Bugun...


Elif YAVAŞ


Facebookta Paylaş









RESİM SANATINDA BEDRİ RAHMİ EYÜBOĞLU
Tarih: 01-06-2019 16:00:00 Güncelleme: 01-06-2019 16:00:00


Resim sanatı deyince aklıma hemen Türk sanatçılarımızdan Bedri Rahmi ile Abidin Dino gelir. Bazen sevgiliye hitapta Yeşilçam filmlerinde bile: “Karadutum, çatal karam, çingenem…” kelimeleri kulağınıza alışık gelmiş olabilir film izlerken. Irk ve renk ayrımı yapmaktan yana değilim elbet, Çingene kelimesi sonradan çıkan kanunla Roman olarak bilindi ve kimseyi rencide etmemek adına Roman filmleriyle de çok gülüp eğlendik kimi zamanlar. Şair Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun “Karadut” şiirini sunuyorum sizlere, uzun bir şiir diye en başından bir kısmını paylaşmak istedim:

 

                   KARADUT

 

Karadutum, çatal karam, çingenem
Nar tanem, nur tanem, bir tanem
Ağaç isem dalımsın salkım saçak
Petek isem balımsın a gülüm
Günahımsın, vebalimsin.

 

Dili mercan, dizi mercan, dişi mercan
Yoluna bir can koyduğum 
Gökte ararken yerde bulduğum 
Karadutum, çatal karam, çingenem 
Daha nem olacaktın bir tanem 
Gülen ayvam, ağlayan narımsın 
Kadınım, kısrağım, karımsın.

 

  • BEDRİ RAHMİ EYÜBOĞLU -

 

     Peki, kimdir Bedri Rahmi Eyüboğlu? Resim ve şiirleriyle kendisini ve sanatçımızın yurt dışına yaptığı çalışmaları araştıranlarınız oldu mu? Resim sanatını ve yakın dallarını sever misiniz bilmiyorum. Şahsen bir alanda yetenekli değilsem çabalamak uğruna mücadele etmişimdir, kimse anasının karnından ressam/sanatçı doğmuyor sonuçta. Elimden hiçbir şey gelmezse ve vaktim dar ise en azından resim sergisi, resim galerisini ziyaret ederim. Üniversite yıllarımda da vakit bulunca bana eşlik eden olmazsa kendi başıma belediye tiyatrolarına, vizyondaki filmlere, etkinliklere, festivallere katılmaya çalışırdım. Balıkesir’de Eğitim Fakültesindeki öğretmenlik stajım bitince de ebru, karakalem, mandala, seramik, dolgu oyuncak bebek yapımı (amigurumi), filografi, hüs-i hat (güzel yazı sanatı) gibi dallara merak sarmıştım ve çoğu kursumu da geçerli onaylı belgeler ve eserlerimle tamamladım.

     Resim tablolarıyla dünyaca ünlü Pablo Picasso’nun eserlerini yorumlamak da zordur mesela. Picasso hayattayken tablolarına pek bakan olmazken sanatçımız ölünce eserleri paha biçilmez, dudak uçuklatan fiyattan sunulmuş. Türk sanatçılarımızdan Abidin Dino ve Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun el emeği çalışmalarını da çok severim. Sulu boya, yağlı boya yahut hangi türde çalışma olursa olsun usta bir elin emeği ile fırçası dokunmuşsa tuvalde muhteşem iz bırakır. İlköğretim yıllarımda takvimlerden kesip çoğalttığım hoş ve minicik bir Abidin Dino albümüm vardı. Onun elinden çıkan yağlı boya tablo resimlerinin görsellerini elimde yedek olan not defteri boyutundaki fotoğraf albümümde biriktirmiştim. Bedri Rahmi’yi de şiirlerinde tanıdım ilerleyen yıllarımda. Picasso’nun en bilinen ve karmaşık resimlerine Uludağ Üniversitesi (Bursa) İktisadi ve idari Bilimler Fakültemizdeki koridor duvarlarında rastlardık ve kendimizce yorumlardık. Dikkatli incelerseniz Picasso’nun görsellerinde bir adam gözü, gözün içinden fırlayan bir burun ve diğer göze yandan bakınca sanki o yok gibi. Kadın siması ile koyun yüzü iç içe yahut üçgen burun ve dikdörtgen ağız ile tamamlanan, tıpkı bir bulmacayı andıran ona ait canlı resimlerini yorumlamak herkese göre değişir. Kübik, geometrik resimlerin bazılarına Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun çizimlerinde de rastlarsınız. Şairimizin Karadut şiirine ait resim tablosu da vardır, inceleyip yorumlamak size kalsın. Önce Bedri Rahmi Eyüboğlu’nu tanıyalım isterse. Hazır mısınız?

     BEDRİ RAHMİ EYÜBOĞLU: “1911 yılında Görele'de doğdu. Ailesinin beş çocuğundan ikincisidir. Trabzon Lisesi'nde okurken 1927'de bu okula resim öğretmeni olarak atanan Zeki Kocamemi'nin öğrencisi oldu. Onun derslerinin etkisi ve okul müdürünün özendirmesiyle 1929'da İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi’ne (şimdi: Mimar Sinan Üniversitesi) girdi. Burada Nazmi Ziya ve İbrahim Çallı'nın öğrencisi oldu. 1930'da eğitimini bitirmeden ağabeyi Sabahattin Eyüboğlu'nun yanına Paris'e gitti. Orada André Lhote'un yanında resim çalıştı. Daha sonra evleneceği Rumen asıllı eşi Eren Eyüboğlu ile de burada tanıştı. 

     Yurda döndükten sonra 1934'te D Grubu'nun dördüncü sergisine otuz resmi ile katıldı. İlk kişisel sergisini de aynı yıl Bükreş'te açtı. 1934'te katıldığı Akademi’nin diploma yarışmasında üçüncü oldu. Bu derece ile mezun olmak istemediği için bir yandan diploma yarışmasına yeniden hazırlanırken bir yandan da bir süre Çerkeş Demiryolu yapımında çevirmenlik yaptı, Tekel Genel Müdürlüğü'nde çalıştı. 1936'daki diploma yarışmasında Hamam adlı kompozisyonuyla birinci oldu. Aynı yıl Moskova'da düzenlenen Çağdaş Türk Sanat Sergisi'ne katıldı. 1937'de Cemal Tollu'yla birlikte Akademi'nin Resim Bölümü Şefi Léopold Lévy'nin asistanı oldular. Bedri Rahmi birçok ressamın katıldığı CHP'nin kültür programı çerçevesinde resim yapmak için 1938'de Edirne'ye, 1941'de de Çorum'a gitti. Bu dönem resimlerinde köy manzaraları, köy kahveleri, faytonlu yollar, iğde dalı takmış gelinler gibi Anadolu'ya özgü görünümler egemendir. 

     1940’lardan sonra duvar resimlerine yöneldi. İlk duvar resmini 1943'te İstanbul'da, Ortaköy'deki Lido Yüzme Havuzu için yaptı. 1947'de İstanbul'da özel bir atölye ve galeri açtı. 1950'de Ankara'da sanatının o güne kadarki bütün dönemlerini kapsayan bir sergisi düzenlendi. Bedri Rahmi aynı yıl bir kez daha Paris'e gitti ve İnsan Müzesi'nde (Musée de I'homme) ilkel kavimlerin sanatını inceledi. Bu incelemeleri 'güzel'in aynı zamanda 'yararlı' da olabileceği, 'yararlı' olmanın 'güzel'in gücünü eksiltmeyeceği düşüncesine ulaşmasına yol açtı. Bu düşünce ise onun bundan sonraki sanat görüşünü tümüyle etkiledi, yönlendirdi. 

     Bedri Rahmi 1928'de daha lise öğrencisiyken şiir yazmaya başlamıştır. Şiirlerine, 1933'ten sonra Yeditepe, Ses, Güney, İnsan, İnkılâpçı Gençlik ve Varlık dergilerinde yer verilmiştir. 1941'den başlayarak çeşitli şiir kitapları yayımlanmıştır. Halk edebiyatının masal, şiir, deyiş gibi her türüne karşı duyduğu hayranlık şiirlerine de yansımıştır. Halk dilinden ve şiirinden aldığı öğeleri kendine özgü bir biçimde kullanarak halk diline yaklaşma çabasını sonuna dek götürmüştür. Bu nitelikleriyle şiirleri, resimleriyle büyük bir benzerlik gösterir. Akıcı, rahat bir dille kaleme aldığı gezi ve deneme yazılarında ise sürekli gündeminde olan halk kültürü, halk sanatı konularındaki görüşlerini sergilemiştir. Sanatçımız 21 Eylül 1975'te İstanbul'da öldü.” 

 

- ESERLERİ -

 

Şiir:

 
Yaradana Mektuplar (1941) 
Karadut (1948) 
Tuz (1952) 
Üçü Birden (1953) 
Dördü Birden (1956) 
Karadut 69 (1969) 
Dol Karabakır Dol (1974) 
Yaşadım (1977) 


Gezi ve Deneme:


Cânım Anadolu (1953) 
Tezek (1975) 
Delifişek (1975) 
Resme Başlarken (1977) 

Monografi:

 
Nazmi Ziya (1937) 

Resim:

 
Paris, 1930 
Mustafa Eyüboğlu, 1933 
Yazılı Natürmort, 1936 
Salı Pazarı, 1938 
Eren, 1940 
Nallanan Öküz, 1947 
Düşünen Adam, 1953 
Köylü Kadın (Tren-Yataklı Vagon) 
Karadut Satıcısı, 1954 
Çömelmiş Köylü, 1972 
Ankara'nın Kavakları, 1973 
Mor Takkeli Hacı,1974 
Son Kahve,1975 
Anadoluhisarı 
Çıplak 
Ev İçi 
Han, 1975 

Resim Albümü:

 
Binbir Bedros (1977) 
Karadut (1979) 
Babatomiler (1979)

 

     Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun “Üç Dil” şiiri ile yazıma son vermek istiyorum. Edebiyata açılan dünyanız, şiirle buluşan ruhunuz, renklere bulanan resim sevginiz, samimiyetiniz, okuma aşkınız, insan sevginiz, yaşama sevinciniz ve daha birçok güzellik size şans getirsin.

 

            Üç Dil 

 

En azından üç dil bileceksin
En azından üç dilde
Ana avrat dümdüz gideceksin
En azından üç dil bileceksin
En azından üç dilde düşünüp rüya göreceksin
En azından üç dil
Birisi ana dilin
Elin ayağın kadar senin
Ana sütü gibi tatlı
Ana sütü gibi bedava
Nenniler, masallar, küfürler de caba
Ötekiler yedi kat yabancı

 

  • Bedri Rahmi EYÜBOĞLU 


Bu yazı 1085 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
YUKARI