Örnek HTML sayfası Your Page Title
Bugun...


Burak SERDENGEÇTİ


Facebookta Paylaş









VATANDAŞIN GARA ŞÜKRÜ
Tarih: 01-01-2021 11:11:00 Güncelleme: 01-01-2021 12:46:00


Zabın tarla tohumu 

Kaçıncı güz sonu asma yaprağını 

Hangi baharda çimleneceğini şaşırmış tohum. 

Kavli karar toprağını  

Ta cemaziyyel evvelden beri 

Aşağı çeşme harıl harıl akar 

Cıscıbıldak sulara atlayan Şükrü. 

Ana rahmi erkenci  

Gara Şükrü kucakta 

Boynunda halkalı sormuk şeker 

Yese bir türlü, yemese can çeker. 

Zeynep anam, kime yanam. 

Zeynep ana, 

Yana döne Hacerleşir Şükrü’ye su bulmaya. 

“Zem zem” der, durur. 

Öyle bir rivayet bilir.  

Oysa akar aşağı çeşme akar ki akar. 

Şükrü büyüdükçe kararır kundak bezi 

Yollara kepil kepil bakardı, nereye baktığını bilmeden. 

Kundağında ak toprak beleli 

Vatandaş’ın Gara Şükrü, 

Kaçıncı tokluğa şükrederdi! 

Çumralı çerçiden 

Akideli şeker, sormuk şekeri. 

Gittiği cenahtan gelinmez 

Kış günleri aşağı çeşme ılık suyu

Topuk delik, zamana

Iskat artığı soğukkuyu  

Harmandan harmana 

Kandil geceleri üşünmezdi 

Hangi bahar gelirse gelsin 

Acıyı kandil ne bilsin… 

Urba düzecek Vatandaş, pırtıcı Mucurludan. 

Yol yordam gidilmez, bilinmezdi, 

Çakır dikeni, deve çökerten. 

Ortak acıları çıkın yaptın kara üstüne 

Kaderi keder üstüne, yara üstüne, düğümledin. 

Bir çift lafı kiminle böleceksin? 

Ekmekten ve açlıktan gayrı sözü ne bileceksin! 

Üzümler karardı Gara Şükrü’nün 

Bıldır unuttuğu zaman, aldı götürdü sevinçlerini. 

İki omzunda övendire sırığı, uçları kova bağlı 

Kara üzüm, kara yazgı dolu kovalar. 

Yol, yırtık filketeli karalastik 

Her adım, la havle vela’lı 

Git gel üç kilometre 

Omzunda batmanlık kovalar. 

İner kalkar boyun belalı. 

Vebil kaderî tarikatı bu 

Mezar ihatesi kısır döngü, önü dik bayır, 

Geçip giden yol bilmez. 

“Ho ho” der sığır çobanı, ortalık çimen çayır. 

Bağ komşusu emmioğlu 

Traktör zırılar, yol tozlu duman. 

Üstelik horanta dolu gülücük 

Yalandan selamlar. 

Olmaz olsun böyle komşuluk 

Yıkık gönüllerin yanında kararan kara gözler, 

Kim bilir, kim bilmez vebali. 

Kara pekmez, kara pekmez 

Baht oldun, karar dur. 

Aşağı çeşme güz günü soğuk akar 

Zemheride donar. 

Bağ komşusu öşür bilmez, hâl bilmez 

Kara gün üstüne. 

Her yıl, bu yıl da 

Kim kime yanar! 

Kovalar salkım salkım dökülür 

Kader yazması. 

Paragraf başı aşağı çeşme 

Tarla tapan kara üzüm, 

Kader ipi kopsun iki gözüm. 

Ilgıt ılgıt eser yeller 

Haziran kükürdü kara üzüm üstüne 

Üstelik kara kader musallat 

Vebil kaderî tarikatı Şükrü’nün dilinde. 

Ağalar, beyler kararmasın yerine 

Sen; bulgur pilavı, yanına kara üzüm hoşafına 

Adını duymadığın taamları 

Keyiften gerine gerine 

Alın terini yerler, içerler. 

Bir bardak soğuk ayrana hasretsin 

Yol gözlediğin, teskere beklediğin 

Gez, göz, arpacık üstüne. 

Muharrem Ertaş bozlağı sular aşağı çeşmeyi 

Kartal kanadına tutunmuş Çilehane’den 

İner gider Kızılöz’e kadar. 

“Sanki sam yelisin estin bağrıma, 

Soldurdun bağımda gülümü kader!” 

Eski cami hezenleri bozular 

Ak üstüne kara yazılar, 

Vebil kaderî tarikatı 

Yazma kader, yazma 

Adı üstünde Gara Şükrü. 



Bu yazı 3191 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
YUKARI