escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan istanbul escort istanbul escort istanbul escort vtunnel
Bugun...


Durdu GÜNEŞ


Facebookta Paylaş









GEÇTİ BOR’UN PAZARI
Tarih: 01-09-2018 14:59:00 Güncelleme: 01-09-2018 14:59:00


     Namdar Rahmi Karatay (1896-1953) felsefeci ve şair. Konya, Bursa liseleri ile Gazi Eğitim Enstitüsünde felsefe öğretmenliği yapmış. Şiirlerini “Geçti Bor’un Pazarı” isimli kitapta toplamış.

     Yazdığı bir yazının o dönemde çıkan Bal Arısı isimli bir dergide yer alması ve dergiyi Karatay’ın çıkardığı sanısıyla öğretmenlikten ihraç edilmiş. Kamuda çalışanların yetersizliklerini, riyakarlıklarını, dalkavukluklarını görmüş onları hicvetmiştir. Dalkavuklarla ilgili şu beyiti dikkat çekicidir.

“Bir kapıya kul olursan her işin asan olur
Efendinin her azarı en büyük ihsan olur.”

     Şiir kitabının ismine konu olan “Geçti Borun Pazarı” isimli şiirin hikayesini şöyle anlatır:

     “1933 baharında, Bursa’da bir takım arkadaşlarla bir sinema matinesine gitmiştik, karşıda Emir Sultan’ın servileri görünüyordu. Bilmem yıllarca süren hayal kırıklığının etkisiyle midir, aklıma bir beyit geldi:

“Selvi gibi ümitler döndü birer iğdeye
Geçti Bor’un pazarı, sür eşeğini Niğde’ye”

     Dedim ve bunu sinemanın karanlığında sigara paketinin arkasında tamamladım. Ertesi gün bu mizahi manzume bir yıldırım hızıyla yayıldı. Bir arkadaş bunu tape ettirerek “Akbaba”ya göndermiş. Meğer milletin bir yarasına dokunmuşuz.”

Başta kavak yelleri estiği günler hani?
Umduğumuz neşeler, şerefler, ünler hani
Beklenilen alaylı, şanlı düğünler hani

Servi gibi ümitler döndü birer iğdeye
Geçti Bor’un pazarı sür eşeğini Niğde’ye!
**
Sende cevher varmış, onu herkes ne bilsin?
Kimler böyle züğürdün huzurunda eğilsin?
Şöyle bir dairede müdür bile değilsin

Ne çıkar öğrenmişin mesahası (piy) diye
Geçti Bor’un pazarı sür eşeğini Niğde’ye!
**
Bilmem ki, ne olmaktı senin gayen, maksadın?
Fare gibi kitaplar arasında yaşadın
Ne dans ettin eğlendin ne sevdin kız, kadın

Kim dedi hey serseri gençliğine kıy diye 
Geçti Bor’un pazarı sür eşeğini Niğde’ye!

(Piy:Oyun, düzen)

     Karatay iki yüzlülüğün, kalleşliğin acısını yaşamış “Karaman’ın Koyunu” isimli şiirde şöyle demiştir:

El oğlunu bilmezsin o ne hinoğlu hindir,
Pamuk gibi görünür, granitten çetindir,
Arkandan kuyu kazar, dibi yoktur derindir,

Açılma eloğluna anlamadan soyunu
Karaman’ın koyunu sonra çıkar oyunu
**
Ne tilkiye eğri bak, ne de kurtlarla yarış,
Ne etlisinden bahset, ne sütlüsüne karış,
Ağzını açık korlar senin sonra bir karış,

Nene gerek elin üç keçisi beş koyunu
Karaman’ın koyunu sonra çıkar oyunu

     Haksız yere makamlara gelenlere ve bu konuda toplumun buna çanak tutmasına yönelik tavrını bir hicivle şöyle dillendirmiştir:

Pehpehler, pohpohlarla çok itleri at yaptık,
Uçurduk ta göklere alkıştan kanat yaptık,
Hiç yoktan başımıza koca saltanat yaptık,

Üstüne çul vursanız, it onu kanat sanır,
Eşeğe gem vurmayın, kendisini at sanır.

     Makama gelince kendini farklı görenlere “Sizinki tatlı can da bizimki patlıcan mı?” diye sorar:

Sizler de bizdendiniz, ne çabuk ayrıldınız?
Her biriniz en yüce yerlere kayrıldınız,
Kiminiz doğruldunuz, kiminiz eğrildiniz,

Böylece zevk içinde yaşarsınız yalan mı?
Sizin ki tatlı can da bizimki patlıcan mı?
**
Süründük bu kadar yıl, Aydın’da, Muş’ta, Van’da
Kahve gibi kavrulduk, dövüldük bu havanda
Bizler arılar gibi çalıştık bu kovanda

Balı, kaymağı sizin, bize acı soğan mı?
Sizin ki tatlı can da bizimki patlıcan mı?

     Karatay, dünyanın düzenine isyan eder. Bunun mutlaka hesabının olacağını, haksızlık yapanlara şiiriyle şöyle seslenir:

Her çağında böyle midir bu dünyanın düzeni?
Eloğlu bak yutturuyor lüfer diye sazanı,
Millet bir gün zora gelip kaldıracak kazanı,
Seyreleyin siz o zaman devrileni, sızanı

Ey dünya sen ne maskara, ne dönek bir acunsun
Al kaşağı, gir ahıra yarası olan gocunsun.

     Karatay, hayatın bozuk düzeniyle baş etmenin zorluğunu alaya alır. “Giden Ağam, Gelen Paşam” isimli şiiriyle ironik bir şekilde şöyle dillendirir.

Yalnız bizi soymuyorlar
Hiç kimseyi kovmuyorlar
Milyonlara doymuyorlar
Bağırsak da duymuyorlar

İşte sacım, işte maşam
Gelen ağam giden paşam
**
Duyacaklar görecekler,
Başa çorap örecekler,
Kızıp beni sürecekler,
Defterimi dürecekler

Nasıl kızam, nasıl coşam?
Giden ağam, gelen paşam.

     İnsanların geçmişte yaşadıklarını öğrenmek, bir çok derdin toplumsal kronik bir rahatsızlık olduğunu düşündürüyor. Bu sadece bizim toplum için mi yoksa evrensel bir durum mu olduğunu bilmiyorum. Bildiğim şu ki dertler yönünden çok istikrarlıyız geçmişte ne varsa bu gün de var.

     Namdar Rahmi Karatay ruhun şadolsun. Her ne kadar acılar yaşamışsan da sana acı çektirenlerin tabutları çürümeden isimleri unutulmuştur. Ama senin sadan gökkkubbede çınlıyor. Gönüllerde yaşıyorsun.

 



Bu yazı 670 defa okunmuştur.

SİBEL UNUR ÖZDEMİR / 04-09-2018 06:27

Güzel bir yazıydı. Beğeniyle okudum. yüreğinize sağlık.



FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
YUKARI