Bugun...


Behiye YILMAZ


Facebookta Paylaş









UNUTULMAYA YÜZ TUTAN YÜZ TÜRK BÜYÜĞÜ!
Tarih: 01-11-2019 11:22:00 Güncelleme: 01-11-2019 11:22:00


Tarih 1985… Lise son sınıftaydım. Okumayı çok seviyordum. Elime ne geçerse özellikle, tarihi kitapları okuyordum. Tek sorunum tarihleri ezberleyememekti. Tarihle ilgili kitapları çok sevmemdeki en büyük etken babamdı. Tabi o zaman internet, cep telefonu vs gibi iletişim araçları olmadığı için akşamları yemekten sonra tarihi hikayeler anlatırdı bize. Özellikle Türk tarihini konu alan hikâyelerdi bunlar. Battal Gazi’yi, Hayme Ana’yı, Tomris’i, Evliya Çelebi’yi o zaman tanımıştım. Öyle güzel anlatırdı ki hâlâ her kelimesini hatırlarım. O zaman aklıma bir fikir gelmişti. Neden Türk büyüklerinin hayatını öyküyle anlatmıyoruz? Bu fikrimi Tarih öğretmenime açtım. Çok beğendi ve destek olacağını söyledi. Heyecanla bir liste oluşturduk ve aramızda paylaştık. Bir kısmını yazmıştık ki öğretmenimizin tayini çıktı. Projemizde ortada kaldı. Yıllar sonra içimde sönmeyen bu ateş tekrar alevlendi. Öğretmenliğe başladığım ilk yıllardı. Aynı projeyi tekrar gün yüzüne çıkardım. Bu seferde çalıştığım köy okulu kitabımızı çıkarmak için kaynak bulamadı ve tekrar sona erdi. Daha sonra özel bir kolejde çalışmaya başladım. Hayalim içimde kocaman bir acıydı. İçin için kemiriyordu beni. Bir gün ders anlatırken “Türkler de sanat” konusunu işliyordum. Öğrencilerimden bir tanesi “Öğretmenim “ dedi.” Ben TARİH ile ilgili kitapları okumayı çok seviyorum ama bir süre sonra unutuyorum. Ne yapmalıyım sizce?” Aklıma 1985 yılında lise son öğrencisiyken düşündüklerim geldi. Ben de aynı şekilde düşünmüştüm. Bunun üzerine tekrar bu projeyi açığa çıkardım. Güzel bir grup oluşturmuştuk. Kısa sürede kahramanları paylaşıp yazmaya başladık. Tam bitti derken, aramızdan biri, gizli gizli başka bir grup oluşturup projeyi kendi adına oluşturmaya başlamış. Tesadüfen öğrendiğim bu durum beni bir kez daha hayal kırıklığına uğratmıştı. Ama vaz geçmedim. Bu proje sonlanırsa ve Türk büyüklerinin hayatı çocuklarımızın anlayacağı bir dilde öyküye dönüşürse çocuklar sıkılmadan tarihimizi öğreneceklerdi. Bu bir öğretmen ve en önemlisi bir Türk kızı olarak hayatımda yapacağım en büyük iş olacaktı. Biliyordum ki hoş bir seda bırakmak en büyük zenginlikti.

Aradan birkaç yıl geçmişti, projeyi bir yayın evi sahibine anlattım. Heyecanla kabul etti. Hemen gruplar oluşturuldu. Unutulmaya yüz tutan Türk büyüklerinin isimlerini belirledik. Heyecanla yazmaya başladık. Tam bitti derken, oluşturduğum listenin tamamen değiştirildiğini ve projenin dışında bırakıldığımı öğrendim. Bir taraftan çok üzülmüştüm ama diğer taraftan” Kimin çıkardığı önemli değil, yeter ki çıksın.” diye düşünüyordum. Tabi ki projeden ticari amaç güdüldüğünü öğrenene kadar.  Hemen yayın evini arayarak projeyi tek taraflı iptal ettim. Zaman geçtikçe umudum daha da tükeniyordu. Ne zaman harekete geçsem aynı sorunları yaşıyordum. Hedefim bu projeden her hangi bir kazanç elde etmek değildi.

İki hedefim vardı:

1- Türk çocuklarının tarihini unutmaması ve keyifle okuyarak öğrenmesi

2- Bu kitaptan elde edilen gelirin şehit ve gazi ailelerine bağışlanması

Olmuyordu işte. Ne zaman harekete geçsem bir engel çıkıyordu önümde. Tam umudumu kesmişken üye olduğum bir gruptan aslan yürekli bir “Alp” çıktı ve” Biz varız” dedi. Umutsuzca çıktığım bu yolculukta ilk defa yeniden umudum yeşerdi. Sonra dünya tatlısı “Masal gözlüm” dediğim bir Türk sevdalısı ben de varım dedi. Her şey o kadar hızlı gelişiyordu ki inanmakta zorluk çekiyordum. Tam her şey bitti derken hikâyemiz” Timur ve filleri” gibi oldu. Bir süre sonra arkamıza bir baktık ki söz verenlerden kimse kalmamış. Hasan Alp, Zeynep iren “Yılmak yok yola devam” dediler. Kitabımız bitmişti. Kitabımızı 80 yazar 100 öyküyle tamamlamıştık. Dünyanın birçok ülkesinden yazar katılmıştı aramıza. Üç kişiyle başladığımız yolculuk 80 yazarla taçlanmıştı. Her şey tamam derken, kitabımız baskıya hazırdı ama bu seferde bastırmak için sponsor bulamıyorduk. Türkiye de adını bildiğimiz her yere başvurup derdimizi anlattık. Söz de tamam diyenler, tek tek etrafımızdan ayrıldılar. Üç sene süren bu mücadele yeni tanıştığımız bir insan sayesinde sona erdi. Samimiyetimize inandı ve kitabımızın tüm sorumluluğunu üstlendi, kitabımız gün yüzüne çıktı. KİTAP OTAĞI YAYINEVİ sahibi Aşir Alkaç’a buradan tekrar tekrar teşekkür ediyorum.

Yukarıda kısaca hikayesini yazdığım UNUTULMAYA YÜZ TUTAN YÜZ TÜRK BÜYÜĞÜ Hikaye antolojimiz nihayet çıkıyor. 80 yazarın bir araya gelerek oluşturduğu, 100 öyküden meydana gelen antolojimiz nihayet raflarda yerini alacak. Hayallerim gerçek oldu. Tam hayal ettiğim gibi elde edilen tüm gelir şehit ve gazi ailelerine bağışlanacak. Emeği geçen herkese minnettarım. Sonsuz teşekkür ediyorum.



Bu yazı 392 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
YUKARI