escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan eskişehir escort istanbul escort istanbul escort şişli escort izmit escort istanbul escort fatih escort escort kayaşehir escort konya vtunnel
Bugun...


Elif YAVAŞ


Facebookta Paylaş









CEMAL SÜREYA’NIN SOYADI TARTIŞMASI
Tarih: 01-08-2018 13:27:00 Güncelleme: 01-08-2018 13:27:00


    Türk Edebiyatımıza yolcu olalım ilginç anılarla ve Cemal Süreya konuğumuz olsun. Cemal Süreya’nın Şairin hayatı şiire dâhildir.” sözü gerçekten de özel hayatını şiirleri ve soyadına bile bir bütün hâlinde dâhil etmiştir. Bir romanı, öyküyü, şiiri yahut başka edebî türleri irdelerken özel hayatları da önemlidir şair ve yazarların.

     Asıl adı Cemalettin Seber’dir. “Cemal Süreyya” ismini tercih etmiş, şiirlerinde de öyle bilindi ilk başta. Sonrasında ilginç bir iddia uğruna soyadındaki çift “Y” ünsüzünden biri düşer ve son hali: “Süreya” olur. Tek “Y” harfi olunca klavyemizde bile hata uyarısı veriyor kelimemizi yazarken. Cemal Süreya ve Tomris Uyar çiftinin ortak çalışmalarına rastlarız. İkisinin ortak Türkçe çevirisi olan Fransız yazar Antoine de Saint-Exupery’nin ‘KÜÇÜK PRENS’ adlı kitabını tüm dünya tanır. Küçük Prens’i okudunuz mu? Büyük küçük herkesin elinden ve dilinden düşmeyen eserdir. Bir çocuğun gözünden dünyayı anlatıp büyüklere mesaj verir kitap. İlginçtir yazar ve şairlerin hayatları. Cemal Süreya ile sohbetimize devam edelim.

     Süreya’nın kitaplarını yakan eşi karşısında, sanatçımızın öfkesinin yükselmesine eminim ki siz kitapseverlerim hepiniz şairimize hak vermişsinizdir. Yeşil zeytinli börek istediğinde “gibisi olmayan yâr” diye ilân ettiği ortaokul aşkı biricik eşi Seniha Nemli: “Peynirli börek bilirim, olmaz” deyince hanımefendi suratına tokadı yiyivermiş. Daha tokadın şokundan çıkamadan da bir başka şok! Cemal Süreya jiletle bileklerini kesmektedir. Kendisinin hanımlar karşısında çok sert bir karakterde olduğu söylenir. Hepimizin birçok yerde okuduğu, kendisinin de gözlemlerden esinlenerek basit dilde kaleme aldığı bir şiiri var anımsarsanız. O şiirle biraz gerginliği yumuşatalım:

                                 

“Durakta üç kişi
Adam kadın ve çocuk

Adamın elleri ceplerinde
Kadın çocuğun elini tutmuş

Adam hüzünlü
Hüzünlü şarkılar gibi hüzünlü

Kadın güzel
Güzel anılar gibi güzel

Çocuk
Güzel anılar gibi hüzünlü
Hüzünlü şarkılar gibi güzel” 

     - Cemal Süreya-

     Güzel anılar gibi hüzünlü, hüzünlü şarkılar gibi güzel… Son beyit duyguların ağır bastığı, can damarı mısralar olsa gerek.  Cemal Süreya’nın soyadındaki “Y” harfinin yok oluş hikâyesi tartışılmış yıllarca.

    “Üvercinka” adlı ünlü kitabı güvercin kanadından kısaltılarak elde edilmiş bir sözcük: (G)üvercin ka(nadı). Bilmece gibidir meşhur adamlar, şiirsel ruh yapılarının altında sır gibi yaşanmışlıklar barınır. Barışa, aşka dayatmaya dönüktür Üvercinka şiiri. Soyadının hikâyesi bir rivayette şöyledir:

     “Elma” şiirinde, adındaki “Y” harflerinden birini attığını ilân eder şairimiz. Sebebi; kendi anlatımına göre, arkadaşıyla bir telefon numarası üzerine iddiaya girmesi ve iddiayı kaybetmesidir. O anı üzerine Cemal Süreya: “O zaman çok güvenirdim belleğime. Telefon numaralarını falan kaydetmezdim. Belki de kaydetmediğim için kalırdı. ‘İsmimden bir harf atarım.’ dedim. Kaybedince ismimde harf aradım, iki tane olandan birini (yani “Y” harfi) atmak daha uygun geldi.” diye açıklamış.

    Asıl bomba haber farklıdır, bu yaşanmış olayla büyük bir bomba patlar. “Y” harfinin öyküsü, değişik versiyondan yorumlanınca bambaşkadır. Hepimizin edebiyat kitaplarından okuyup az çok duyduğu o ayrıntıyı kendi dilimce aktarayım:

     “Cemal Süreya ve Sezai Karakoç üniversitede sınıf arkadaşıymış ve sınıflarında 'Muazzez Akkaya' isminde bir de kız varmış. İkisi de bu kızı gizliden gizliye severlermiş. Sınıfta gün boyu aynı kıza duydukları ilgiyi birbirlerine anlatırlarmış. Hatta Muazzez'e yazdıkları şiirleri birbirlerine okurlarmış. Sonra bu aşk, zamanla kızışmış ve birbirlerine “Ben elde ederim, sen edersin” derken “Kim elde edecek?” diye iddiaya tutuşmuşlar. “Kaybeden büyük bir bedel ödeyecek.” demişler. “Ve bu bedel ömrü boyunca üzerinde kalacak. Bedene fiziksel bir zarar olmayacak.” diye de karar kılmışlar.” (Bu kısma kadar ilginizi çekti mi?) Ve sonunda soyadlarını değiştirmeye gelmiş olay.


* Cemal Sürey(Y)a kazanırsa; Sezai Karakoç'un soyadı: 'Karkoç' olacak.

* Sezai Kar(A)koç kazanırsa; Cemal Süreyya'nın soyadı: 'Süreya' olacak.

 

     Yani Sezai Karakoç Bey soyadındaki ‘A’ ünlü harfinden, Cemal Süreyya Bey de soyadındaki çift ‘Y’ ünsüz harfin birinden vazgeçecektir bu anlaşmaya göre. Kim kazandı dersiniz? Sizce “Karkoç” mu oldu, “Süreya” mı oldu iki ünlü şairimizin soyadları?

Tahmin ettiğiniz gibi sonuçta kızı Sezai Karakoç kazanır ve onu elde eder. Cemal Süreyya da gidip 'Y' harfinin birini atar soyadından. İşte Süreyya'dan Süreya'ya geçiş dönemi böyle olmuştur.

       Ya sonra? O esrarengiz hanım ne olmuş?

     Muazzez Akkaya, Sezai Karakoç'un kendisi ile bir iddia sonucu çıktığını öğrenir. Biraz da sorunları olan Muazzez bunu kaldıramaz ve okulu bırakır, memleketi olan Geyve'ye gider. Sezai Karakoç bu duruma çok üzülür ve Muazzez Akkaya'ya ithafen “MONA ROSA” şiirini yazar. Şair Karakoç 1950 yılında Mülkiye'de öğrenci iken yazmıştır bu şiiri ancak 2002 yılına kadar yayımlanmamıştır. Şiiri o kadar yıl boyunca ne kadar geç kalmış, değil mi? Elli yıl beklemeye değer bir şiir onun kalbinde. “MUAZZEZ AKKAYAM” şeklinde 14 kıtadan oluşan upuzun şiirin her mısra başı büyük harflerle bu şifreli baş harflerden oluşuyor. İnceleyince fark edeceksiniz.

     Cemal Süreya'nın okuma tutkusu çocukluğunda başlamış. O günleri şöyle anlatır: "Bizim çocukluğumuzda her kitabı bulamazdık. Bunun için elime ne geldiyse okudum. Hatta sokakta kese kâğıdı ve gazete bulurduk, içinde roman varsa okurduk."Televizyon ve internetin yaygın olmadığı çok eski yılları dillendiren büyüklerimizi dinlerseniz manavlardan eline geçen karikatürlü kese kâğıtlarını okuduklarını ve o yokluk döneminde bunlarla ne kadar mutlu olduklarına şahit olursunuz. Hele ki külâh şeklinde gazete kâğıdı içine bardakla ölçülüp sokağa satılan günebakan çekirdekleri, eski çocukların koleksiyon kâğıdı olmuştur.

     Cemal Süreya’nın en bilinen eserleri: Üvercinka, Göçebe, Beni Öp Sonra Doğur Beni, Güz Bitiği.
 

     Türk Dili ve Edebiyatı derslerinin vazgeçilmez konusudur ‘Süreya’ ve ‘Karkoç’ atışmasını iddiası. Edebiyatımızın bu iki ünlü adamının enteresan ve gerçek hatırasıdır. Şair ve yazarları toplumdaki sıradan insan grubundan farklı kılan özellikleri böyle şaşırtır insanı. Eğitim Fakültesinde öğretmenlik alan bilgisi ve kitap inceleme derslerimizde bu konuyu çok istekli olarak araştıran bir kız arkadaşımızdan dinlemiştik hikâyeyi. Dersine çalışıp da gelen, işin ucunda not olunca daha hazırlıklı gelen genç öğretmen adayları sayesinde insan çok bilgi edinip eksiklerini fark ediyor.

     Güzeldir okumak ve araştırmak. Hayata bakış açımız yelpaze gibi açılır ve o anda o insanın dünyasına yolcu oluruz. Cemal Süreyya’dan Cemal Süreya’ya…. Aslında aynı kişiden bahsedip aynı şiiri yudumladık lâkin hayat hikâyeleriydi durumu farklı kılan. Her insanın ayrı bir yaşamöyküsü yer alır ve zihinlerde farklı senaryolar doğar.

20 Temmuz 2018 – Cuma

20 Temmuz 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 44. Yılı.

* Kıbrıs Türkü’nün Özgürlüğe Kavuştuğu Gün

Başta Bülent Ecevit, Necmettin Erbakan, Rauf Denktaş ve Kıbrıs Şehitlerimizi Saygıyla Anıyorum.

 

KAYNAK: www.turkedebiyati.org | Türk Dili ve Edebiyatı Dersleri Kaynak Sitesi


 



Bu yazı 572 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
YUKARI