatı ve kişiliği etrafında gerçekleşen olaylar konu alınır. Kocasının ve toplumun uyguladığı baskıya ses çıkarmayan ve hakkını arayamayan sindirilmiş bir kadının hayatı anlatılır. Zamanla oğlunun ve çevrenin etkisi ile acılarını anlayan ve onları uyandırmaya çalışan bir savaşçı kadın haline dönüşmesi konusu işlenir. Burada Pelge acılarına tutunur.

       “İnsanların ruhunu öldürüyorlar anne. İşte asıl cinayet bu. Utanılacak bir cinayet” (Ana)

       Karamazov Kardeşler romanında Fyodor Pavloviç Karamazov isimli bir toprak zengini adamın eşleri ve onlardan çocuklarının yaşamı konu alınır. Bu kitabın kahramanları olan Dimitri, İvan, Aleksi ve bu 3 gencin yaşamlarını konu alan eserdir. Yazarın tutunduğu ise geçmişi olmuştur.

       "Bu gece pek çok şey öğrendim! Yalnız yaşamak değil, alçakça ölmek de mümkün değil... Hayır baylar, ölüm bile şerefli olmalı! "( Karamazov Kardeşler)

       Fyodor Dostoyevski   “Yeraltından Notlar “ kitabında ilk bölümü yazarın karışık olarak iç dünyasını, İkinci bölümünde ise sürükleyici olayları kaleme alır. Son derece zeki olduğunu düşünen yazarın arkadaşlarından nefret etmesi, insanlardan kaçarak kendi yeraltına kapanmasını anlatıyor ve yazar eserinde “iç dünyasına” tutunuyor.

       “Duvarı yıkmaya gücüm yetmiyorsa, kendimi parçalayacak değilim elbette. Ama önümde duvar var diye boyun eğmeyi de kabul edemem.” (Yeraltından Notlar)

       Emily Bronte, Uğultulu Tepeler kitabın da,  6 yaşındaki Heatcliff isimli çocuk ve zamanla aşık olduğu Catherina'nın aşkı konun edilir. Catherina'nın başka biri ile evlenir. Heatcliff malikâneden ayrılarak bir kaç yıl ortalardan kaybolduktan sonra intikam almak için tekrar geri döner ve aşkına tutunur.

        “Bizi birbirimizden ayıran tek şey kalplerimizin özelliğidir. Eğer temiz ve güzel bir kalbiniz varsa, bu dışınıza yansır. Fakat kararmış, herkesin kötülüğünü isteyen, kıskanç biriyseniz, kalbinizin kötülüğü yine yüzünüze yansır. Ve dünyalar güzeli olsanız bile, kalbinizin karanlığı güzelliğinize gölge düşürecektir."( Uğultulu Tepeler)

       Jane Austen, çalkantılı aşkları ile tanınır . Mutsuz biten aşklar sonucu, kendi mutsuzluğuna inat tüm eserlerinin sonu hep mutlu sonla biter. Elizabeth, okurların en sevdiği kadın karakterlerinden biridir Sıradan insanların günlük yaşamlarını anlatırken bile aşkına tutunur.

       “Sen bana, gerçekten sevilmeye değer bir kadının sevgisini kazanabilmek için daha başka erdemlere sahip olmam gerektiğini öğrettin." (Aşk ve Gurur)

       Benim çıkardığım sonuç ; En büyük eserler tutunduğumuz, özümsediğimiz, hayatımızı özetleyen, yaşamımızı şekillendiren sonuçlarla yoğruluyor. Yaşadıklarımızın ya da yaşayamadıklarımızın, yaşamak istediklerimizin, yanı başımızda duran, sahiplenemediğimiz hayallerimizin toplamı, büyük eserlerin ortaya çıkmasına sebep olabiliyor. Her hayat, büyük bir eserdir sonuçta. Her biri bizimle doğar ve büyür. Her doğan yeni bir hikaye yazmaya başlar. Her ölense, biten hikayesini parçalar halinde miras bırakır tanıdıklarına. “Bir zamanlar “diye başlayan her cümle kocaman bir eserin ilk cümlesidir. İçinde aşk, ihanet, yalnızlık, hüsran gibi ne varsa sıkıştırır kelimelerin arasına. Anlayan anlar, anlamayan için ise çok geçtir artık. Bir bilinmezlikte kaybolur gider. Anlamadığı şey belki de, hayatı boyunca beklediği o büyük aşkın ona bir nefes kadar yakın olduğudur. Görmeyi bilir, tutmayı isterse bir kol boyu kadar uzaktadır aslında.

Seni sevdiğimi göreceksin sevmediğim zaman,
çünkü iki yüzüyle karşına çıkar hayat.
Bir sözcük sessizliğin kanadı olur bakarsın,
Ateş de pay alır kendine soğuktan.


Matilde'ye Sone - Pablo Neruda



Bu yazı 609 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
229 Okunma
211 Okunma
203 Okunma
182 Okunma
166 Okunma
157 Okunma
132 Okunma
119 Okunma
119 Okunma
118 Okunma
92 Okunma
86 Okunma
685 Okunma
502 Okunma
435 Okunma
431 Okunma
403 Okunma
397 Okunma
396 Okunma
381 Okunma
374 Okunma
366 Okunma
362 Okunma
359 Okunma
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
YUKARI