Bugun...


Çelebi ÖZTÜRK


Facebookta Paylaş









BİR GARİP ORHAN VELİ
Tarih: 03-08-2018 09:56:00 Güncelleme: 03-08-2018 09:56:00


       Orhan Veli, ilk şiirini Varlık dergisinde yayınladı. 1936 - 1942 yılları arasında Varlık'ın yanı sıra İnsan, Ses, Gençlik, Küllük, İnkılâpçı Gençlik dergilerinde şiirleri ve yazıları yayınlandı. Pek çok şiirinde Mehmet Ali Sel mahlasını kullandı. Melih Cevdet Anday ve Oktay Rıfat ile Garip akımının öncülüğünü yaptı. Türk şiirindeki gelenekçi eski yapıyı temelinden sarsacak yenilik getirdi. 36 yıllık yaşamında şiir, hikâye, deneme, makale ve çeviri türünde birçok  esere imza attı.

       Orhan Veli’nin sanat yaşamı üç bölümde incelenebilir. Garip öncesi, Garip dönemi, Garip sonrası. Garip öncesi Halk Edebiyatından yararlandığı görülür. Şiirlerinin ilk örneklerinde Halk edebiyatının etkisi büyüktür. Hece ölçüsüyle yazdığı şiirlerinde Halk Edebiyatına özgü motiflerin varlığı dikkat çeker. Garip öncesi şiirlerini hece ve aruz ölçüsü ile yazan şairin, sarma ve çapraz kafiyeli dörtlüklerden oluşan şiirler yazdığı görülür. Halk Edebiyatı nazım şeklini kullandığı Masal ve Uyku isimli koşma tarzında iki şiiri vardır. Ancak bunlar duraksız yazılmıştır.    

       Orhan Veli, 9, 10, 11, 12, 14, 15’li mısralarla duraksız hece vezniyle şiirler yazmıştır. 7 ve 8’li hece vezni ile şiir yazmayan şair, Halk Edebiyatında çok az kullanılan 9 ve 10’lu hece vezinlerini kullanmıştır.     

        Orhan Veli, kurallı şiir yazmayı bıraktıktan sonra gündelik yaşamı içine alan ürünler vermeye başladı. Kafiyeyi ilkel, mecaz, teşbih ve mübalağa gibi edebi sanatların gereksiz olduğunu söyledi. Bu dönem eserlerinde inandığı gibi yazmaya başladı. Günlük yaşantı içinde halk dilini, sıradan insan yaşantılarını, şiirleriyle ilgili kendisine yönelik eleştirileri konu edindiği ürünler verdi. Aşk ve cinsellik konusuna yer verdi. Şiirlerinde çocukluk duygusuna da yer veren şair, hayatı seven bir insandır. Bu özelliği şiirlerine de yansımıştır.   

       Şiirlerinde ele aldığı konular, halk diliyle ve deyimleriyle oluşturduğu yeni şiir anlayışı, ondaki tekniği azaltmış, hatta yok denecek kadar zayıflamasına neden olmuştur. Bu nedenle şiirleri basit ve şiir sanatından uzak görülmüştür.                      

       Garip akımına öncülük ettiği arkadaşları ile birlikte 1941 yılında çıkardığı Garip isimli seçki, aynı zamanda bu akımın savunması anlamına gelir. Bu kitapta kendisinin ve akıma öncülük eden Melih Cevdet Anday ve Oktay Rıfat’ın Garip akımının izlerini taşıyan şiirleri yer alır.       

       Türk şiirine yenilik getiren şair, konuşma dilini ve halk deyimlerini kullandığı için yadırgandı. Eleştirildi. Alaya alınan şiirleri nedeniyle küçümsendi.         

       Orhan Veli, Garip isimli kitabın önsözünde şöyle der; “Şiir, bütün özelliği söylenişinden olan bir söz sanatıdır. Yani tümüyle anlamdan oluşur. Anlam insanın beş duyusuna değil, kafasına seslenir. Bir gün gelecek şiir yalnızca kafayla okunacak. Edebiyatta böylece yeni bir yaşama kavuşacak.” Bu düşünce ile şiirde vezni, edebi sanatları, burjuvaziliği, eski biçime bağlılığı, duygusallığı reddetmektedir.

       Çok ilginçtir ki, yıllar sonra fikirleri değişir. Garip sonrası dönem olarak adlandırılan bu dönemde Sait Faik Abasıyanık’ın Garip’teki şiirlere atfen “Şimdi o şiirleri beğenir misiniz?” sorusuna şu cevabı verir:

       “Şimdi onları beğenmiyorum. Şekil bakımından zayıf buluyorum. Şiirin bir de ustalık denen şeye dayandığını o zaman bilmiyormuşuz demek. Bugün bu şiirlerden ayrıldık. Halk edebiyatından istifade ediyoruz. Ama bir hamle yapabilmek için, eskilikten silkinebilmek için o şiirleri de yazmak lazımdı.”       

       Sait Faik onun için;”Üzerinde en çok durulmuş, zaman zaman alaya alınmış, zaman zaman kendini kabul ettirmiş, tekrar inkâr, tekrar kabul edilmiş, zamanında hem iyi, hem kötü şöhrete ermiş bir şair” olduğunu söyler.                                 

       Orhan Veli, konuşma diliyle, halk deyimleriyle, edebi sanatları, kafiye ve ölçüye uymayarak reddetmesiyle ve günlük yaşantıyı şiire taşıdığı için ağır eleştirilerle karşı karşıya kalmasına rağmen kendisinin de söylediği gibi belki o şiirlerin yazılması gerekiyordu. Böylece Türk şiirinin canlanmasına neden olmuştur.        

       Garip denen Birinci Yeni akımının öncülerinden Orhan Veli, şiirdeki biçim ve duygusallığa karşı çıkar. Şiirlerinde söyleyiş güzelliğini öne çıkarır. Şiirin özgür yazılması gerektiğini savunur.    

       Orhan Veli, şiirde konuyu genişletti. Konuşma diliyle şiirler yazdı. Savunduğu ve bu düşüncenin ürünü olan şiirleri tepki aldı. Şiirlerinde kullandığı dil, eserlerini Halk edebiyatına yaklaştıran bir unsurdur. Bütün şairler gibi gelenekten faydalanmıştır. Ancak geleneğin özelliklerini şiirlerinde tekrara düşmeden ustaca kullanmıştır. Orhan Veli, şiirleriyle halka seslenmiştir. Basit, halk diliyle yazdığı şiirlerinde bir derinlik vardır. Şiirlerinde bir bütünlük vardır. Şair, zamanla estetik kaygısına düşmüştür. Kelimelerle düşünmek gerektiğini anlayarak bundan yararlanmıştır. Konuşma diline diyalog yoluyla ulaşmış, halk deyimlerini şiirlerinde kullanmıştır. “Karnım tok sırtım pek / İki gözüm iki çeşme.” gibi. Halk deyimlerini şiirlerinde değiştirmeden kullanan Orhan Veli, kolaycılığa kaçtığı şeklinde eleştirilmiş, o ise bunları malzeme olarak gördüğünü söyleyerek kullanmaya devam etmiştir.     

       Konuşma dili ve Halk Edebiyatından aldığı deyimlerle kendisine malzeme oluşturan şair, şiirlerinde bunları işlemek yerine kullandığı bu malzemelere şiirin bütünlüğü içinde bir anlam kazandırmıştır.        

       Onun şiirlerinde türkülerin, tekerlemelerin, manilerin etkisi görülmekle birlikte, saz şairlerinin etkisi yok denecek  kadar azdır. 

       Orhan Veli’nin şiirleri incelendiği zaman, hece vezni ile serbest şiirin imkânlarından faydalanarak yeni bir  metod ortaya koyduğu anlaşılacaktır.          

       Orhan Veli, dilde başarılı olmuş bir şairdir. “Nasrettin Hoca Fıkraları” isimli manzum eseri için Ahmet Hamdi Tanpınar şöyle demiştir: “Şurasını da söyleyelim ki, Orhan, daima zevkli kalmış, hattâ cür’etlerine bir çeşit çocuk saflığı katmasını bilmiştir. Hoca Nasreddin Hikâyelerinin, La Fontaine tercümelerinin ve diğer Fransız şâirlerinden yaptığı tercümelerin başarısı dilin bir damarını bulduğunu gösterir.”

       Orhan Veli sürekli arayış içinde olan, kendini yenilemeye çalışan bir şairdir. Bu nedenle edebiyat hayatı inişli çıkışlı bir seyir izler. Oktay Rıfat bu hali için;”Orhan, Fransız şairlerinin birkaç nesillik şiir macerasını kısacık ömründe yaşadı. Türk şiiri onun kalemi sayesinde Avrupa şiirleriyle atbaşı geldi” ve “Birkaç neslin belki arka arkaya başarabileceği bir değişmeyi o birkaç yılın içinde tamamladı.” Sözleriyle ifade etmiştir.

       Orhan Veli’nin düşünce farklılığı şiirimiz için bir zenginliktir.

 

Kaynaklar:

1-       Orhan Veli, Bütün Şiirleri, İstanbul, 1959

2-       Orhan Veli, Garip, İstanbul, 1941

3-       Bezirci, Asım (1991), Orhan Veli: Yaşamı, Kişiliği, Sanatı, Eserleri, Altın Kitaplar Yayınevi,

4-       Ahmet Hamdi Tanpınar, edebiyat Üzerine Makaleler, Haz. Zeynep Kerman, İstanbul, 1969

5-       Halman, Talât Sait (14 Kasım 1975), "Orhan Veli'nin edebiyatımıza katkıları ve şiirlerindeki yenilik boyutları", Milliyet Sanat Dergisi.

6-       Taşçıoğlu, Yılmaz (2004), Türk Şiirinde Bir Garip Adam: Orhan Veli Kanık, Beykoz Belediye Başkanlığı Yayınları.



Bu yazı 1347 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
YUKARI