Bugun...


Çelebi ÖZTÜRK


Facebookta Paylaş









EDEBİYAT - TARİH İLİŞKİSİ
Tarih: 02-12-2019 10:55:00 Güncelleme: 02-12-2019 10:55:00


       Türk Tarih Kurumu’nun güncel Türkçe sözlüğünde edebiyat şöyle tanımlanıyor:

       Olay, düşünce, duygu ve hayallerin dil aracılığıyla sözlü veya yazılı olarak biçimlendirilmesi sanatı, yazın.

       Aynı sözlükte tarih hakkında şu bilgi veriliyor:

   1. Toplumları, milletleri, kuruluşları etkileyen hareketlerden doğan, olayları zaman ve yer göstererek anlatan, bu olaylar arasındaki ilişkileri, daha önceki ve sonraki olaylarla bağlantılarını, karşılıklı etkilenmeleri, her milletin kurduğu medeniyeti inceleyen bilim.

   2. Bir konuyu geçmişi ve gelişimi içinde inceleyen anlatı.

       Edebiyat bilimiyle uğraşan yazar olayı anlatırken kurgulamak zorundadır. Kişileri ve karakterleri olayların örgüsüne göre kişilerin üzerine oturtmak ve böylece bir gerçeklik yaratmak zorundadır. Hikâye kurgu olsa bile o eserin okunmasını sağlayacağı gibi uzun yıllar hafızasında yer edinecektir. Tarih biliminde böyle bir zorlama yoktur. Tarihçi araştırır ve olayı yazar. Tarihçi, araştırdığı konuyu yazarken edebiyat biliminden yararlanır. Tarihçi herhangi bir olayı veya şahsiyeti anlatırken edebiyatın edebi kollarından azami ölçüde yararlanarak anlattığı olaya ilginin artmasını sağlar. Edebiyat, tarihi sevdiren önemli bir etkendir.

       Edebiyatçılar da, tıpkı tarih bilimi ve tarihçilerin yaptığı gibi geçmiş bir olayı roman, hikâye, makale tarzında yazabilir. Edebiyatta ele alınacak kişinin tarihi bir şahsiyet olması önemli değildir. Hatta sıradan bir insan da anlatılabilir. Edebiyatçı için önemli olan ele alınan konudur. Edebiyatçı o konuya kendi edebi kültür hazinesinden zenginlik katar, renklendirir ve okuyucunun unutamayacağı bir eser ortaya çıkarır.

    “Tarih bilimi veya tarihçi, genelde insanlığın, özelde toplumların geçmişte karşı karşıya kaldığı önemli olayları ayrıntısına girmeden konu edinir. Edebiyat ise, daha çok tarihin anlatmadığı sıradan kişi ve olaylarla, bunların bıraktığı izlerin ayrıntılarıyla ilgilenir.”[1]

       Edebiyat sadece sanat değildir. Edebiyata sadece sanat gözüyle bakmak, onun bilimler arası ilişkilerini görmezlikten gelmektir. Bu nedenle edebiyat aynı zaman da bilimsel inceleme ve çözümlemeyi de içinde barındırır. Bu da edebiyatın bilimsel yönünü ortaya çıkarır. Bu bilimsellik edebiyata tarihi bir misyon yükler ve ona da edebiyat tarihi deriz.

       Peki, edebiyat tarihi nedir? Yine Türk Tarih Kurumu’nun güncel Türkçe sözlüğüne bakalım:

  1. Bir bilim kolunun türlü konuları üzerine yazılmış yazı ve eserlerin hepsi, literatür.
  2. Bütün edebî hareketleri ve dönemleri, yazarları, şairleri, dil ve üslup özelliklerini açıklayan bilim dalı veya kitap, yazın tarihi

       Edebiyat tarihi sadece bir eseri incelemekle yetinmez, aynı zaman da eserin yazıldığı döneme ait kültür öğeleri hakkında da bilgi verir. Bir yazarın yaşadığı dönemin genel olayları ve kültürü hakkında yüzyıllar sonra bile bilgi sahibi olabiliriz. Yazarın duygu ve düşünceleri, olayları yorumlaması, kurgulaması aynı zaman da yazarın iç ve dış dünyaya bakışını da yansıtır. Böylece eserin yazıldığı döneme ışık tutar. Bir anlam da,  geçmişle günümüz asında bağ kurar. Geçmişin izini günümüze taşımak edebiyat tarihinin görevidir. Bu misyon, tarih bilimiyle arasında ilişki kurulmasını sağlar.       

     Her milletin kendine has kültürü vardır. Tarihin her döneminde yeni kültür öğeleri ortaya çıkmış olmasına rağmen, eski kültür öğeleriyle iç içe yaşamaya devam etmiştir. Bir dönem kapandığında yerine kurulan yeni dönem de oluşan kültür, geçmişiyle birlikte ozanlar, şairler, yazarlar ve düşünürler tarafından sözlü ve yazılı olarak devam ettirilmiştir. Her dönemin kendine has yaşam tarzı, alışkanlıkları, doğum, ölüm, kurban, kutlama vs. ritüelleri edebiyat tarihinin incelemesiyle günümüze kadar gelmiştir. Edebiyat tarihi, geçmişe ait izleri günümüze kadar taşımıştır. Bu nedenle her iki bilim arasında yakın ilişki vardır.

     Edebiyat ile tarihin birbiriyle yakın ilişkisi olmasına rağmen günümüzde tarih okuyan öğrencinin edebiyatı sevmemesi, edebiyat okuyan öğrencinin de tarihi sıkıcı bulması gibi şaşırtıcı bir durumla karşılaşıyoruz. Günümüz de kendisine şair ve yazar diyenlerin Türk Tarihi ve edebiyatını incelememesi, felsefe ve diğer bilim dallarından herhangi bir kitabı okumadan tarih ve edebiyat alanlarında ahkâm kesmeleri şaşırtıcı değil mi? Her iki bilim dalını tanımadan ne şiir yazılabilir, ne de nesir. Tavsiyemiz bol bol okumaktır.

 

[1] Yrd. Doç. Dr. Kemal Erol. Tarih - Edebiyat İlişkisi ve Tarihî Romanların Tarih Öğretimine Katkısı.  Dil ve Edebiyat Eğitimi Dergisi, Yıl 2012, Cilt: 1, Sayı: 2, S. 60.



Bu yazı 354 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
201 Okunma
133 Okunma
117 Okunma
117 Okunma
104 Okunma
90 Okunma
85 Okunma
82 Okunma
81 Okunma
74 Okunma
70 Okunma
56 Okunma
292 Okunma
288 Okunma
276 Okunma
232 Okunma
229 Okunma
215 Okunma
215 Okunma
208 Okunma
205 Okunma
202 Okunma
201 Okunma
198 Okunma
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
YUKARI