Bugun...


Hasan YÜCEL


Facebookta Paylaş









İNSAN NEYİ GÖREBİLİR?
Tarih: 01-10-2019 11:28:00 Güncelleme: 01-10-2019 11:28:00


Gözler sonsuza baktığı zaman hiçbir şey görmez. Çünkü aradaki nesneler algılanmaz hale gelir, bakan kişi için varlıklarını yitirirler. İnsanın bir şeyi görebilmesi için, gözlerini görmek istediği o şeye odaklaması gerekir. Hiçbir yere odaklanmayan bakış, bize bir şey göstermez.

 

Ünlü İspanyol düşünür Ortega Gasset, "Sanatın İnsansızlaştırılması" adlı yazısının bir yerinde bu durumu açıklar. "Pek basit bir bakış açısı sorunudur bu. Bir cismi görebilmek için görme aygıtımızı belli bir biçimde ayarlamamız gerekir. Eğer görüş ayarımız yerli yerinde değilse, cismi doğru dürüst göremeyiz ya da tümüyle gözden kaçırırız. Okur, bir pencere camı ardından bahçeye baktığını düşünsün. Gözlerimiz öyle uyarlanmıştır ki, görüş açımız camda durmayarak ötesine geçer, dalları, çiçekleri kucaklar. Bakışımızın hedefi bahçe olduğundan, görüş açımız ona yöneliktir, camı hiç görmeyiz, bakışlarımız onu algılamadan aşar geçer. Cam ne denli temizse o denli az görürüz onu. Ama sonra bir çaba gösterip bahçeyi seyretmekten vazgeçerek, bakışlarımızı camda toplayabiliriz. O zaman bahçe gözümüzden kaybolur, ancak cama yapışmış gibi duran bazı karışık renkleri görürüz. Demek oluyor ki, bahçeyi görmek ile pencerenin camını görmek birbiriyle uzlaşmayan iki işlem; biri öbürünü olanaksızlaştırıyor ve ikisi farklı göz ayarları gerektiriyor." Gasset'in son derece basit bir örnekle somutlaştırdığı gibi, herhangi bir nesneyi görebilmek için gözlerimizde birtakım ayarlar yapmamız gerekir. Elbette bu ayarları biz farkında olmandan beynimiz kendiliğinden yapar.

 

Şimdi biz durumu başka bir alanda daha da somutlaştıralım. Fotoğraf makinesi lensleri insan gözü örnek alınarak geliştirmiş aletlerdir. Bu lensler çeşitli durumlara, bakış açılarına göre ayarlanarak istediğimiz nesne üzerine odaklanmamızı sağlarlar. Bizim yukarıda insan gözü için verdiğimiz örnekler, tıpkı fotoğraflardaki alan derinliği özelliğini anlatır. Örneğin bir fotoğrafçı, makinesinde uygun lens varsa, diyaframı sonuna kadar açarak, arkasında sonsuz bir alan olmasına rağmen. Sadece odaklandığı bölgeyi  bize net gösterebilir. Alan derinliği dediğimiz bu bölgenin önünde ya da arkasında kalan nesneler belirsiz (flu) olur. Fotoğrafçılığa birazcık olsun bulaşmış olanlar, bunun ne anlama geldiğini çok iyi bilirler. Bu örnek, gözlerimizin nasıl bir yetenekle donatıldığını da açıkça gösteriyor sanırım.

 

Aslında günlük hayatta böylesi durumlarla çok karşılaşırız, ama bunun nedeninin burada açıkladığımız şey olduğunu düşünmeyiz. Bazen bir tanıdığımız karışımızdan gelir, bize bakarak (Biz, bize baktığını sanırız) selam vermeden, hiçbir tepki göstermeden geçer. Kimi insan buna alınır, hatta kendisini görmeyen o ahbabına, tanıdığına küsenler olur. Hâlbuki o tanıdık, bize bakıyor gözükmesine rağmen, bizi görmemiştir. Yani beyni gözlerine bir ayar vererek bizim üzerimizde odaklanmasını sağlamamıştır. Çünkü o esnada başka şeyler düşünmekle meşguldür. Çeşitli sorunlar içinde dalgınlaşan insan, yerine göre kalabalıklar arasında bile kimseyi görmez

 

İşte olaylara bakış açısı dediğimiz şey de buna benzer. Görmek istemeyen, görmez. Bir şeyi görebilmek, anlayabilmek için önce ona odaklanmak gerekir. Biz buna, anlama niyeti diyoruz. Ancak insanın görme yetisi daha önceden çeşitli koşullanmalarla sınırlandırılmışa, görmek istese bile, göremez. Bu durumda kendi sınırlı yetisiyle gördüklerini gerçek sanır, o "gerçek" yolunda yürür, hizmet eder, tartışır, düşünceleri kabul veya reddeder. İnsanları küçük yaşlarda çeşitli düşüncelere koşullayanlar da, daha sonra onların serbest iradeleriyle düşündüklerini, karar verdiklerini sanırlar. Hatta "biz onları özgür bırakıyoruz, ne istiyorlarsa onu yapsınlar, nasıl düşünüyorlarsa öyle karar versinler" derler. Hâlbuki onların göz ayarları önceden yapılmış, düşünceleri belirli noktalara odaklanmıştır. Gerçekten serbestçe düşünüp karar verebilmesi için, insanın kendi kendine doğal ayar verme yeteneğinin elinden alınmamış olması lazımdır.

 

Bakış açısı, göz ayarı deyip geçmemek lazım, altında ne incelikler var...

KAYNAK: Jose Ortega Y Gasset, Sanatın İnsansızlaştırılması ve Roman Üstüne Düşünceler, YKY, İstanbul, 2012

 



Bu yazı 754 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
154 Okunma
148 Okunma
142 Okunma
133 Okunma
131 Okunma
131 Okunma
128 Okunma
126 Okunma
123 Okunma
122 Okunma
122 Okunma
121 Okunma
403 Okunma
389 Okunma
261 Okunma
248 Okunma
237 Okunma
213 Okunma
208 Okunma
201 Okunma
190 Okunma
187 Okunma
182 Okunma
178 Okunma
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
YUKARI