Bugun...


Çelebi ÖZTÜRK


Facebookta Paylaş









EY SEVGİLİ!
Tarih: 01-10-2019 12:09:00 Güncelleme: 01-10-2019 12:09:00


Deniz kenarındayım.

 

İnce kumlara bedenimin günahını, mavi suya ruhumun saflığını bıraktım!

 

Gökyüzü parlak. Aynı zamanda temizliği simgeleyen bir renkte. Elimi kana bulamadan, ruhumu kirletmeden gökyüzündeki o temizliğin içinde kendimi aramalıyım. Düşüncelerimin tüm hoyratlığını atmalıyım üzerimden. Saf ruhumla temizliğin neresinden tutunursam orada kalmalıyım.  Hiç çekinmedim, hiç bıkmadım. Ne kadar zaman geçerse…

 

Engin maviliğin içine atmalıyım kendimi. Beyaz bulutların arasında güvercin gibi takla atarak beklemeliyim. Bulutların arasında görmeliyim ruhumu. Uçan bir kuş, kanatlı beyaz bir melek olmalıyım.

 

Damarlarına kahpelik mayası bulaşmış hainlerden adım adım kaçmalıyım. Ya da birer birer onları terk etmeliyim. Aynı havayı solumamalıyım, ynı cadde de gezmemeliyim, aynı rüyaları görmemeliyim. Çamura bulanmış hayallerden kurtulmalıyım. Pembe hayallerden de soyutlamalıyım kendimi. Mavi ve beyaz renklerin içinde kendimi bulmalıyım. Gri düşüncelerin pençesinden kendimi soyutlamalıyım. Hiç usanmadan, hiç bıkmadan o engin renklerde kendimi bulmalı ve onlarla bütünleşmeliyim.

 

Bedenim yorulduğunda o renkler beni tutmalı. Ben onları nasıl ki saatlerce izledim, onlarda bana yaklaşmalı ve benim ruhuma işlemeli. Beni içine çekmeli. Derinliğinde kucaklamalı. Hayran hayran izlediğim mavi, beni derinliğinde kucaklamalı. Sevgiliyi kucaklar gibi beni sarmalı. En derininde beni misafir etmeli.

 

Düşüncelerimi okumuş gibi mavi dalgalar coştu. Beni izliyor, gözleri biraz buğulu. Kuş kadar hafif yüreğim şimdi. Ruhum gökyüzünde özgürce kanat çırpıyor. Mavinin coşan ruhuyla gelip beni almasını bekliyorum. Nasıl gelir, ne yapar merak içindeyim. Kızgın mı, yoksa sakin mi gelir? Belki bir sille vurur ensemden ya da ayaklarıma, belki yavaş yavaş çeker içine ve beni en derin yerinde misafir eder! Belki sevgili gibi sarar beni ya da ana gibi kucaklar.  Mavi derinliğinde hülyalarıma kavuşturur belki. Bu düşüncelerimle kucaklaşacağım. O beni sarsın, bende onu sevgili gibi kucaklayacağım. Onunla bütünleşeceğim. Mideme kadar onu hissedeceğim. Ona doyana kadar ve içim onunla dolana kadar yutacağım.

 

Mavi ve onun kokusu salyalarımla ağzımdan akıp gidecek…

 

Maviyi bekliyorum oturduğum yerden. O bana gelsin, ben ona bedenimi teslim edeceğim. Kavgaya tutuşmuş iki hasım gibi karşılamayacağım. Gelişini seveceğim. Beni kucaklayışını seveceğim. Tüm arzularımla kucak açacağım ona. Tutkuyla ağzıma girişinden zevk alacağım. Midem de köpük olup gerisin geri akıp gidişini de o kadar üzüntüyle seyredeceğim.

 

Öğleden sonra, sıcak bir gün...

 

Bir ihtimal, bu düşünceler içinde maviyi seyrederken beni yakalayacak. Ona yönelen bakışlarımın arasında tüm sıcaklığıyla beni yutacak. O geldiğinde kumsala uzanmış bekliyor olacağım. Saçlarım, ellerim, ayaklarım kum tanecikleriyle dolacak, kulaklarıma dolacaklar. 

 

Ey sevgili! Mavi, seni getirecek, kokunu tadacağım. O derinlikte seni göreceğim. Sesini belki duyamam, engelleyecekler. Yüzüm kum tanecikleriyle dolacak ve gözlerimi tamamen kapatacak. O derinlikte ruhum coşacak. Dalgalar saçlarımı okşayacak. Senin dokunduğun gibi dokunacak bana. Ha-zan yaprağına dönmüş zayıf ve cılız bir yaprak gibi solgun bir şeklide savrulacağım bir kenara. Belki kum tanecikleri gibi uçuşurum havada.

 

Ey sevgili! Sesini getirecek olan rüzgârdan kaçıyorum. Senin olmadığın bu kentten vize aldım sana gelmek için! Mavinin derinliğinde sana kavuşacağım. Seni kucaklayacağım.     

 

Küçücüktüm hayatın içine balıklama daldığımda. Çıkamadım içinden, daldığım gibi öylece kaldım. Gözlerim açıktı sevgili… İçine tükürdüğümün dünyasına daldığımda gözlerim açıktı. Ellerim dibe batmıştı bileğime kadar. Ayaklarım havada, dalgaların her vuruşunda sağa sola sallanıyorlardı. Birkaç saniyelik bir ömür… Birkaç saniyelik bir mavilik… Birkaç saniyelik senle kucaklaşma. Birkaç saniyede uzak diyarları önüme koydum; ne varsa içinde tek tek hesaplaştım! Okuduğum tüm kitapların sayfalarını yeniden karıştırdım. Tanıdığım insanları yeniden tanıdım. Yavaş yavaş bıraktım kendimi; mideme kadar inmiştin. Saçlarımı okşuyordun.

 

Ey sevgili! Aşk çarpması iki defa öldürmez. Aşk dokunmaya görsün, bir defada işi bitirir!

        



Bu yazı 184 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
YUKARI