escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan istanbul escort istanbul escort istanbul escort vtunnel
Bugun...


Çelebi ÖZTÜRK


Facebookta Paylaş









ŞİİRİN BİLİNMEYEN GÜCÜ
Tarih: 02-04-2018 12:44:00 Güncelleme: 02-04-2018 14:52:00


       Bugüne kadar pek çok şair ve eleştirmen şiir hakkında değişik görüşler ileri sürmüşlerdir. Bu görüşlerin hemen hepsi farklı dil, anlatım ve görüşlerle açıklanmış olsa da şiiri tanımlar. Yapılan değerlendirmelerin farklılığı şiirin zenginliğinden kaynaklanır. Ufku, zengin dili, imge ve çok boyutlu zaman ve mekânların genişliği şiire derinlik katar. Anlamını zenginleştirir. Gücünü artırır.

       Şiir eyleminin odağında sadece insan olduğunu düşünmek şiiri dar kalıplar içine hapseder. Şiiri daha geniş boyutlara uzanan bir el gibi düşünmek gerekir. Zamanı ve mekânı aşan, bütün canlı cansız varlıkların bulunduğu evrene hükmeden bir güç gibi düşünmek gerekir. Aksi hâlde şiirin bir anlamı, insan duygularına hükmedecek bir gücü kalmaz.

       Şairin, şiirdeki duygu ve düşüncelerinin ulaşabildiği mekân maddi olarak imkânsız gibi görünür ama şiir yoluyla uzanabildiği âlemi gösterir. İnsan, elini gökyüzüne uzatıp yıldızlara dokunabilir mi? Şiir yoluyla meleklere bile ulaşmak mümkün! En kutsal mekânlara, en büyük şahsiyetlere ulaşmak, kimi zaman yermek, kimi zaman övmek mümkün. Birkaç sihirli sözle insanları etkilemek, büyük işler başarabilmek mümkün. Tarihi sallamak, tarihe yön veren insanlarla alay etmek, kimi zaman küçümsemek, hiç tanımadığınız mekânlar da aklın tahayyül edemeyeceği girişimlerde bulunmak mümkün.

       Şiir dünyanın sesidir. Hayatın kendisidir. Şair, yaşanılan dünyayı şiirleştirmektedir. Bunlar şiirin gücünü gösterir. Bu güce ulaşabilmek için sadece içinde yaşadığınız hayatı değil, hiç görmediğiniz hayatları, bilmediğiniz ve tanımadığınız dünyaları hayal süzgecinden geçirerek tanımak zorundasınız.

       Şiir, gücünü hayatın bizzat içinden alır. Cemal Süreya bir yazısında şöyle der: “Hayatın güncelliğidir, hayatın gazetesidir şiir.” Şiir, güçlü olabilmek için dünyayı için de barındırmak, şair de tanımak zorundadır. Bu nedenle şiir dünyaya kafa tutan, bazen eleştiren, bazen yargılayan, bazen seven, bazen öven muhalif bir öğedir. Yani bir aynadır. Aynaya baktığında gerçeği göremeyenler hüsrana uğrar. Halktan kopuk ve sadece şairinin anladığı şiir dili, kuş dilidir!

       Cemal Süreya şöyle diyor: “Tarih, insan değişimlerinin ayıklayıcı bir öyküsüyse, şiir de bileşik bir anlatımıdır.”

       Şiirin ulaşamadığı hayal dünyası yoktur. Ulaşamadığı güç de yoktur. Ufkunuz da taşıyamayacağınız, hayalini bile tasavvur edemeyeceğiniz serüvenleri şiir yolculuğunda yaşamanız mümkündür. Şiir de algı farklıdır. Anlaşılabilen bir şiir kimi zaman gizemli yolculuğu heyecanlı kılar ve farklı algılar oluşturur. Kimi zaman da mutlu serüvenlere yelken açmanızı sağlar. Okuyucuya hiçbir şey ifade etmeyen şiirin gücü yoktur.

       Şiir de kitlesel iletişim gücü vardır. Buna işlevsel güç de denilebilir. Bireyleri ya da toplumları ayağa kaldırabilir. Bunlara önderlik yapabilir. Dadaloğlu, Pir Sultan Abdal, Nesimi gibi ozanlar, Nazım Hikmet, Necip Fazıl Kısakürek ve yakın tarihimizin usta şairi Mehmet Akif Ersoy gibi şairler bunlardan birkaçı. Burada belirtmediğimiz pek çok şair ve ozanlar, dönemlerinde kitlesel hareketlere neden olmuşlardır. İşte şiirin kitlesel iletişim gücü bu örneklerden görülebilir.

       Buradan şunu söylemek mümkündür. Hangi dönem de olursa olsun insanların kalbine direk etki eden, algı oluşturan ve düşünceleri harekete geçiren tek sanat şiirdir. Çünkü şiir, boş sözlerin sanatı değildir. Günlük konuşma dilinden farklı bir dili vardır. Bu da onun işlevini artıran ve kuvvetlendiren bir unsurdur. Ahlaki ve dinsel öğütler, kahramanlık, sosyo-kültürel olaylar, tabiat olayları, aşklar, sevgiler, yerme, övme şiir diliyle mükemmel ve etkili bir şekilde anlatılır. Dinleyenleri etkiler. Duyguları doruğa çıkartır ve düşünceleri allak bullak edebilir.

Dünyayı kuşatıp insanları şaşkınlığa sevk eden bir şiir, gücünü kelimelerin gizemli yolculuğundan, duygu ve düşüncelerin anlatımında kullanılan tekniğin büyülü tuzağından, tarihi, kültürel ve sosyal yaşamın içinden alır ki bu gücü oluşturan kitlesel öğe canlı cansız varlıkların bizatihi kendisidir. Yani yaşanmışlığın ta kendisidir. Bu nedenle şiir hapsedilemez. Şiirin anlatımı, duygu ve düşünceleri kabından taşmak ister. Çünkü şiir özgürlük demektir. Güçlü şiir, kullanılan dil kalıbıyla özgürlük arayışını tamamlar. Bireysel, sosyo-kültürel, tarihi, felsefi, edebi ve estetik olarak güçlü şiir, bugün yaşananları yarına taşıyan önemli bir yapısallığa sahiptir. Kaynak niteliğindedir. Bu da güçlü şiirin evrenselliğini ortaya çıkarır.

ANMA!

Bu arada çok kıymetli ağabeyim, dostluğundan her zaman onur duyduğum kıymetli şair Burhanettin Akdağ (Udî Burhan Siyahî)’ın aramızdan ayrılışının 6. yıl dönümü… 25 Mart 2012 tarihinde aramızda sessiz sedasız ayrılan kıymetli şairin kendi gibi kıymetli bir eseri üzerinde bir inceleme yapmıştım. Bu kıymetli insanı rahmetle anıyorum. Allah Celle ve Celalüh mekânını cennet eylesin. Mağfiretiyle muamele eylesin.

 

 



Bu yazı 1327 defa okunmuştur.

musa karatekın / 06-04-2018 07:35

Güzel yazı. cok begendim hocam.



FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
YUKARI