Örnek HTML sayfası
Bugun...


Behiye YILMAZ


Facebookta Paylaş









YA ELİM TİTRERSE?
Tarih: 01-01-2020 16:29:00 Güncelleme: 01-01-2020 16:29:00


     Ya elim titrerse?  Ya yanlış yaparsam? Ya kimse beğenmezse? Bu ve buna benzeyen sorular son zamanlarda en çok duyduğum sorulardan biri. Sanata ve sanatçıya verilen değerin azalması mı yoksa eleştirilere tahammülümüzün kalmaması mı? Her dönemin sanata, sanatçıya ve eserlere olan yaklaşımı farklı olmuştur. Sanayi Devrimi’yle birlikte sanatın nesnel gerçeklikle sorgulanarak halkla bütünleşmiştir. Dolayısıyla toplumların görme biçimlerine göre sanat anlayışı oluşur. Toplumlarda estetik algıyı ve görme biçimlerini belirleyen unsur çoğu zaman yüksek kültür olmuştur. Théodore Géricault, Eugène Delacroix ve Francisco Goya gibi sanatçılarla birlikte Avrupa sanatının hem üslubunda hem de içeriğinde büyük değişimler yaşanmıştır. Delacroix’in Halka yol Gösteren Hürriyet ve Cezayirli Kadınlar adlı çalışmaları toplumun gerçeklerini anlatan eserlere örnek gösterilebilir. Benzer şekilde Millet, Courbet ve Daumier gibi realist sanatçıların yapaylıktan uzak günlük yaşamdan konularını ele almaları sanatçı ve alıcı arasında köprü kurmuştur. Fütürizm, Ekspresyonizm, Fovizm gibi sanat akımlarıyla birlikte Marcel Duchamp’ın hazır nesneleri ve Dada gösterileri sanatın metalaşmasına engel olan oluşumlardır. Sanat bu akımlarla birlikte alıcıya ve hayatın içine doğrudan dahil olabilmektedir.

     Zaman içerisinde sanata ve sanatçıya verilen değerin azalması, sanatçının geçim kaygısı, sosyal haklarının iyileştirilememesi çok ciddi sorunlara yol açmıştır. Sanatçı,  bu kaygılarla sanat üretmek yerine ihtiyaçlarını karşılayabileceği  fabrikasyon üretim tarzını yeğlemeye başladı.   Bu tercih, sanatçının yaşadığı bu korkunun temeli, aslında ihtiyaç değil lüks ürettiğini bilmesinden kaynaklanıyor. Sanat ihtiyacı ne yazık ki Marslow’un ihtiyaçlar piramidinde, en tepede yer alıyor. Bu yüzden insanlar için sanat ekmek, su kadar zaruri görünmüyor. Sanatçı ve alıcı arasında ki ilk diyaloğun oluşması şu şekilde gerçek gerçekleşmiştir. Akademi ressamları, 1863’te, Manet’nin çalışmalarını resmi bir sergi olan Salon’a kabul etmediler. Bunu izleyen kargaşa sonucunda, yetkili makamlar, jüri tarafından kabul edilmeyen tüm resimleri “Reddedilenler Sergisi” (Salon des Refuses) adıyla özel bir sergide sergilemek zorunda kaldı. Halkın da katılımıyla birlikte açılan serginin önemi, sanatçı ve alıcı arasındaki diyaloğun başlangıcı olmasıdır. Reddedilenler Sergisi’nde en dikkat çekici eser Manet’nin “Kırda Öğle Yemeği” adlı tablosu olmuştur. Sanatçı bilinci, üretiminin temel ihtiyaç olmadığı için, alternatiflerine kolaylıkla tercih edilebilir olduğunun farkında. Bir sanatçı ne kadar iyi olursa olsun, her beğeniye hitap etmesi söz konusu değildir. Bu kökleri bilinçaltına kadar uzanan korkuyu oradan kaldıramasak da kontrol altında tutmak, bu korkuyla yaşamanın bir formülünü bulmak yerinde olacaktır. Kopyalamak gibi özel bir amacınız yoksa etkilenme ve esinlenme sanatın vazgeçilmez bir parçasıdır. Kulağımızda yer etmiş “Usta - Çırak ilişkisi” kavramının temeli budur. Her sanatçı kendinden önceki sanatçılardan ve onların eserlerinden öğrenir ve beslenir Toplumların sanata olan ilgisi sanatçıyı var eden ve besleyen unsurların başında gelmiştir. Bu sebeple sanatçı, alıcı ve eser üçlüsü her dönemin önemli birer değişkenleri olmuştur. Ne zaman ki sanatçı ve alıcı arasındaki ilişki üretim ve tüketim sürecine dönüşmeye başlamıştır, o zaman eserlerde metalaşma tehlikesiyle karşılaşılmıştır. Günümüzde başka bir sanatçıya benzetilmek kimi zaman sanatçılar tarafından olumsuz karşılansa da, yüzlerce yıldır sanat üretiminin doğasında başka eserlerden etkilenmek hatta onları dönüştürmek olağan bir durumdur. Ya elim titrerse? Başkaları yaptıklarımı beğenmezse? Gibi düşünceler, sanatın oluşumunu engelleyecektir. Sanat  taklidin ötesine geçemeyecektir. Sürekli tekrar eden ezberden öteye gidemeyecek ve aslıyla birlikte ruhunu da kaybedecektir.

     Öyle görünüyor ki toplumlar kendi sanatçılarını, sanatçılar da kendi toplumlarını oluşturduklarına göre, sanatın en önemli paradigmaları alıcı, eser ve sanatçı üzerinden devam edecektir.  

 



Bu yazı 275 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
1626 Okunma
585 Okunma
326 Okunma
297 Okunma
177 Okunma
157 Okunma
148 Okunma
140 Okunma
137 Okunma
137 Okunma
128 Okunma
120 Okunma
1626 Okunma
585 Okunma
562 Okunma
544 Okunma
481 Okunma
421 Okunma
370 Okunma
360 Okunma
344 Okunma
344 Okunma
339 Okunma
326 Okunma
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
YUKARI