Örnek HTML sayfası Your Page Title escort bursa bursa eskort escort bursa Görükle Escort escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa alanya escort bayan antalya escort eskişehir escort mersin escort alanya escort bayan bodrum escort bayan havalimanı transfer
altıparmak escort çarşamba escort eve gelen escort gemlik escort görükle escort gürsu escort heykel escort inegöl escort iznik escort karacabey escort kestel escort masöz escort mudanya escort mustafakemalpaşa escort nilüfer escort orhangazi escort osmangazi escort otele gelen escort rus escort sınırsız escort üniversiteli escort whatsapp escort yıldırım escort
Bugun...


Beste BEKİR


Facebookta Paylaş









ZEZE'NİN YAŞAM DURAKLARI
Tarih: 02-07-2021 11:52:00 Güncelleme: 02-07-2021 11:54:00


     Jose Mauro de Vasconcelos'un 1968 tarihli eseri "Şeker Portakalı", en ünlü ve en çok satan romanıdır. Otobiyografik izler taşıyan kitap, 1920'lerin sonlarında Rio de Janeiro banliyösünden zavallı bir çocuk olan Zeze'nin çocukluğunu komik ve bazen dramatik bir şekilde tasvir eder. Yazarımız kendini onun bereketli hayal gücüne kaptırır, böylelikle çocukluk özlemleri doğrultusunda yeni bir dünya kurar ve büyük küçük her yaşta insanı heyecanlandırabilen bir şaheser yaratır.


     1968'de yayınlanan eser, Brezilya'da ve ülkemiz de dahil başka birçok ülkede büyük ilgi görür ve ciddi satış rakamlarına ulaşır. Hatta eser daha sonraki süreçlerde sinemaya, televizyona, çizgi romana ve tiyatroya da uyarlanır. Vasconcelos'un bu başarısı şans eseri kazanılmış bir başarı değildir; öyle ki yazarın kariyerini zirveye taşır. Onu 1960'ların sonları ile 1980'lerin ortaları arasında Brezilya'nın en popüler yazarlarından biri hâline getirir.


     Eser yayınlandığında, Brezilyalı edebiyat eleştirmenleri tarafından pek kabul görmez. Halk kitabı almak için kitapçılara koşarken, kurgusal sanat uzmanları Vasconcelos'un üslûbuna burun kıvırırlar. Yazar, onlara göre çok basit metinler, popüler karakterler, sağlıksız anlatılar, yerel bir dil ve abartılı derecede duygusal olaylar sunmaktadır. Çağdaş perspektiften bakıldığında ise bu tür eleştirilerin haksız olduğu ortaya çıkar. Bu kötü değerlendirmeler esasen popüler bir yazarın başarısını kabul edemeyenlerin önyargılarından kaynaklanmaktadır. Vasconcelos'un anlatımında kusur olarak gösterilen şeylerin, şu anda iyi bir anlatıda bulunması gereken nitelikler olması, bu durumun kanıtıdır. Edebiyat eleştirisinin bakış açısının zaman içinde nasıl bu kadar çok değişebileceğini görmek şaşırtıcı olsa da bu durum Vasconcelos için olumlu olmuştur, nitekim XX. yüzyılın en değerli yazarlarından birinin yeteneğine ilişkin büyük bir adaletsizliği ortadan kaldırmıştır.

     Rio de Janeiro'nun banliyösü olan Bangu'da Şubat 1920'de doğan Jose Mauro de Vasconcelos yarı Kızılderili yarı Portekizli bir aileye mensup olması dolayısıyla iki kültürün de izlerini taşır. Maddi sıkıntılarla boğuşan anne ve babası, onu daha iyi bir hayat sürebilmesi için zengin akrabalarının yanına Rio Grande do Norte'deki Natal'a gönderir. Yalnız başına kendini yetiştirmeye çalışması ve hayatla mücadele etmesi okuyucuya romanın ana karakteri olan Zeze'yi anımsatır. Ne de olsa Zeze, Vasconcelos'un çocukluğunu sembolize etmektedir. Dolayısıyla zihninde hâlihazırda var olan olayları
yansıttığı bu eseri yalnızca on iki günde yazmasına şaşırmamak gerekir.

     Şeker Portakalı'nda olaylar tahmin edilebileceği gibi 1920'lerin sonlarında Bangu'da geçer ve Jose Mauro de Vasconcelos tarafından Zeze'nin ağzından anlattırılır. Vasconcelos yani Zeze, beş yaşındayken son derece zeki, şakacı, hayalperest ve yaramaz bir çocuk olmasının yanı sıra Paulo ve
Estefania'nın dokuz çocuğunun sekizincisidir. Babası, iş bulamadığı için depresyonla karşı karşıya kalırken, annesi bir tekstil fabrikasında uzun saatler çalışmak zorunda kalır. Çiftin daha büyük çocuklarıise aile bütçesine yardım edecek durumda değildir; çünkü hiçbiri reşit değildir.

     Şeker Portakalı'nda en çok dikkat çeken ise Zeze'nin arkadaşlarıdır. Küçük portakal ağacıyla konuşmayı ve oynamayı seven çocuk, endişelerini, özlemlerini ve en mahrem sırlarını ağaca anlatır. Daha sonra şarkıcı ve sokak müziği satıcısı Ariovaldo ile arkadaşlık kurar ve arkadaşına tren vagonlarında ve şehrin sokaklarında eşlik etmeyi çok sever. Sonunda Zeze; yaşlı, zengin ve yalnız bir Portekizli olan Manuel Valadares ile arkadaş olur. Zamanla ikili birbirinden ayrılamaz hâle gelir. Dostlukları şefkat alışverişiyle şekillenir. Çocuk ve ihtiyar sırdaş olurlar.

     Zeze parlak zekâsıyla, yaptığı maskaralıklarla ve çocukluğa özgü sınırsız hayal gücüyle bile, hayatın sadece neşe ve oyundan ibaret olmadığını çok erken öğrenecektir. Zira hayat ölümleri, adaletsizlikleri ve telafisi mümkün olmayan birçok kaybı da içerir. Çocuğun erken olgunlaşması ve kontrolsüz kahkahaların ardından okuyucunun yüreğine dokunup gözünden yaşlar akıtması için insan varoluşunun doğasında var olan acıyı çekmesi gerekir.

     Eserin gördüğü ilgiye dayanarak yazar, çok geçmeden devamını kaleme almaya karar verir. Devam niteliğindeki "Güneşi Uyandıralım" adını verdiği kitabını ise 1974'te yazar. Beklendiği üzere bu eserde de anlatıcı-kahraman Zeze'dir. İki kitap arasındaki tek fark ise Zeze'nin bu kez on yaşında olmasıdır. Zengin vaftiz babasıyla Rio Grande do Norte'de yaşayan çocuk, kronik yoksulluğu geride bırakmasına rağmen yeni dramlarla yüzleşmek zorunda kalır.

     Devam niteliğindeki bir diğer kitap ise daha sonra yayınlanan "Delifişek" isimli kitaptır. Bu kitapta Zeze artık on dokuz yaşında bir delikanlıdır ve tıp fakültesine gitmektedir. Ama ne yazık ki tamamen farklı bir üslûpla kaleme alınan bu eser, üçlemenin ilk iki kitabı kadar beğenilmez ve okuyucuyu hayal kırıklığına uğratır.



Bu yazı 1132 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
YUKARI