escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan istanbul escort istanbul escort istanbul escort vtunnel
Bugun...


Çelebi ÖZTÜRK


Facebookta Paylaş









MAUNA KEA VE KADIN!
Tarih: 31-05-2018 21:05:00 Güncelleme: 31-05-2018 21:05:00


       Kadın denildiği an akan sular durur.

       “At, avrat, silah” üçlemesi erkeğin yiğitliğini, namını ve namusunu anlatmak için birlikte kullanılır. Her Türk’ün tartışmasız en önemli özelliğinden biridir. At ve silah yiğidin namusudur. Yiğitliğin ölçüsüdür. Avrat (kadın) ise bunların üstündedir. Bu özellikten hiçbir şekilde taviz verilemez. Onun için silah kuşanılıp ata binilir ve düşmanın üzerine yürünür. Onun için çekilmeyen tetik, verilmeyen can, nal izi bulunmayan toprak yoktur. Onun için milletler birbirine girmiş, nice canlar verilmiş, nice devletler batmıştır.

       Bu kadar mı? Elbette değil… Nice Türk kavimlerinin otağında Bey’in yanında yer alan kadın, yönetim de ve savaşlar da söz sahibi olmuştur. Bey savaşta olduğu zaman kadın yönetime vekâlet etmiştir. Kadın Osmanlı da da önemli bir yere sahiptir. Kimi zaman devlet işlerinde, kimi zaman şehzadelerin eğitiminde, kimi zaman saray idaresinde büyük etkileri olmuştur.

       Ama kadının en önemli yeri şüphesiz kalplerde edindikleri yerdir. Karacaoğlan gibi pek çok halk şairinin şiirlerinde yerini almış; kimi zaman güle benzetilmiş, kimi zaman ince belli diye tarif edilmiş, kimi zaman kalem kaşlı, kimi zaman zeytin karası gözleriyle şairin aklını başından almıştır. Kimi zaman “süzme bal”a, kimi zaman da “petekteki bal”a benzetilerek övülmüştür. Bu nedenle kadın aynı zamanda şairi gönülden konuşturandır. Osmanlı döneminden itibaren kadın üzerine o kadar çok yazılar yazılmış ki. Hatta Avrupa’da bile kadınla ilgili edebiyat ürünleri ortaya çıkmıştır. Acem edebiyatında yazılı ve sözlü geleneklere uygun olarak kadın, şiirlerde, destanlarda, hikâyelerde, romanlarda yerini almıştır. Kimi zaman ana olarak, kimi zaman sevgili olarak…

       Bugüne kadar kadın dendiğinde titremeyen bir kalp görülmemiştir.  Kadını anlatan, kadını işlemeli bir nakış gibi çizen, onu duygularıyla resmeden bir kalem daha icat edilmemiştir. Kadın yazılamaz. Kadın anlatılamaz. Kadın çizilemez. Bütün kalemler bundan acizdir. Bu acziyet sadece şairleri mahcup eder.

       Kadının büyüklüğü karşısında titremeyen kim var? Kadın dendiğinde düşünemeyen kim var? Kadın dendiğinde korkmayan kaç yürekli insan var?

       Şair, kadının ihtişamını Everest’e benzetirken, onun ayaklarını Ağrı’ya, orta yamacını Kaf Dağı’na, tepesini Mauna Kea’ya benzetir.  Kadın bu kadar yüce, bu kadar ulaşılmaz, bu kadar yüksektir. Ona ulaşmak, dünyanın en yüksek dağı olan Mauna Kea’nın tepesine ulaşmak kadar zordur. Ona ulaşmak isteyen her şeyi göze almalıdır. O dağlar ne yüksek ve ne kadar asaletliyse, kadın da o kadar asaletlidir. Onun düşüncelerini okumak zordur. Onu anlamak, ona ulaşmak, ona dokunmak bir hayaldir. Ve belki sonu ölümdür. Belki sonu vezirlik, belki de rezilliktir.

       Ömür törpüsüdür kadın. Onu anlayabilir ve okuyabilirsen yavaş yavaş dokunur ve en yükseğine çıkabilirsin. Aksi halde eteğinde bir böcek gibi çırpınır kalırsın.

       Kadın dendiğinde Anadolu’da her şey durur! Nefesler tutulur, kalpler heyecandan atar, gözler kör, kulaklar sağır ve dil lâl olur. Bir kadını okumak, karmaşık bir labirentten çıkmaktan daha zordur. Kadın, satranç oyunu gibidir. O izin verdiği kadar yaklaşabilirsin, o izin verdiği kadar oynayabilirsin. Bu nedenle kadın vardır asaletli, kadın vardır belirsiz! İster asaletli, ister ahlaksız diye düşünün, ister fahişe ruhlu, ister kıskanç, ister haset, ister kindar… Olumlu olumsuz bütün örnekleri bir kadın bünyesinde barındırabilir. Ve erkek bunu anlayabilmek için Mauna Kea Dağı’nın zirvesine çıkmış olmalıdır. Çünkü bir kadını okumakla eşdeğerdedir o zirve. Bir kadını okumak bu kadar zor ve güçtür.



Bu yazı 1045 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
YUKARI