Bugun...


Elif YAVAŞ


Facebookta Paylaş









YAHYA KEMAL BEYATLI İLE “SESSİZ GEMİ” ŞİİRİ ÜZERİNE
Tarih: 01-11-2019 12:42:00 Güncelleme: 01-11-2019 12:42:00


     Yahya Kemal BEYATLI’nın “Sessiz Gemi” adlı şiirini aranızda ezbere okuyanınız var mı? Öbür dünyaya yol alışın simgesi olan bu anlamlı şiiri okurken siz de çok etkilendiniz mi? “Sessiz Gemi” üzerine konuşmak ister misiniz?

     “Sessiz Gemi” şiirini lise dönemimde 10. sınıfta, haftada bir gün şiir saati yaptığımız dersimizde ezberlemiştim. Öğretmenimiz o geminin şiirdeki sanatsal çağrışımı ve imgelerini açıkladıkça ne kadar etkilenmiştik. Ölüm gemisiyle öbür dünyaya göç edenler gerçekten ahret yolculuğunda dünyada kalanlara ne bir el sallıyor ne de bizlere mektup yazıyorlar. Öbür dünyaya gidip de geri dönen hiç yok. Dünyadaki limanımızdan o sonsuz yolculuğun gemisine yeşil seccade örtülü tabutla yolcu oluruz. Gidiş o gidiş… Sefer yolculuğuna çıkanlar adına oradaki gemiye herkes alınmıyor maalesef, ömür pili bitenler gidiyor sadece. Kefenin cebi olsaydı insanoğlu kim bilir neler doldururdu sonsuz dünyaya yolcu olurken. Yahya Kemal’in o capcanlı sesinden coşkuyla dinlemeliydik aslında bu şiirimizi. Hatırlamak adına buyurun şiirimize yer verelim:

             Sessiz Gemi

Artık demir almak günü gelmişse zamandan,
Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.

 
Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;
Sallanmaz o kalkışta ne mendil, ne de bir kol.

 
Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli,
Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli,

 
Biçare gönüller! Ne giden son gemidir bu!
Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu.

 
Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler;
Bilmez ki giden sevgililer dönmeyecekler.

 
Birçok gidenin her biri memnun ki yerinden,
Birçok seneler geçti; dönen yok seferinden.

 

     2 Aralık 1884'te Üsküp' te (Makedonya Cumhuriyeti) doğdu. 1 Kasım 1958'de İstanbul'da yaşamını yitirdi. Türk şair, yazar, siyasetçi ve diplomattır. Asıl ismi: Ahmed Agâh’tır.

      İlköğrenimini özel Mekteb-i Edep'te tamamlar. 1892'de Üsküp İdadisi'ne girer. Bir yandan da İshak Bey Camii Medresesi'nde Arapça ve Farsça dersleri alır. 1897'de ailesi Selânik'e taşınır. Annesinin ölmesi, babasının tekrar evlenmesi yüzünden aile içinde çıkan sorunlar nedeniyle Üsküp'e döner. Tekrar Selânik'e gönderilir. 1902'de İstanbul'a gelir. Selânik yıllarında "Esrar" takma adıyla şiir yazmaya başlar. İstanbul'da Tevfik Fikret ve Cenap Şahabettin'in şiirleriyle tanışır. İrtika ve Mâlumât dergilerinde "Agâh Kemal" takma adıyla Servet-i Fünun'u destekleyen şiirler yazar.

     Türk şiiri ve Türkçe söz sanatlarını incelemiştir. "Mısra haysiyetimdir" sözüyle şiirde dizenin bir iç uyumla, musiki cümlesi hâlinde kusursuzlaştırılması gerektiğini anlatır.

     Ölümünden sonra yayınlanan eserleri iki bölüm hâlinde değerlendirilir: "Kendi Gök Kubbemiz" ve "Eski Şiirin Rüzgârıyla." Bu iki eser Yahya Kemal'in başyapıtlarını bir araya getirir. Şairimiz şiir dalında oldukça başarılıdır, nesir türünde eserleri de vardır. Başta şiir olmak üzere 20. yüzyıl fikir, kültür ve sanat hayatının önemli simalarındandır. Türk toplumunun Tanzimat'tan bu yana yaşadığı kimlik problemine şiirleriyle cevap üretmeye çalışmıştır.

* İlk şiirlerini Selanik'te "Esrar" mahlası ile yayımlar. Cumhuriyet Dönemi Türk şiirinin en önemli temsilcilerinden biridir. Şiirleri Divan edebiyatı ile modern şiir arasında köprü kurmuş. Fransız şiirine o yıllarda hâkim olan parnasizm mükemmeliyetçiliği, sembolizm musikisi, neo-klasisizmin tarihiliği Yahya Kemal'i ‘öz şiir’e götürecektir.

* Paris'ten döndüğü yıllarda neo-klasisizmin tesiri altındadır. Nitekim bir süre Yakup Kadri ile birlikte Nev-Yunanilik veya Havza Edebiyatı anlayışına bağlı kalır ve bu doğrultuda şiirler kaleme alır.

     Yahya Kemal’in eserlerinde edebiyat yanında siyaset konularına da rastlarız. Yazar ve siyaset adamı olmasının etkisi hayatına ve eserlerine yansımıştır. Bazı şiirlerini inceleme fırsatını bulursanız bunu hissedersiniz. Kendisini en çok şiirleriyle tanıdık. Beyatlı’nın güçlü kalemi aruz ölçüsüyle yazdığı şiirlerle de kendini gösterir, nesir türünde eserleri de vardır. Yahya Kemal hayranları, şairimizin çoğu şiirine hâkimdir ve bir şiir gecesinde mükemmel şiir okuyanlarına rastlayabilirsiniz.

     * "Mısra benim namusumdur." sözü şiirdeki mükemmeliyetçi yaklaşımının yansımasıdır.

Yahya Kemal, "Ok" şiiri dışındaki eserlerini aruzla kaleme almıştır. Aruz konusunda oldukça başarılıdır.

        “Bu dil ağzımda annemin sütüdür.": Türkçeye olan sevgisini dile getirdiği meşhur mısradır.

   Şiir türündeki kitapları: Kendi Gökkubbemiz (1961), Eski Şiirin Rüzgârıyla (1962), Rubailer ve Hayyam Rubailerini Türkçe Söyleyiş (1963), Bitmemiş Şiirler (1976).

         Düzyazı türündeki kitapları: Aziz İstanbul (1964), Eğil Dağlar (1966), Siyasî Hikâyeler (1968), Siyasî ve Edebî Portreler (1968), Edebiyata Dair (1971), Çocukluğum Gençliğim Siyasî ve Edebî Hatıralarım (1973), Tarih Musahabeleri (1975), Mektuplar-Makaleler (1977).

     Yahya Kemal’in “Sessiz Gemi” şiirinde Türk Dili ve Edebiyatı derslerimizde hep ölüm konusuna çağrışım yapan bir şiir diye duyduk ve yorumladık. Sizce farklı duygular ve içinde aşk konusuna çağrışım yapmak amacıyla yazılmış olabilir mi? Yahut bu anlamlı şiir ulvî duygularla bir hanımefendiye ithafen yazılmış olamaz mı? Şiirin hikâyesini küçük bir anı ile aktarıp yazımı bitireceğim. Yaşamınız şiir gemisinde ilerleyen edebî bir sessiz gemi muştusunda yol alsın. Doyumsuz sohbet ortamı sunan bir şiir geminiz olsun. Gün sizinle ay’sın!

     “Yahya Kemal, Nazım Hikmet ve Celile Hanım” üçgenini çoğunuz duymuşsunuzdur. Nazım’ın şiir yeteneğini fark eden annesi, okuldaki hocası Yahya Kemal’den özel ders vermesini ister. Ders için gelen Yahya Kemal ile Celile Hanım kısa süre sonra yakınlaşmaya başlarlar. Nazım Hikmet’in yaşamöyküsünü okursanız olaylara bir de onun gözünden bakarsınız. Bu konuya dair detayları öğretmenlik stajı dönemimde bir arkadaşımız derste çok güzel aktarmıştı. Yahya Kemal’in gelecekte annesinin eşi olabilir endişesiyle Nazım hikmet, öğretmeni Yahya Kemal’e kin tutar. Hocasının annesiyle baş başa kalıp sohbet etmesine bile izin vermez. Kendisi hayattayken evlerine yabancı bir erkeğin adım atmasına bir türlü tahammül edemez.

     Yahya Kemal kıskanç kişiliğinden ötürü bir türlü ilişkiyi ilerletemez. Yakup Kadri’ye: “Bu kadar dile gelmiş kadınla nasıl evlenirim?” der. Evlilik hazırlıklarına başlarken bir mektupla: “Evlenemem.” diyerek aşklarını bitirir. Yıllar sonra Celile Hanım oğlu Nazım hapiste iken onun özgürlüğü için Galata Köprüsü’nde açlık grevine başlar. Yahya Kemal gözleri görmeyen eski sevgilisini görmezden gelerek yanından geçer. “Sessiz Gemi” şiirini de Celile Hanım’a yazdığı söylenir.



Bu yazı 266 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
YUKARI