Örnek HTML sayfası
Bugun...


Çelebi ÖZTÜRK


Facebookta Paylaş









KÜLTÜR VE SANATTA DAYATILAN YERLİ AHLAKSIZLIK
Tarih: 01-06-2020 10:32:00 Güncelleme: 01-06-2020 10:33:00


Hasan Canat kültür ve sanata dair çok sayıda yazı kaleme aldı. Milli ve manevi alanda kültür-sanat çalışması yapanların engellendiğini belirterek eleştirdi. Buna sessiz kalan ilgili makamlar da eleştirilerden nasibini aldı. Peki, bu eleştiriler ilgili makamlara ulaşıyor mu? Türkiye’nin en çok takip edilen eğitim, edebiyat, kültür-sanat ve düşünce internet haber sitesi olarak, hatta dünya sıralamasında da yükselişimiz devam ederken tevazu göstermeyeceğim, yayınlarımızın herkese ulaştığını söyleyebilirim. Peki, ne yapılıyor? İşte bu soru önemli.

 

Ben de bu yazımda yerli kültür adı altında topluma pompalanan yerli ahlaksızlığa dikkat çekmek istiyorum. Zira kültür ve sanatımız her geçen gün yozlaşıyor. Millet olarak yerli kültürümüzü dışlıyoruz ve birbirimize yabancılaşıyoruz. Öğrencilik yıllarımızda kültür emperyalizmi konulu seminerlere katılır, bu konularda tartışmalar yapardık, şiir, makale ve denemeler yazardık. Millet olarak gelişmişliği yabancı milletlerin kültüründe arayanlara karşı çıkardık. Tarihsel ve toplumsal gelişmede zengin maddi ve manevi değerlerimizin olduğunu, bu zenginliğimizin gelecek kuşaklara aktarılmasında hata yapma lüksümüzün bulunmadığını savunurduk. Millet olarak tarihi bir zenginliğe sahibiz. Çağlar öncesinden Türk Milletine özgü yaşamın kültürel unsurları günümüze kadar gelmiştir ve bugün övündüğümüz kaynaklarımız ne yazık ki yavaş yavaş erimeye başladı. Olayları, kavramları, yaşantıları, eğitim, kültür ve sanat öğelerini akıl süzgecinden geçirerek eleştirme yeteneğinden kopan, kendine özgü düşünce yeteneğini geliştiremeyen,  doğduğu günden itibaren ailesinden, okuldan ve çevresinden edindiği bilgileri değerlendiremeyen bir toplum oluştuğunu görmek ne kadar düşündürücü ise, o kadar da acıdır.

 

Kur’an’dan kendini soyutlayarak kafasına göre bir din algısı oluşturanların olaylara ve kavramlara bakış açısı o kadar fakir ki! Hz. Peygamberin hadisleriyle verilen örneklemeler o kadar samimiyetsiz ve dar kalıplar içinde fikirler ileri sürüyorlar ve yaptıklarıyla öyle çelişkiler taşıyorlar ki. Dini ticarileştirenler, ahlaksızlıklara dinden örnekler veren akılsızlar gerçek dini adeta toplumun gözünden kaçırmaya ve asıl konuların görülmesini ve doğru anlaşılmasını engellemeye çalışıyorlar. Asıl amaçları şan, şöhret, para, zengin ve güçlü olma hırsı olan bu zavallılar rüzgâr yön değiştirdiği zamanda rüzgârın yönüne göre kıvırtabiliyorlar! Hâlbuki Kur’an, insanların kültürüne, sanatına, çevresel ilişiklerine kadar sosyal yaşantılarını düzenleyen hükümler ihtiva eder, zamanı ve mekânı yoktur. Tüm zamanlarda insanlığa doğru yolu gösteren Kur’an’ın özünden kopmanın sonucu olarak bugün yaşadığımız olayları şaşkınlıkla izliyoruz.

 

Öğrencilik ve gençlik yıllarımızda batı ahlaksızlığını sürekli eleştirir ve ne kadar düzgün bir toplum olduğumuzu, kültürümüzü ve sanatımızı övüne övüne anlatırdık. Peki, bugün bize ne oldu da milli kültürümüzden koptuk? Bize ne oldu da milli ve yerli sanatımızı icra edemiyoruz? Artık batı ahlaksızlığından söz edemiyoruz. Çünkü ahlaksızlığımız batıyı aratır oldu! Kültürümüz ve sanatımız ruhumuzu cendereye alıp bizi boğar hâle geldi. Sorguladığınız zaman ünlü simaların yaşantılarının, olumsuz tavır ve davranışlarının toplumu ahlaksızlığa sevk ettiğine dair eleştiriler duyarsınız. Magazin dergilerinin ve medyasının topluma pompaladığı olumsuz fikir ve düşüncelerin milli kültürümüze zarar verdiğini sık sık duyarız. Taciz, tecavüz, hırsızlık ve yolsuzluk vakalarındaki artışın meşru gösterilmeye çalışıldığı, reklamlarla iki saate yakın süren televizyon dizilerindeki kimin eli kimin cebinde olduğu belli olmayan aile dizilerinin, içkili ve şiddet dolu sahnelerin, açık saçık görüntülerin, küfürlü sahnelerin ve saydığım kötü unsurları barındıran eğlence programlarının özellikle yeni neslin ruhi ve bedeni gelişimindeki olumsuz etkilerinin, onların milli ve manevi kültürlerinden uzaklaştırıldığının farkına kimse varamıyor. Devletin yetkili organları da bunun farkında değil, çünkü başka işlerle meşguller! Aklınıza ilk olarak RTÜK gelebilir. RTÜK ne iş mi yapıyor? O, kendi içindeki tartışmalardan ve haber kanallarına ceza kesmekten millete dayatılan yerli ve milli ahlaksızlığı göremiyor!

 

Televizyon kanallarındaki magazin programlarına şöyle bir bakın; kültür ve sanata dair haber bulamazsınız. Kim kiminle çıkıyor, kim nerede eğleniyor, kim ne zaman çocuk doğuracak, kim ne zaman boşanmış, bu haberlerle ilgileniyor. Yani Kur’an’ın şiddetle reddettiği dedikoduculuk “haber” adı altında milletin şuur altına pompalanıyor. İnsanı öldürmeyi reddeden Allah’ın emri, insanların bilinçaltına “öldürün” şeklinde zerk ediliyor. Eşcinsellik gibi ahlaksızlığı, eşini aldatmayı (zinayı) haram kılan ve yasaklayan Allah’ın emirleri televizyon programlarıyla “normal ve doğalmış” gibi insana adeta tavsiye ediliyor. Bu ahlaksız yaşantılar insanlara “yapın” diye öğütleniyor. Bilmem hangi sanatçısının ne yaptığından bize ne? Bizi neden ilgilendirsin. Eğer kültür ve sanat üzerine güzel çalışmalar yapılmışsa, toplumu eğiten, bilgilendiren kültür ve sanat çalışmalarıyla tarihimize, milli kültürümüze ışık tutmuşsa ne güzel, o zaman biz de bu çalışmaları kabullenir ve takdir ederiz. Dedikodu, gıybet, hasetlik, fesatlık, hırsızlık, yolsuzluk, homoseksüellik, fuhuş, kumarbazlık, zina, öldürme vs. konulu filmlerin ve programların bizim hayatımıza, kültür ve sanatımıza katabileceği hiçbir değer yoktur. Olsa olsa toplumu milli benliğinden, kültür ve sanatından uzaklaştırır. Bunların modernleşme, çağdaşlaşma, kültür-sanat ve özgürlük gibi kılıflarla halka pompalanmasının özel bir amaca hizmet ettiğinin farkına bile varılamıyor. Kendi insanlarımızın eliyle yerli ahlaksızlık yaygınlaştırılıyor. Burada Türk Milli sinemasının gelişmesine büyük katkıları olan rahmetli Yücel Çakmaklı’yı ve halen aynı çizgide filmler çekerek milli kültürümüze hizmet eden yönetmen Mesut Uçakan’ı anmadan geçemeyeceğim.

 

Bireyin hayat felsefesi yerli ve milli kültür öğeleriyle dolu olduğu zaman başkalarına özenmez. Ruhsal çöküntü içinde olan çürümüş zihniyetin sözlerine, davranışlarına, yaşantısına ve bunlar tarafından ortaya konulan film ve diğer kültür sanat çalışmalarına takılmaz, aldanmaz. Allah’ın, Kur’an-ı Kerim’de “akletmeyecek misiniz? Düşünmeyecek misiniz? “ şeklinde insanları düşünmeye sevk eden emirlerini dikkate alarak, Allah’ın emrettiği gibi okuyan, araştıran, sorgulayan, Allah’tan korkup sakınan, düşünen, vicdanlı, akıl sahibi, kültürlü, milli ve manevi değerlerine bağlı ve saygılı, dürüst aydın insanların bugünkü dayatmalara karşı üzgün ve kızgın olduklarını, çaresiz bir şekilde devletin el atmasını beklediklerini özellikle belirtmek istiyorum. Bu insanlar, sinemalar da, televizyonlar da, magazin dergilerinde ve kültür ve sanat programları vs. adı altında sunulan yalan ve ikiyüzlü programların, sahtekârlıkların, ahlaksızca empoze edilmeye çalışılan kültürün, bozguncuların, samimiyetten uzak her türlü etkinliklerin boğucu yoğun etkileri altında eziyet çekiyorlar! Buna rağmen bilinçli, insanlara karşı saygılı, toplumun kültür ve sanat öğelerini akıllıca kurgulayarak bireyi bilgilendirmeyi hedefleyen yararlı kültür ve sanat programlarına duyarlı, sahiplenen ve takdir eden engin görüşlü insan olduklarını ve toplumumuzda bunların çok olduğunu biliyorum. Biz de biliyoruz ki, milli kültür ve sanat şuuruyla yapılan programlar, faaliyet ve etkinlikler toplumu yüceltir. Bireyleri bilinç düzeyi yüksek kişi haline getirir, bireyi açık fikirli yapar, kendi tarihine, kültürüne, sanatına karşı saygılı olmayı ve öğrenmeye açık insan hâline getirir, araştırıcı olmasını ve sorgulayıcı olmasını sağlar.

 

Yerli kültür ve sanatımızla yapılan yerli ahlaksızlığa eleştiri yönelten STK’ların “ahlakçı!” kesildiklerini özellikle belirtmek istiyorum. Günlük sosyal ve iş yaşantılarında yapılması ahlaken ve dinen uygun görülmeyen davranışları sergileyen “ahlakçı bireyler” ne yazık ki, sadece eleştiriyorlar. Biz de eleştiriyoruz ama en azından eleştirimizi sadece sözlü olarak değil, aynı zaman da yazınsal olaraktan yetkililerin dikkatine sunuyor ve bu konuda acilen önlen alınması gerektiği hususunda dikkatlerini çekiyoruz. Sinema, tiyatro ve edebiyatta milli kültür ve sanatımızın kolayca işlenebilmesi için düzenlemeler yapılmalıdır. Maddi ve manevi olarak teşvik edilerek desteklenmelidir. “Hamili kart”larla teşvik ve destek yapılmamalıdır. Kültüre, sanata ve edebiyata hiçbir değer katmayan eserlerin önü kesilmelidir. Eserlere teşvik verilmesine karar veren komisyonların doğru kararı verip vermedikleri de bu kapsamda denetlenmelidir.

 

 

 



Bu yazı 3070 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
614 Okunma
587 Okunma
551 Okunma
534 Okunma
515 Okunma
498 Okunma
487 Okunma
456 Okunma
418 Okunma
246 Okunma
243 Okunma
217 Okunma
2558 Okunma
2433 Okunma
2218 Okunma
2173 Okunma
2168 Okunma
2140 Okunma
2009 Okunma
1909 Okunma
1906 Okunma
1853 Okunma
1830 Okunma
1759 Okunma
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
YUKARI