Bugun...


Hasan YÜCEL


Facebookta Paylaş









DÜŞÜNDÜĞÜN HER ŞEY EDEBİYAT OLUYOR
Tarih: 01-05-2019 11:03:00 Güncelleme: 01-05-2019 11:03:00


     Soğuk, sisli bir Pazar, koltuğa uzan,  üzerine bir örtü al. Sehpa üzerinde, koltuk kenarında, pencere yanında kitaplar.  Bahçede, “güzel ağacım” dediğin ağaç sonbaharın en son rengini vurmuş, yaprakları solup duruyor.  Her mevsim fotoğrafını çektiğin o ağaç  seninle yaşıyor, sen onun renklerinden bin bir anlam çıkarıyorsun.

     Okuduğun Cevdet Bey ve Oğulları’nı, Buddenbrook Ailesi ile karşılaştıracaksın.  Biri 616, biri 719 sayfa, edebiyatın denizleri.  Oya Baydar’ın hüzünlü yazısını okudun, kanserden bir dostunu kaybetmiş.  Kayıplar… kayıplar… kayıplar… yaşam bir kayıplar manzumesi mi? Kendi kendine düşünüyorsun, düşüncelerin boğuluyor, anlatmaya gerek duymuyorsun.  Anlaşılmama yüzünden ne güzellikler kaybolup gidiyor şu sonsuz evrenin boşluğunda. 

     Çıkıp, ellerim ceplerimde dolaşayım diyorsun,  soğukta parkta bir banka oturayım,  yapraklarını döken ağaçlara bakayım. Üstendeki ince battaniyeyi biraz daha çekiyorsun, iyice yerleştiriyorsun.  Yalnız bir kuş, “güzel ağacına” geliyor; artık olgunlaşan küçük meyvelerini kuşlar seviyor. Sen onu uzaktan seviyorsun,  duruşunu, rengini, baharda neşesini, sonbaharda hüznünü.  Çıkıp dolaşsan, gelip geçene, çocuklarını, köpeklerini  gezdiren  insanlara baksan; kafanda onlara ait öyküler yazsan.  Artık parktaki dondurmacı kapattı, köşedeki çiçekçi, küçük bir ısıtıcıyla barakasını bekliyor.  Belki biri, bir sebeple çiçek almaya gelir, bana şöyle bir çiçek ver der.  Çiçekçiden çiçek almak, fırından ekmek almak, simitçiden simit almak, küçük bir çay ocağında taze çay içmek… bunlar senin içini nasıl ısıtıyor.

    Pencereden bakıyorsun, hava puslu, ağaçlar gölgesiz, hayallerin derin.  Çok sevdiğin şey ne? Kitapların önünde durmak, raftan birini çekmek, karıştırmak, yerine koymak, başkasını çekip bir yerinden okuyup bırakmak,  sayfalar arasında eski tanıdıklara rastlamak, bir gül kurusu, bir yaprak, üstüne anlamlı bir söz yazılmış sarı bir kağıt parçası…  İnsanın amacı ne?  Dünyada güzel bir hayat yaşamak, güzel hayatın ışığını görüyorsun. İnsanın hayatta bir yarışa girmesi ne kötü,  oturup kendi güzelliğini dokumak dururken. Herkesin güzellik dokuyacak bir tezgahı var, fakat birçoğu bunun farkında değil. Senin hatırlamaktan hoşlandığın şeyler var.

     Bir Kayseri kışında, ayaklarının altından kar sesi gelirken, İl Halk Kütüphanesi’ne giren çocuklara imrenmek. Şu kütüphanedeki kitapların hepsini okusam dediğini hatırlıyorsun, yanındaki kitaplara bakıp kıvanıyorsun.  Bir de köyde, yağmurlu günlerde, serçelerin saçaklar altına girmelerinden çok hoşlanırdın. Telli pencereden, çamurlar arasında göllenen yağmur sularına bakardın,  uzaktan köpek sesleri gelirdi. Pencereden köyün mezarlığı görünürdü. Eline bir kitap alıyorsun, arasını açıyorsun, koklamak istiyorsun.  İnsanın koku alabilmesi ne güzel şey. Koku da müzik gibi çağrışımlarla dolu,  gönlümüz coşuyor, içimiz kabarıyor.  

     Bazen içerlediğin şeyler oluyor, iyimser ruhun kararıyor.  Düşünmediğin bir şeyin, düşündün sanılması, kast etmediğin bir şeyin, kast ettin sanılması. Kimi zaman bir durumu, bir sözü, bir anlamı açıklamak sana çok zor geliyor; öyle anlarda ebediyen susmak istiyorsun. 

     Hava indikçe ışığın rengi matlaşıyor, bundan çok hoşlanıyorsun, okuduğun kitabı aralayıp, pencereden bakıyorsun, içini çekiyorsun, memnun oluyorsun. İnsan bazen kendi kendine memnun olur, o an, dünyayı sevdiği andır. O zaman hatıralar canlanır, özlemler yoğunlaşır,  insanın ruhunda en güzel iklimler hüküm sürer. 

     Nedir güzellik? İnce bir battaniye, sıcak bir koltuk,  eski bir kitap, sonsuz hayal gücü. Hatırlıyorsun, ekinleri, gülleri, güzel bir kır kahvesini,  denizi, begonvilleri,  uzaktan çektiğin fotoğrafları.  Üzerindeki ince battaniyeyi çekiyorsun, kıvançla nefes alıyorsun,  pencereden bakıyorsun, her şey edebiyat oluyor…



Bu yazı 1024 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
YUKARI